Takip Edin

EKONOMİ

“Yağlı tohumlar ‘stratejik ürün’ olsun; üretimi ve ihracatı artıralım”

Türkiye’de üretilen yağlı tohumların yüzde 90’ının, ayçiçeği olduğunu söyleyen İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri …

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’de üretilen yağlı tohumların yüzde 90’ının, ayçiçeği olduğunu söyleyen İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Yönetim Kurulu Üyesi Semir Özgentürk, “Üretimi ve ihracatı artırmak için, yağlı tohumlar stratejik ürün olmalıdır. Türkiye’nin geleceği tarımsal üretimde gizli” dedi.Koronavirüs salgınıyla Türkiye’nin tarım ve gıdada yeni projeler hayata geçirdiğini dile getiren İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Yönetim Kurulu Üyesi Semir Özgentürk, Türkiye’nin potansiyeline dikkat çekerek, ihracatta çizilmesi gereken yol haritasına yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin geleceğinin tarımsal üretimde gizli olduğunu söyleyen Özgentürk, Türkiye’nin Ayçiçek tohumu üretiminin Afrika ve Ortadoğu ülkelerine yaptığı ihracatına da bakılarak 2 kat artırıp, 3 milyon tonun üzerine çıkarması gerektiğini anlattı.
300 BİN TON HAM AYÇİÇEK YAĞI TİCARETİ YAPILDI
Ayçiçek yağı maliyetinin aşırı yükselmesine tedbir olarak; 18 Nisan’da Resmi Gazete’de yayımlanan yeni mevzuata göre ayçiçeği tohumu ve yağının vergisinin mayıs, haziran ve temmuz sonrası olmak üzere belirli bir kademede düşürüldüğünü kaydeden Özgentürk, “Bununla birlikte nisan ve mayıs aylarında toplamda 300 bin ton ham Ayçiçek yağı ticareti gerçekleştirildi. Bu miktar ülkemizi ağustos ayında beklenen yeni hasada taşımaya yeterlidir” dedi.
Salgın sürecinde yerli üretimin önemini bir kez daha anlamış olduklarını belirten Özgentürk, “Yağlı tohumlar ‘stratejik ürün’ olmalıdır.  Ülkemizde istenilen miktarın üretilmemesi için herhangi bir kaynak sıkıntımız bulunmamaktadır. Doğru bir üretim planlaması ve münavebe ile üretimi fazlalaştırmak için hem çiftçilerimizin sayısını hem de ekilebilir tarım arazisini artırmalıyız. Böylelikle kazanan çiftçilerimiz tekrar ekim yaparak sürekliliği sağlayacaktır. Artık bu süreç ve sonrasında ülkemizin ana gündemi yerli üretimi artırmak olmalıdır” diye konuştu.
GIDA SEKTÖRÜ KALICI DEĞİŞİKLİKLERE UĞRAYACAK
Gıda sektörünün pek çok açıdan kalıcı değişikliklere uğrayacağını düşündüğünü ifade eden Özgentürk şunları söyledi:
“Sağlıklı beslenme ve bağışıklık sistemini güçlü tutmaya odaklanmak sektörün tüm iç dinamikleri etkileyecek. Mesela, ambalajlı ürünlerin tüketim oranları artarken, paketli görmeye alışık olmadığımız gıdalar da paketli olarak satılmaya başlayacak. Bunun ise en önemli sebebi hijyen olacak. Sadece raf ürünlerinin değil, çabuk hazırlanan (fast food) gıda ve eve sipariş sunumlarının da bu eğilime paralel değişeceğini düşünüyorum.”
TÜKETİCİLER SAĞLIKLI ÜRÜN ARZI YAPAN ÜRETİCİLERE YÖNELMELİDİR
Gıda güvenliğini yakından ilgilendiren tağşiş konusunun zaman zaman gündeme geldiğine dikkat çeken Özgentürk, “İç piyasada bazı firmalar özellikle Ayçiçek yağı ile soya yağı, kanola yağı ve aspir fiyatları arasındaki fiyat farklarının yüksek olduğu ülkemizde en çok tüketilen Ayçiçek yağına daha ucuz olan yağları karıştırarak haksız rekabete sebep oluyor. Bu durum zeytinyağında da geçerli. Tarım ve Orman Bakanlığı taklit ve tağşiş yapan firmaları yayınlıyor. Tüketiciler tarımı destekleyen ve piyasaya sağlıklı ürün arzı yapan üreticilerden alışveriş yapmalılar. Tağşiş, düzgün üretim yapan sanayicinin rekabet gücünü kırarken, tüketicinin de yanılmasına neden olmaktadır” ifadelerini kullandı.
YAĞLI TOHUM ÜRETİMİ İÇİN YOL HARİTAMIZ BELLİ
İHBİR olarak ülkemizin yağlı tohum üretimi ve ihracatı hedeflerine kısa sürede ulaşması için belirli bir yol haritalarının olduğuna dikkat çeken Özgentürk, “Geleceğe umutla bakmak için tarımsal üretimi artırmaktan başka bir seçenek görünmüyor. Özellikle tarıma yatırım yapmak isteyen dünya trendlerini takip eden genç bir kesim var. Onların da motivasyon ve çalışma arzusu ile orta vadede arzuladığımız hedeflere ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Bu süreçte İHBİR olarak ihracatçı üyelerimize her daim kolaylıklar sunmaya devam ediyoruz. Veri tabanı iş birliği anlaşmamız sayesinde her hafta talepler doğrultusunda belirlenen en iyi firmaların iletişim bilgileri üyelerimizle paylaşılıyor. Ülkemizin ihracat hedeflerine ulaşmak için hep birlikte çalışmaya devam ediyoruz” dedi. 

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EKONOMİ

Dolar 3 haftadır 6.85 civarında

Piyasalar koronavirüsle ilgili gelişmeleri takip etmeye devam ediyor. Dünya genelinde açıklanan yeni vaka sayıları, salgında ikinci dalga …

Yayınlanma tarihi

-

Piyasalar koronavirüsle ilgili gelişmeleri takip etmeye devam ediyor. Dünya genelinde açıklanan yeni vaka sayıları, salgında ikinci dalga endişelerini artırmış durumda.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına ilişkin haber akışının gündemin odağındaki yerini koruduğunu belirten analistler, teknik açıdan dolar/TL’de 6.83-6.86 aralığının öne çıktığını kaydetti.

Kaynak: Sputnik TR

Devamını oku

EKONOMİ

Koronavirüs etkisiyle temassız ödeme 3 kat arttı

Koronavirüs salgını insanların alışveriş ve ödeme alışkanlıklarını değiştirdi. Bu dönemde geçen yıla göre, ATM’lerden nakit çekim oranı yüzde 14 …

Yayınlanma tarihi

-

Koronavirüs salgını insanların alışveriş ve ödeme alışkanlıklarını değiştirdi. Bu dönemde geçen yıla göre, ATM’lerden nakit çekim oranı yüzde 14 düştü. Temassız ödemeye ise ilgi 3 kat arttı. 5 milyon kart, internetten alışverişlerde ödemeye açılırken 2 milyonu ilk kez kullanıldı. 

Elektronik para kuruluşu Pay Fix, koronavirüsün insanların alışveriş, tüketim ve ödeme araçları üzerindeki etkisini ortaya çıkarmak için bir araştırma yaptı. Buna göre, Covid-19 salgın sürecinde Türkiye’de kartlı ödeme tercihleri geçen yıla göre 3 kat arttı. Bunun yanı sıra ATM’lerden nakit çekim oranı ise yüzde 14 düştü.

Pay Fix Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Erhan Yazgan, müşterilerin değişen alışkanlıklarına dair gözlemler yaptıklarını söyleyerek araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi. Yazgan, elle temas edilen kâğıt paranın, plastik kartların, ATM’lerin ve pos cihazlarının, virüs tehdidi yüzünden insanların tedirginlikle kullandığı ödeme araçları haline dönüştüğünü dile getirdi.

Koronavirüs sürecinde temassız finansal teknolojilerin ön plana çıktığını belirten Yazgan, “Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sözcüsünün geçtiğimiz günlerde “temassız ödeme yöntemlerini tercih etmek daha iyi bir fikir” sözleri nakitsiz bir ekonominin pratikliğinin yanında sağlık için de en uygun model olduğunu göstermektedir. Türkiye’de ise bu süreçte nakit yerine temassız ödemeleri tercih edenlerin sayısında hızlı bir artış gözlendi. Kartlı ödeme tercihleri geçen yıla göre 3 kat artmış durumda. Bunun yanı sıra ATM’lerden nakit çekim oranı ise yüzde 14 düşmüş durumda. Temassız ödemeye ise ilgi, salgın sürecinde geçtiğimiz senelere oranla 3 kat arttı” dedi.

İnternetten alışveriş yapma seçeneğinin, evde kalma zorunluluğu ile daha çok tercih edildiğini vurgulayan Yazgan, “BKM verilerini baz alarak yapmış olduğumuz araştırmalarda, 2 milyon kartın ilk kez internetten ödemelerde kullanıldığı görüldü. Pandemi döneminde 5 milyon kart ise, internetten ödemeye açıldı. Alışverişlerde mobil cihaz kullanımı da ciddi oranda arttı” diye konuştu.

İnsanların yaşam şeklini, iş hayatını ve ödeme alışkanlıklarını değiştiren koronavirüsle gelen gelişmelere hızlıca uyum sağladıklarını söyleyen Yazgan, “Bu kapsamda dijital cüzdan ile müşterilerimize internet üzerinden birkaç saniyede hesap açacak kadar kolay ve cep telefonu ile her yere taşıyabileceği, pratik bir ödeme hizmeti sunuyoruz. Bilgisayardan ya da mobilden yaptığımız temassız dijital ödemeler, artık gündelik hayatımızın rutin davranışları haline çoktan geldi. Dünyanın yaşadığı Covid-19 salgını ile yeni nesil ödeme sistemleri, dijital cüzdanlar ve dijital ödeme sistemleri yarının dünyasının artık kaçınılmaz bir gerçekliğidir” ifadelerini kullandı.

Devamını oku

EKONOMİ

Veysel Eroğlu Barajı ekonomiye yılda 2.8 milyar lira katkı sağlayacak

Mardin, Diyarbakır, Siirt, Batman, Şırnak illerini kapsayan Ilısu Barajı (Veysel Eroğlu Barajı) elektrik üretmeye başladı. Cumhurbaşkanı Recep …

Yayınlanma tarihi

-

Mardin, Diyarbakır, Siirt, Batman, Şırnak illerini kapsayan Ilısu Barajı (Veysel Eroğlu Barajı) elektrik üretmeye başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından adı ‘Veysel Eroğlu Barajı’ olarak değiştirilen tesisin 4 ay içerisinde tam kapasiteye ulaşacağı ve Türkiye ekonomisine yılda 2,8 milyar lira katma değer sağlayacağı öğrenildi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mardin, Diyarbakır, Siirt, Batman, Şırnak illerini kapsayan Ilısu Barajı’nın açılışını 19 Mayıs’ta düzenlenen törenle yapmıştı. Erdoğan, tarafından adı ‘Veysel Eroğlu Barajı’ olarak değiştirilen tesisin birinci tribünü elektrik üretmeye başladı.

“BU BİR BAŞARI HİKAYESİDİR”
Projenin konsorsiyum ortaklarından Cengiz İnşaat Su Yapıları Direktörü İbrahim Yavrucu, tesisin hikayesini anlattı. Barajın, 1950 yılında hayal edildiğini aktaran Yavrucu, “1982 yılında projesi çizilen, resmi işe başlama tarihi 2008 olan proje birçok zorluk aşılarak hayata geçirildi. Sürecin içinde olan bir kişi olarak şunu rahatlıkla ifade edebilirim ki bu proje, sıradan bir baraj inşaatı değildir. İşçisinden mühendisine, konsorsiyum ortaklarından devletin en tepesindeki isme kadar herkesin elini taşın altına koyduğu bir başarı hikayesidir” dedi.
“BÜYÜK EMEK VE ÇABA GÖSTERİLDİ”
2007-2015 yılları arasında Ilısu Barajı Proje Müdürü olarak görev alan Yavrucu, “2004 yılında içinde yabancı ve Türk şirketlerin yer aldığı Ilısu Konsorsiyumu proje ile ilgili çalışmalara başladı ve 2007 yılında DSİ Genel Müdürlüğü ile sözleşme imzalandı. Resmi olarak işe 2008 yılında başlanmasına rağmen çok kısa sürede yabancı firmaların üçü konsorsiyumdan çekildi. Proje doğal olarak finansman açısından sorun yaşadı ve bir yıl projede hiçbir çalışma yapılmadan durma noktasına geldi. Bu noktada Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Cengiz projenin devam etmesi için çok büyük çaba gösterdi, emek verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da önderlik etti ve projeye sahip çıktı. Halk Bankası, iptal olan kredilerin yerine yeni kredi sağladı. Ardından da proje hızlı bir şekilde ilerledi. 2017 yılında büyük bölümü tamamlanan projede, 2019 yılında da su tutulmaya başlandı” diye konuştu.
Gövde hacmi bakımından Atatürk Barajı’ndan sonra Türkiye’nin en büyüğü olduğunu söyleyen Yavrucu, “Altı tribünden ilki 19 Mayıs’ta enerji üretmeye başladı. Yaklaşık ekim ayı gibi 6 tribün de devreye girmiş olacak ve günlük 7 milyon liranın üzerinde Türk ekonomisine katkı sağlayacak. Bir başka ifadeyle yıllık 2.8 milyar lira gibi bir üretim değeri olacak” ifadelerini kullandı.
BARAJIN MAALİYETİ; 18 MİLYAR LİRA
Enerji üretimi açısından Türkiye’nin en büyük dördüncü barajını inşa ettiklerini dile getiren Yavrucu, “Baraj Gölü; Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Batman ve Mardin illeri sınırları içinde kalan devasa bir proje. Proje kamulaştırmalarla birlikte yaklaşık 18 milyar liraya mal oldu. Sadece barajın inşası için yaklaşık 1 milyar 250 milyon Euro harcandı. Proje alanında kültürel varlıkların araştırılması ve gerekli yerlerde kazı yapılması için yaklaşık 200 arkeolog çalıştı ve ortaya çıkan tarihi eserler Batman ile Mardin Müze’lerine yerleştirildi. Zeynel Bey Türbesi, İmam Abdullah Türbesi ve Zaviyesi, Artuklu Hamamı, Orta Kapı, Kızlar Cami, Er-Rızk Cami ve Süleyman Han Cami Minaresi olmak üzere toplam 7 adet tarihi eser baraj gölü alanından çıkarılarak Yeni Kültürel Park Alanı’na nakledildi. İnşaat ve işletme aşamalarında gerekli güvenliğin sağlanması için 5 komando bölüğü sıfırdan inşa edilirken 2 karakolun da güçlendirme çalışması yapıldı. Kısaca Ilısu yeni adıyla Veysel Eroğlu Barajı, bir barajdan çok daha fazlası” dedi.

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR