Takip Edin

SPOR

Yenilgi sonrası Fenerbahçe’de ortalık karıştı! ‘Erol Bulut yerine aday gösterilen Aykut Kocaman’a…’

Bulut doğru hocaya yenildi! – Ercan Güven (Milliyet) Galatasaray mağlubiyeti ardından, Kupa yarı finalini de kaybetmek ile “eyvallah” deyip …

Yayınlanma tarihi

-

Bulut doğru hocaya yenildi! – Ercan Güven (Milliyet)

Galatasaray mağlubiyeti ardından, Kupa yarı finalini de kaybetmek ile “eyvallah” deyip “kapıyı ardından hızla çekmek” arasında bir fark yoktur ama Erol Bulut bardağı taşıran yenilgiyi Aykut Kocaman’ın takımına karşı aldığı için şanslı!..Hiç olmazsa yerine aday gösterilen Kocaman’ın Başakşehir’de yeri sağlamlaştı!Her iki takımın da ağır eksikleri olduğundan çeyrek final çeyrek futbolla başladı Kadıköy’de.Daha da önemlisi her iki takımın hocası için de bu temposuz, savunma ağırlıklı oyun “tercihti”. Çünkü “oyun değil skor maçıydı” Ziraat Kupası çeyrek finali.Yokuş aşağı giden Başakşehir’in yeni hocası Aykut Kocaman zaten oldum olası kontrollü futbol ve pas oyunu isterdi ama üç gün önce kaybettiği derbiyi acilen gündemden kaldırabilecek erken gollü bir yarı finali neden göz ardı etti Erol Bulut, bilinmez.Sağlam kulübe iyi de… Kulübedeki adam maçı çeviremez.

‘Gustavo sakat olmasa o gol olmazdı’

Her şey sanaldı ilk yarı… Top Başakşehir’de gözüküyordu ama kendi sahasında yaptığı paslar artırıyordu bu istatistiği. Fenerbahçe beklerini çizgiye bastırıp alan genişleterek hücuma kalkıyordu, lakin orta sahada sönümleniyor, rakip ceza alanına bile yaklaşamıyordu hücumları.Keçi boynuzunun balı kadar heyecan varsa, o da Başakşehir’den geldi 40 dakika boyunca. Szalai bir olası golü Deniz’in ayağından söküp aldı, Lemos ise Başakşehir’in kontratakla oluşan iki muhtemel golünü son vuruşa gelmeden bitirdi.O Lemos ki, 41. dakikada hem Başakşehir’in golüne zemin hazırlayan hem de kendini attırıp Fenerbahçe’yi on kişi bırakan tam anlamıyla “hata adamdı”!Açık söylemek lazım, Gustavo sakat olmasa, Deniz topu taşırken yetişir ve muhtemelen ne gol olurdu ne de eksik kalırdı Fenerbahçe.

‘Üçlü savunmaya ani geçiş sorun yarattı’

Fenerbahçe soyunma odasına 1-0 mağlup ve on kişi giderken Erol Bulut sıkı sıkı saklayıp yedek kulübesine oturttuğu Osayi’i, Valencia’yı, Mesut Özil’i on kişilik takıma nasıl yerleştireceğini, ne kadar verim alacağını kara kara düşünüyor olmalıydı.Bir şekilde yaptı ve Fenerbahçe Gökhan-Serdar-Szalai’den oluşan üçlü savunmaya döndü. Mesut Özil ise Cisse’nin arkasına geçti. Onbeş dakika sonra etkisiz Ferdi’nin yerine de Valencia’yı sürdü Bulut.Fenerbahçe’nin üçlü savunmaya ani geçişi elbette bazı sorunlar yarattı. Hatta 1-0 öne geçtikten sonra ilk yarıdaki savunmasını daha da tahkim edileceği sanılan Başakşehir, istemeden de olsa Fenerbahçe ceza sahasına daha sık indi.Çünkü mağlubiyetin Kupaya veda anlamına geldiği maçı kazanmaktan başka çare göremeyen Fenerbahçe’de sistem “aile boyu hücum” haline gelmiş ve Szalai bile hücuma katılıyor, arkada büyük boşluklar oluşuyordu.

‘Üç günde ikinci dram’

Savunmaya formatlanmış Başakşehir hücumdayken kendi sahasında bir defa hata yaptı, “sistem değil yetenek oyunu” oynayan Fenerbahçe, Cisse’nin asisti, Valencia’nın şutu ile skoru 1-1’e getirdi.İki uzatma devresi başladığında ilk golü kapattığı köşeden yiyen Harun, önde yakalandığı pozisyonda Gulbrandsen’in ortası kaleye girerken uzanamadı: 1-2…Ardından yaptığı değişikliklerle savunma ve orta sahayı dirileştiren/kemikleştiren Aykut Kocaman hamleleri ve bitmiş Sosa’yı nihayet kenara alan Erol Bulut.On kişi kalmış fiziken bitmiş Fenerbahçe’nin ikinci “zoru” başarıp maçı penaltılara taşıması bile mümkün olmadı; üç günde ikinci dramı yaşayıp Kupa’ya da veda etti Sarı-Lacivertliler.Elbette Fenerbahçe tüm bu tuhaflıkları yaşamadan gücünün ve kalitesinin karşılığını alabileceği şekilde başlayabilir ve bitirebilirdi maçı. Şayet Erol Bulut kulübeye tıktıklarını on kişi kaldıktan sonra değerlendirmeye kalkmasa.Yazık oldu Kupa’ya…

İkisi daha eşit, F.Bahçe değil! – Attila Gökçe (Milliyet)

George Orwell’in Hayvan Çiftliği’nde dile getirdiği “Herkes eşittir, bazıları daha eşittir” deyişi, onun ölümünden sonra (1950) edebiyat, felsefe, sosyoloji ve elbette spor dünyasında sıkça tartışılan retorik halini aldı. Süper Lig’in zirvesine baktığınızda Üç Büyükler’in de şaşılacak bir eşitlikle sıralandığını görüyorsunuz.21 takımlı “topal” ligde üçü de eşit maç sayısıyla (23) buluştukları haftada eşit puanla (48) zirveyi oluşturuyorlar. Dahası, kazandıkları (15), beraberlikleri (3), kaybettikleri maçlar da (5) eşit.Fenerbahçe-Galatasaray (0-1) derbisinden sonra ortaya çıkan bu durum, ister istemez “hangisinin daha eşit” olduğu sorusunu akla getiriyor.Ara transferde “limitlere rağmen” yaptıkları “akıllı” hamleler, maçlardaki oyuncu tercihleri, teknik ve taktik değerlendirmelerin ışığı altında “daha eşit” olan bazılarını arayabiliriz.Bir antrenör dostum, “Beşiktaş’ta Sergen Hoca çok iyi bir kadro oluşturdu. Sabırlı ve ustaca bir çalışmayla takımını (şampiyon adayı) olarak zirveye taşıdı” dedi, “Yine de unutmamak gerekir ki bu ligde her türlü veri, Fatih Terim’in tecrübesi ve ustalığıyla hesaplanmak zorunda.” İkisinin farklı nedenlerle daha ağır bastığını anlattı. O halde daha eşit olanlar Galatasaray ve Beşiktaş!

‘Transferlere rağmen F.Bahçe favori görülmüyor’

Peki Fenerbahçe? Kadıköy’de kulübü yakından izleyenler, yönetim ve Samandıra’daki takımın çalışmalarına tanık olanlar, eşitler arasındaki “en az eşit”in Fenerbahçe olduğunu dile getiriyorlar. Hakça bakarsak, Fenerbahçe’nin, Altay, Luiz Gustavo, Pelkas ve Ozan gibi değerlerinin yanı sıra ara transferde dünya yıldızı Mesut Özil, savunmayı tahkim eden Attila Szalai, O. Samuel ve iç piyasadaki en değerli oyuncu İrfan Can Kahveci’nin katılımıyla çok değerli ve kaliteli bir kadroya sahip olduğunu kabul etmeliyiz. Buna rağmen, Fenerbahçe şampiyonluk hesaplarında “favori” görülmüyor. Derbi sonrası izlenimlerimde, Fenerbahçe’nin Galatasaray’a üç puan kaptırmakla kalmadığı, yanı sıra Erol Bulut Hoca’nın da “güven” erozyonuna uğradığı gerçeğini gördüm. Eleştirenler sahada top koşturanlardan çok Erol Bulut’a yöneliyorlardı. Kendi adıma bir yere kadar bu eleştirilere katılıyorum.

‘İnsanlığı geliştiren en önemli etken “değişim”dir’

Erol Hoca, oyunun akışını değiştirecek hamlelerden uzak görünüyor. Takıma temel öğretileri arasında savunma öncelik kazanır ve başarıya ulaşırken, hücum konusunda aynı başarıdan söz edemiyoruz. Bu tablo önümüzdeki haftalarda gelişebilir. Ancak Samatta, Cisse, Valencia ya da Thiam, attıkları gol sayısı ne olursa olsun, rakibi tehdit edecek golcüler değiller. Fenerbahçe, İtalyanların “punta” diye tanımladığı klasik golcü “santrfor” tipine sahip değil. Buna karşılık çok güçlenmiş, oyunun her yönünü taşıyıp yönetecek kapasitede zengin bir orta alana sahip… Onca değerli oyuncuyu oynatmak, bütünüyle baskılı, sonuç alan, verimli bir takıma dönüştürmek olanaksız değil. Fenerbahçe, “eşitler arasındaki en az eşit” konumundan “en öncelikli, en daha” eşit pozisyonuna geçebilir. İnsanlığı geliştiren en önemli etken “değişim”dir. Spor da öyle… Sahadan salona, pisinden piste, minderden ringe kadar onca mücadele “eşitlikleri bozmak”, “değiştirmek” için, değil mi!

Pas eksik pres eksik – Mehmet Demirkol (Fanatik)

Sosa ve Ozan’ın merkezdeki pas performansı Başakşehir’i enine genişletecek bir hıza ulaşamadı. Pelkas’ı aradılar. Szalai dışında ilk yarıda araya pas atan kimse olmadı. 10 kişi kalmışken 3’lü savunmayla hem de Mesut’la oyuna başlamak cesurcaydı.Eksik pas ve eksik pres… Fenerbahçe’yi zor hücum eden bir takım yapan bu. Başakşehir kendi yarı alanına yerleşip iki kanatta Fernandes ve Deniz’i kaçırmak üzerine bir plan yapmıştı. Fenerbahçe ise 4-4-2 diyebileceğimiz bir dizilişle sahadaydı. Sosa ve Ozan’ın merkezdeki pas performansı Başakşehir’i enine genişletecek bir hıza ulaşamadı. Pelkas’ı aradılar.

‘Harun’un hataları ve eksik kalmak…’

Szalai dışında araya pas atan kimsenin olamayışı, stoper bek arasına bir tek top dahi atılmadan ilk yarının bitmesine neden oldu. Aynı şekilde kaptırılan toplarda presin her seferinde geç kalışı rakibin pas yapmasına, buna bağlı olarak da özellikle savunmadaki oyuncuların kendilerini garantiye almak için geri atmalarına yol açtı. Takımın boyu uzadı. Harun’un hatalarıyla birlikte eksik de kalınca iş zorlaştı. Bir pas otomatiği ve buna bağlı olarak da anında pres olmayınca zor… 1 saniye geç kalmak hem savunmada hem hücumda çok büyük açıklara yol açıyor.

Kocaman oyunu kilitledi

10 kişi kalmışken 3’lü savunmayla hem de Mesut’la oyuna baºlamak cesurca. Ancak yine hem pas hem pres eksik kalınca niyet edilen baskı oyunu istenen seviyeye çıkamadı. Yine de Ozan ve Sosa’ya Mesut’un katılışı, Szalai’nin sürekli olarak ileri çıkışı pas kaynak ve opsiyonunu artırdı. Tabii Valencia ve Osayi-Samuel’in yarattığı tehdit de Başakşehir’in dert edinmesi gereken şeyler listesini uzattı. Ancak Fenerbahçe’de yorgunluk da başlayınca hızlı çıktılar. Harun yine hata yaptı. Ve Aykut Kocaman da elindeki tüm stoperleri saha sürüp oyunu kilitledi.

Kocaman uyarı – Faik Çetiner (Fanatik)

Erol Bulut rotasyon yapıp Harun, Lemos, Ferdi, Sinan Gümüş, Cisse ve sakatlıktan dönen, Gökhan ile derbide oynatmadığı için eleştirilen Thiam’ı ilk 11’de sahaya sürmüştü. Mesut Özil yine kulübedeydi. Aykut Kocaman’ın ekibi her zaman olduğu gibi bol pas yaparak oyunu soğutuyor, rakibin açıklarını kovalıyordu. İlk bölümde Fenerbahçe’den ne organize bir atak, ne de kaleyi bulan bir şut görmedik. Gustavo olmayınca Ozan Tufan ve Sosa da zorlanıyor. Sinan, Cisse, Ferdi ve Thiam rakip kaleye yaklaşmayı bile beceremiyorlardı. Deniz Türüç’ün şahsi gayreti, hakemin avantaj uygulamasıyla Fernandes’in golü geldi. Harun kapattığı köşeden golü yemiş, Lemos da atağı kesme uğruna kırmızıyı görmüştü.

‘Erol hocaya son ciddi uyarı’

Oyunun ikinci bölümünde etkili ayaklar Mesut, Samuel ve Valencia girince sahadaki görüntü değişti. Fenerbahçe 3’lü defans ve çok adamla 10 kişi ile maçı rakip alana yığdı. Valencia ile golü de buldu. Golden sonra Başakşehir uyandı, rakibinin üzerine gitmeye başladı. Uzatmanın ilk bölümünde de Guldbrandsen’in orta şut karışımı vuruşunu Harun seyredince işin sonu belli oldu. Yanlış tercihler, yanlış planlarla Fenerbahçe kupaya veda ederken, Aykut hoca eski takım arkadaşını bir defa daha uyarmış oldu. Bakalım Erol hoca bu son ciddi uyarıyı da dikkate alacak mı?

Gecenin sorusu

Kupa’da Karacabey ile oynarken Fenerbahçe’nin kalesinde Altay vardı. Başakşehir çeyrek final maçında ise kale Harun’a teslim edilmişti. Hangisi doğru, hangisi yanlış?Maçın starı120 dakika adeta dinamo gibi çalıştı. Gelen turun başrol oyuncularından biri şüphesiz Azubuike oldu.Maçın olayı1996 yılında Fenerbahçe , Trabzon’da kazanıp şampiyonluğu yakalarken, galibiyet golünün asisti Erol Bulut’tan, vuruş Aykut Kocaman’dan gelmişti. O maçın kahramanları dün teknik direktör olarak birbirlerine rakip oldular.Kısa mesajBaşakşehir kupa maçında gördük ki, kaleci Altay Fenerbahçe için çok önemli bir oyuncu. Çünkü Harun bekleye bekleye sanki kaleciliği unutmuş gibi.

Kırmızı kart doğru – Deniz Çoban (Fanatik)

Fırat Aydınus, Başakşehir’in golünden önce Lemos’un Deniz’e faulünde güzel bir avantaj oynattı. Sonra Lemos’a sarı verdi ancak VAR uyarısıyla kartın rengi kırmızıya döndü. Çünkü rakibi yaralayıcı müdahale vardı.Başakşehir’in kazandığı ilk gol öncesi Fırat Aydınus güzel bir avantaj oynattı ve ardından gol geldi. Aydınus, golden sonra Mauricio Lemos’a sarı kartını gösterdi. Oysa Lemos’un rakibi için yaralayıcı olacak bir müdahalesi vardı. Kramponunun vidalarıyla, rakibinin baldırına şiddetli bir darbede bulunmuştu. VAR devreye girince, Aydınus pozisyonu kenarda izledi ve doğru bir kırmızı kartla Lemos’u oyundan ihraç etti. 102. dakikada Fırat Aydınus, Serdar Aziz’e rakibini engellediği için endirekt serbest vuruş kararı sonrası sarı kart gösterdi.

Serdar atılmalıydı

Muhammed Serdar’dan kurtulsa kaleciyle karşı karşıya kalacaktı. Kartın rengi sarı değil, kırmızı olmalıydı. Bu bir bariz gol şansıydı. Verilen kararın direkt ya da endirekt serbest vuruş olmasının önemi olmaksızın bariz gol şansı durumlarında kırmızı kart çıkmalıdır. Fenerbahçe’nin penaltı beklediği pozisyonda ise Valencia, rakibinin ayağına basarak düşüyor. Devam kararı doğru.

En zayıf halkan kadar güçlüsün! – Gürcan Bilgiç (Sabah)

Tek maçlık oyunun en önemli planı az hata ile dakikalara devam etmek. Tempoyu ayarlarsın, topun sende kalmasını sağlamaya çalışırsın, top rakipteyken yardımlaşırsın ve “o anı” beklersin. Mecburi rotasyonlar ile iki takım da yedek kulübesinden takviyeyi aldılar. Devre bittiğinde iki takım adına da sahadakilerin neden “yedek” kulübesinde olduğu da ispatlandı.Orta sahadaki bir top kaybı ile Başakşehir fırsatı Deniz Türüç ile yakaladı.Fernandes golü attığında Aykut Kocaman’ın beklediği “o an” sayısı üç olmuştu. Sosa kaptırdı, Lemos kırmızıyı gördü, Harun kapattığı köşeden golü yedi.İyi oyuncu olmak ile “büyük takım” futbolcusu arasındaki farkı gösterdi Lemos ile Harun. Normal darbe ile düşüreceği rakibi, sakatlayacak kadar sertleşmenin açıklaması en hafifi ile acemilik. Başka sıfatlar yakışmaz bize.

‘Harun son sözü kimseye bırakmadı’

Erol Bulut üçlü defansa döndü, Mesut, Samuel, Serdar hamlelerini yaptı, Gökhan’ı sağ stopere aldı. Bir fazla olması gereken rakibi, artan forvet sayısı ile arkada dört kişi bekletip, sahadaki oyuncu sayısını da eşitledi. Sonrası; sabır ve yetenek. Gözler Mesut Özil’in üstündeydi elbette. Yeteneği değil, mücadeleyi gerektiren 45 dakikada oyuna girmesi de ayrı bir şanssızlık. Yine de rakip gözünü üstüne dikti, o sahanın her yerinde topu aradı, rakibi gözledi. Valencia’nın skoru eşitlemesi ile, iki takım kaygan zemine geri döndü.İki teknik adamın satrancında, bir piyon; Harun Tekin son sözü söylemeyi kimse bırakmadı. Eksik kalmasına rağmen Fenerbahçe takımı canı burnunda oynadı ama en zayıf halkan kadar güçlüsün.Kupa’daki yolu bitti Fenerbahçe’nin. Bu başarısızlığı, sıkışık fikstürde nefes alma zamanı olarak avantaja çevirebilecek mi ? Göreceğiz…

Klişelere tokat gibi bir maç! – Bülent Timurlenk (Sabah)

Sokakta oynasalar kaldırımlar dolar… Tribünler boş olsa da milyonların nefesini tuttuğu bir derbiden mağlup ayrılan F.Bahçe’nin yaşadığı travmayı telafi edeceği maç elbette ki ligdeki Karagümrük deplasmanıdır. Aynı, Karagümrük’e mağlup olup düşme hattının kenarındaki Aykut Kocaman’ın bir an önce tehlikeli bölgeden uzaklaşmasını istemesi gibi. Dün iki teknik adama bakınca kimin geçiş oynayacağı belli değildi. Geriye düşen ve 10 kişi kalan F.Bahçe’nin oyunu kendi sahasında kabul edip beraberlik sayısını bulması aslında son haftaların tartışmalarına bir gönderme. Kocaman’ın takımında İrfan’ın gidişi, Visca’nın sakatlığı ile Başakşehir, Mazhar-Fuat’sız Özkan gibi! Açık havada konser veren bir müzisyenin otel lobisinde piyano başında şarkı söylemesi gibi… Her şeye rağmen kadro derinlikleri var.

‘3 sene önce yine Kocaman taktiği…’

Dün uzatma dakikalarında da Gulbrandsen’in kaliteli vuruşu ile bunu kanıtladılar. Mesut Özil, Arsenal’in idman temposundan geldi. Evet maç eksiği var, ama bu da oynamadan giderilmez. Dün ilk 11 başlayabilirdi. Mesut için asıl problem son 11 yılda Real Madrid ve Arsenal’de sağında solunda, önünde arkasında oynayan adamların kalitesi. Hepsi kendisi kadar usta müzisyendi. En fazla bir akort ayarı gerekiyordu. Doğrusu F.Bahçe’de maç eksiğinden daha çok çekeceği sorun budur. 3 sene önce Şubat 2018’de F.Bahçe, Başakşehir’i deplasmanda mağlup ederken topa %40 sahip olmuş, geçiş oynamış, Aykut Kocaman’ın taktiği Abdullah Avcı’nın oyununu şah mat etmişti. Aynı Aykut Kocaman dün akşam F.Bahçe’nin başında topa sahip olmamakla suçlanan ve eleştirilen Erol Bulut’u devirip kupadan eledi. Sadece bu gerçek Türkiye’deki bütün futbol klişelerine atılan bir tokattır.

250 TL’ye varan hoş geldin bonusu Misli.com’da

Kaynak: Milliyet

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SPOR

Galatasaray, Marcao ve Luyindama’nın menajerleriyle görüşmelere başladı!

Sarı-Kırmızılılar, sözleşmeleri önümüzdeki yaz bitecek olan Marcao ve Luyindama’nın menajeriyle de masaya oturdu. Avrupa’dan önemli talipleri …

Yayınlanma tarihi

-

Sarı-Kırmızılılar, sözleşmeleri önümüzdeki yaz bitecek olan Marcao ve Luyindama’nın menajeriyle de masaya oturdu. Avrupa’dan önemli talipleri olan iki futbolcu konusunda pazarlıkta elinin zayıflamasını istemeyen yönetim kısa süre içinde sözleşmeleri uzatmak istiyor.

Marcao ve Luyindama’nın maaşlarına önemli bir zam da yapılacak. Alınan bilgilere göre 850 bin Euro garanti ücret alan Marcao’ya 1.5 milyon Euro teklif edilecek. 1 milyon 50 bin Euro maaşı olan Luyindama’nın da 1.5 milyon Euro’dan yeni sözleşme imzalaması hedefleniyor.

Fatih Terim’in savunmadaki çok önemli kozu olan iki futbolcuya da 2025’e kadar sözleşme uzatma teklifi yapılacağı belirlendi.

Kaynak: Milliyet

Devamını oku

SPOR

Beşiktaş’ta son dakika Rosier gelişmesi!

24 yaşındaki oyuncu için Siyah-Beyazlı yönetiminin ilk olarak Portekiz kulübüne 1 yıllık daha kiralama teklifi sunacağı öğrenilmişti. Ancak …

Yayınlanma tarihi

-

24 yaşındaki oyuncu için Siyah-Beyazlı yönetiminin ilk olarak Portekiz kulübüne 1 yıllık daha kiralama teklifi sunacağı öğrenilmişti. Ancak Beşiktaş bir yandan da bonservis için görüşmelerini sürdürdüğü ortaya çıktı.

Beşiktaş Yönetimi, Fransız sağ bek Rosier için Portekiz kulübü Sporting Lizbon ile pazarlık masasında… 24 yaşındaki oyuncu için Siyah-Beyazlı yönetiminin ilk olarak Portekiz kulübüne 1 yıllık daha kiralama teklifi sunacağı öğrenilmişti. Ancak Beşiktaş bir yandan da bonservis için görüşmelerini sürdürdüğü ortaya çıktı. Portekiz medyasında yer alan haberde Beşiktaş’ın S.Lizbon’a 2.5 milyon Euro teklif ettiği yazıldı.

Kaynak: Milliyet

Devamını oku

SPOR

Fenerbahçe’de şubat kâbusu devam ediyor!

Bu sezon şubat ayında kupada Başakşehir’e elenen F.Bahçe, Süper Lig’de de sahasında G.Saray ile Göztepe’ye mağlup oldu ve ağır darbe aldı. Sarı …

Yayınlanma tarihi

-

Bu sezon şubat ayında kupada Başakşehir’e elenen F.Bahçe, Süper Lig’de de sahasında G.Saray ile Göztepe’ye mağlup oldu ve ağır darbe aldı. Sarı-Lacivertliler, geçen sezon şubat ayında ligde oynadığı 5 maçta Trabzonspor, Ankaragücü ve G.Saray’a yenilmiş, Alanyaspor ve Antalyaspor ile berabere kalarak toplam 13 puan kaybetmişti.

NEREDESİN GUSTAVO

Hatay deplasmanında sakatlanan Gustavo’yu F.Bahçe mumla aradı. Brezilyalı yıldızın yokluğunda F.Bahçe zirvede 3 puan öndeyken şimdi 3 puan geriye düştü. Kupaya da veda etti.

FENER EVİNDE GOLÜ UNUTTU

Fenerbahçe, Kadıköy’de son 300 dakikada 1 gol attı. Bu maçlarda F.Bahçe, G.Saray ve Göztepe’ye gol atamazken, kupada Başakşehir’e Valencia ile 1 gol attı.

Kaynak: Milliyet

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR