Takip Edin

POLİTİKA

Sevilla Haritası ne anlama geliyor? Sevilla Haritası neden önemli?

Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Ankara’da Funda Görey ve Ahmed Arpat’ın sorularını yanıtladı. Yayında Sevilla Haritası’nı …

Yayınlanma tarihi

-

Geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Ankara’da Funda Görey ve Ahmed Arpat’ın sorularını yanıtladı.

Yayında Sevilla Haritası‘nı gösteren Çavuşoğlu “Biz anlattıkça AB üyeleri haklılığımızı görmeye başladı. Sevilla haritasından vazgeçilmezse gerginlik bitmez. Kendine güvenen ülkeler önşartsız masaya oturur. İki komşu ülke doğrudan görüşebilir. Ama ön şartlarda diretirse biz de ön şartlar koyarız” demişti.

SEVİLLA HARİTASI NEDİR?

Türkiye ve Yunanistan arasındaki Doğu Akdeniz gerginliğiyle gündeme gelen Sevilla Haritası, 2007 yılında Sevilla Üniversitesi’nde, bir akademisyen olan Juan Luis Suares de Vivero adındaki bir akademisyen tarafından hazılanan “Atlas de la Europa Maritima – Avrupa Denizler Atlası” adlı bir kitap yayınladı.

Kitapta yer alan haritanın orijinalinde Türkiye’yi de ilgilendiren alanlara bakıldığında, Ege ve Akdeniz’de deniz yetki alanlarını “varsayımsal ortay hat” yöntemi ile çizildiği ifade edilmektedir. 

Bu haritanın iddiasına göre, Meis Adası’ndan başlayan Yunan kıta sahanlığı güneye doğru Akdeniz’in ortasına kadar iniyor.

KITA SAHANLIĞI NEDİR?

Ülke kıyılarına bitişik olan ve 200 metre derinliğe veya bu sınırın ötesindeki su derinliğinin doğal kaynaklarının işletilmesine elverişli olduğu noktaya kadar kara sularının dışında kalan deniz altı bölgelerinin deniz yatağı ve toprak altı kesiminin bütününe kıta sahanlığı deniyor.

ABD ANKARA BÜYÜKELÇİLİĞİ AÇIKLAMA YAPTI

Sevilla Haritasıyla ilgili Twitter üzerinden açıklama yapan ABD Ankara Büyükelçiliği “Sevilla Haritası” adlı harita ile ilgili olarak bugüne kadar Türk basınında çok sayıda görüş yer almıştır” notuyla aşağıdaki açıklamayı paylaştı.

Kaynak: NTV

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

POLİTİKA

Akşener’in ‘Biden’ ve ‘Haziran’ vurgulu erken seçim çağrısı: Bir şeyler mi planlanıyor?

2018 yılında düzenlenen genel seçimlerin ardından Türkiye seçimsiz bir döneme girmişti. Bir sonraki seçimin 2023’te düzenleneceği Türkiye’de …

Yayınlanma tarihi

-

2018 yılında düzenlenen genel seçimlerin ardından Türkiye seçimsiz bir döneme girmişti. Bir sonraki seçimin 2023’te düzenleneceği Türkiye’de, son zamanlarda muhalefet partileri, hemen hemen her gün erken seçim çağrılarında bulunmaya başladı.

Bu çağrılar son günlerde beklentisi kurulan erken seçimin tarihini de verecek şekilde dillendirilmeye başlandı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bir süredir 2021’in Haziran ayında, yani 5 ay sonra erken seçim yapılacağını söylüyor. Üstelik bunu bugün yemin ederek ABD başkanlığını devralacak Biden’ın ismini anarak dillendiriyor.

“Bir muhalefet partisinin başındaki isim olarak Meral hanımın erken seçim talebi/tahmininde bulunmasından doğal bir şey olamaz ancak, nokta atışı erken seçim tahminleri yapıp hiçbirini tutturamadığınız zaman, bir süre sonra bu bağlamdaki sözlerinizin ağırlığı hasar görebilir” ifadelerini kullanan Yeni Şafak yazarı Mehmet Acet, bugünkü yazısında ‘Biden’ ve ‘Haziran’ vurgulu çağrıları kaleme aldı.

Yeni Şafak yazarı Mehmet Acet’in “Haziran 2021’de seçim olur mu?” başlıklı yazısında öne çıkanlar şöyle:

“Akşener, bir süre önce “Erdoğan kışı sevmez. Haziran’da seçim bekliyorum, olması da gerekiyor” demişti.

Şu birkaç gün içinde de, yine Haziran 2021’de seçim olacağı tahmini üzerinden “Benim beklentim bu. Çünkü atılan adımların ona doğru olduğunu ve Sayın Erdoğan’ı tanıyan bir şahıs olarak, Biden’ın karşısına “Acaba bir ümit seçilebilir miyim” deyip seçilip oturmayı arzu edecektir.” şeklinde açıklamalar yaptı.

“SÖZLERİNE BIDEN’I KARIŞTIRMASI DİKKAT ÇEKİCİ”

Siyaseti yakından takip edenlerin hatırlayacağı üzere, kendisi, daha önce de Pazar gününe denk gelen bir 15 Temmuz için seçim tarihi vermişti. Öte yandan, İyi Parti liderinin, 5 ay içinde yapılmasını öngördüğü erken seçimle ilgili tahminini dile getirirken kurduğu cümleye, bugün Beyaz Saray mesaisine başlayacak olan Joe Biden’ı da karıştırması bir hayli dikkat çekici.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra Ankara kulislerinde herkes birbirine ‘sırada ne var’ diye soruyordu. Aylarca bu soru böyle zihinlerde asılı olarak kaldı. Bir süre sonra herkesin birbirine yönelttiği bu sorunun ortaklaşan cevabı, “3 Kasım 2019” olarak ufukta belirdi.

Yani, diğer bütün yöntemler tüketildiği için Tayyip Erdoğan’ı halkın gözünden düşürme dışında bir seçenek kalmamıştı. Cumhurbaşkanı’nın 18 Nisan 2018’de açıkladığı ‘baskın seçim’ kararının temel gerekçelerinden biri, o gün yaptığı konuşmada da vurguladığı gibi, “3 Kasım senaryolarını aradan çıkarmaktı.”

Bugünkü şartlar ise, erken seçim bağlamında 2018 Nisan ayının hemen hemen tam tersine işaret ediyor. Siyasi dinamiklere bakıldığında, bir erken seçime en az ihtiyacı olan partinin AK Parti olduğu ortada.

İktidar çevrelerinde, şimdiye kadar ekonomide pandemi döneminin de etkisiyle ortaya çıkan sorunları azaltmadan sandığa gitmek gerektiğini dile getiren tek bir Allah’ın kuluna dahi rastlamış değilim.

HALKIN YÜZDE 70’TEN FAZLASI ERKEN SEÇİM İSTEMİYOR

Ama madalyonun öbür yüzünde şöyle bir gerçek var: Kamuoyu araştırmalarına göre, halkın yüzde 70’den fazlası erken seçim istemiyor. Bunun bir nedeni, 2014/2019 arası bir sürü seçim yapıldığı için bunun getirdiği yorgunluk olmalı. Bir diğer neden ise, ülkenin gerçekten de seçimlere değil, sorunlarını çözerek ileriye umutla bakacak icraat/faaliyet/politikalara ihtiyaç duyması.

Toplumun geniş kesimleri Erdoğan iktidarından umudunu kesmiş olsaydı, erken seçim talebi bu kadar az olur muydu? Yüzde 70 erken seçim istemiyorsa eğer, bu oranın içinde muhalefetteki bütün partilerden seçmen kitlelerinin de olduğu açık değil mi?

https://www.yenisafak.com/yaza…

Kaynak: Yeni ŞAFAK

Devamını oku

POLİTİKA

Sözcü Kalın, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı O’Brien ile görüştü

Cumhurbaşkanlığı Sözcülü’ğünden yapılan yazılı açıklamada, “ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert C. O’Brien görevini devredecek olması nedeniyle …

Yayınlanma tarihi

-

Cumhurbaşkanlığı Sözcülü’ğünden yapılan yazılı açıklamada, “ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert C. O’Brien görevini devredecek olması nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Türkiye- ABD ilişkileri ve bölgesel konular ele alındı. İki ülke ilişkilerinin stratejik önemine vurgu yapıldı. Büyükelçi Kalın ve OBrien iki mevkidaş olarak, Türkiye-ABD ilişkilerinde çeşitli sınamalarla karşılaşılan bir dönemde faydalı bir kanal tesis edilebilmesinden duydukları memnuniyeti ifade etti. Karşılıklı çıkar ve saygı çerçevesinde Türkiye- ABD ilişkilerinde sürekliliğin esas olduğu vurgulandı” ifadelerine yer verildi. 

Kaynak: Milliyet

Devamını oku

POLİTİKA

Türkiye’den Yunanistan’a cevap: Trajikomik…

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy’un Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias’ın Türkiye’deki Rum Azınlığa yönelik ifadeleriyle ilgili yaptığı …

Yayınlanma tarihi

-

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy’un Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias’ın Türkiye’deki Rum Azınlığa yönelik ifadeleriyle ilgili yaptığı açıklamada, “Batı Trakya Türk Azınlığı’na uyguladığı asimilasyon ve baskı politikası sonucunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından hakkında 3 kez ihlal kararı verilen bir ülkenin Dışişleri Bakanı’nın azınlıklar konusunda ülkemizi eleştirmesi trajikomiktir” dedi.

Sözcü Aksoy, “Ülkemizde son yıllarda Rum Ortodoks Azınlığın sorunlarının çözümüne yönelik birçok yapıcı adım Rum Ortodoks vatandaşlarımızla eşgüdüm içerisinde hayata geçirilmiştir. Batı Trakya Türk Azınlığı’nın sorunlarının halli konusunda ise AB üyesi ve kendisini demokrasinin beşiği olarak gören Yunanistan’da ilerleme değil, aksine geriye gidiş vardır.

Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın Lozan Antlaşması ve çok taraflı sözleşmelerden kaynaklanan haklarını ısrarla ihlal etmektedir. Azınlığın Türk kimliğinin inkarı konusunda AİHM’nin verdiği ihlal kararlarını hala uygulamamaktadır. Batı Trakya’daki medreselere yönelik son uygulamalar Yunanistan’da artık sadece ‘Türk’ ifadesine değil, ‘azınlık’ ifadesine dahi tahammül edilemediğini göstermektedir.
Türkiye Rum Ortodoks vatandaşlarının talepleri çerçevesinde Gökçeada’da sadece dört öğrenci için okulları açarken, Yunanistan Batı Trakya’daki azınlık okullarını kapatmaya devam etmektedir. Son 25 yılda Batı Trakya’daki azınlık okul sayısının Yunanistan tarafından 231’den 115’e düşürülmesi iki ülkenin azınlıklara bakış açısının en somut göstergesidir. Yunanistan Dışişleri Bakanı böyle vahim açıklamalar yapmadan önce aynaya bakmalı, önce kendi evinin önünü süpürmelidir.

Yunanistan, ülkemizin azınlıklara yönelik hayata geçirdiği yapıcı adımları izleyerek, dini özgürlükler, Türk kimliğinin inkarı ve eğitim konuları başta olmak üzere Batı Trakya’daki Türk Azınlığının sorunlarını soydaşlarımız ile diyalog içerisinde çözüme kavuşturulmalıdır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber7

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR