Takip Edin

POLİTİKA

Rusya’nın Türkiye Büyükelçisi Yerhov: Tarihi gerçekleri çarpıtmak isteyenlerin sesleri giderek yükseliyor

Hürriyet gazetesi için “İkinci Dünya Savaşı’ndan gelecek için dersler” başlıklı bir yazıyı kaleme alan Rusya’nın Türkiye Büyükelçisi Aleksey …

Yayınlanma tarihi

-

Hürriyet gazetesi için “İkinci Dünya Savaşı’ndan gelecek için dersler” başlıklı bir yazıyı kaleme alan Rusya’nın Türkiye Büyükelçisi Aleksey Yerhov, “Mayıs’ın bu günlerinde çok önemli ve anlamlı bir tarihi, Anti-Hitler Koalisyonu’ndaki ülkelerin ve halklarının faşizme karşı kazandığı zaferin 75. yıldönümünü kutluyoruz. 9 Mayıs 1945 gecesi, Sovyetler Birliği, ABD, İngiltere ve Fransa’dan oluşan ittifak güçlerinin temsilcilerinin huzurunda faşist Almanya’nın teslimiyet belgesi imzalandı” ifadelerini kullandı.

Yerhov’un yazısının devamı şu şekilde:

Bu büyük zafer uğruna hayatlarını feda edenlerin anısına başımızı eğerek, hiç abartısız 20. yüzyılın en trajik olayı olan ve dünya milletlerinin benzeri görülmemiş bir bedel ödediği İkinci Dünya Savaşı’nı tekrar tekrar yâd ediyoruz. SSCB bu savaşta 26 milyondan fazla, Çin 15 milyon, Almanya 13 milyondan fazla, Polonya 6 milyon civarında vatandaşını kurban verdi. Yahudi soykırımında 6 milyon kişi kurban verildi ve bu hüzünlü şehitler listesi sonsuza dek uzayıp gidebilir.

Diplomatlar ve politikacılar için 9 Mayıs, 1945 yılında Anti-Hitler Koalisyonu ülkelerinin kendilerini Birleşik Milletler olarak adlandırdıklarını hatırlamaları için bir başka vesiledir. Savaş yıllarında onlar omuz omuza duruyorlardı. İnsanlığa karşı nefret besleyen nasyonal sosyalizm ideolojisinin ortak bir tehdit olduğunun kavranması, çeşitli politik ve sosyo-ekonomik modellere sahip olan bu ülkelerin aralarındaki anlaşmazlıkları bir kenara itmelerine yardımcı oldu. Hitler Almanyası’nın yenilgiye uğratılmasının, adaletin zaferini ve ışığın karanlığa karşı galibiyetini simgeleyeceğine olan inanç, bu ülkeleri birleştiren faktör oldu.

Savaş bittikten sonra müttefikler, egemen devletler arasında eşit işbirliği idealini esas alan yeni bir uluslararası ilişkiler mimarisi oluşturdu. BM’nin kurulması, halefi olan Milletler Cemiyeti’nin hazin akıbetinin tekrarlanmayacağının bir garantisi olmalıydı. Tarih derslerine çok iyi çalışan BM’nin kurucuları, ‘gelecek nesillerin savaş belasından kurtarılması’ konusunda ‘büyük devletler arasında bir uzlaşı’, yani dünyanın önde gelen ülkelerinin tam mutabakatı, uluslararası toplumun tüm üyelerinin mutlak kararlılığı olmadıkça, dünyada istikrarı sağlamanın mümkün olmayacağını anladılar.

Maalesef günümüzde, İkinci Dünya Savaşı’nın tarihini yeniden yazarak tarihi gerçekleri çarpıtmak isteyenlerin, saldırganla suç ortaklığı yapmanın sorumluluğunu üstünden atmaya ve savaşın çıkmasındaki tüm suçu Sovyetler Birliği’ne yüklemeye çalışanların sesleri giderek yükseliyor.

Batılı politikacı ve propagandacılar, dünya düzeninin kolektif esaslarının, BM Antlaşması’nın temel ilkelerinin ve genel kabul gören uluslararası ilişkiler normlarının haklılığı konusunda toplumda kafa karışıklığı yaratmak istiyorlar. Mevcut uluslararası hukuk sistemini temelinden sarsma, onu ‘kurallar üzerine kurulu düzen’ ile ikame etme politikası uyguluyorlar. Bu düzeni de, ‘güçlü olan haklıdır’ ilkesine ve ‘orman kanununa’ dayanarak kurmak istiyorlar.

Sanırım, bütün bunlar bize bir kez daha ispatlıyor ki, İkinci Dünya Savaşı’ndan çıkarılan dersler hâlâ daha güncelliğini korumaktadır. Bunlar, öncelikle yapılması gerekenlerin, uluslararası güvenliğin ve onun kolektif esaslarının korunması ve pekiştirilmesi, hoşgörüsüzlük ve yabancı düşmanlığıyla mücadele edilmesi, ‘çifte standarttan’ vazgeçilmesi olduğunu göstermektedir. Batılı demokrasiler, o dönemde Nazi rejiminin kendileri için oluşturduğu tehdidi önemsemedikleri gibi, günümüzde de terör örgütlerine verilen desteğin ve gelişen neo-faşist hareketlere göz yummanın doğurduğu riskleri idrak edememektedir.

Asıl ve son derece önemli görevimiz, ülkelere ve halklara tarihsel gelişim yollarını dikte etme, jeopolitik dünya haritasını az sayıda devletin ve bu devletlerdeki muktedir elitlerin menfaatine olacak şekilde yeniden çizme konusunda giderek daha sık ve üstelik arsızca ve saldırgan şekilde yürütülen girişimlere karşı koymaktır. Tam da bu, tam da saldırganı ‘yatıştırma’ girişimleri ışığında Hitler Almanyası’nın ve uydu devletlerinin ortaya attığı saldırgan hak iddiaları, küresel savaşın başlamasına neden olmuştur. Bunu asla unutmamalıyız, aksi takdirde bu faciayı yeniden yaşama riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.

Kaynak: Sputnik TR   ©Sputnik TR den alıntı yapılmıştır.

POLİTİKA

Tamir mesajına diyalog çağrısı

ABD’de yeni başkanın göreve başlamasıyla gözler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan ile Joe Biden arasında gerçekleşecek ilk temasa …

Yayınlanma tarihi

-

ABD’de yeni başkanın göreve başlamasıyla gözler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan ile Joe Biden arasında gerçekleşecek ilk temasa çevrildi. Dış politikada küreselci yaklaşımı, Biden’ın ilk mesajlarına da yansıdı. Biden dış ilişkilere yönelik, “Müttefiklerimizle ilişkilerimizi tamir edeceğiz ve yeniden dünya ile iletişime geçeceğiz. Barış, ilerleme ve güvenlik için çok güçlü bir ortak olacağız” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE NOT ETTİ

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in iadesinden, terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı YPG ile angajmanın sonlandırılmasına, CAATSA yaptırımlarından S-400 ve F-35 gerilimine kadar ABD-Türkiye ilişkilerinde masadaki pek çok sorunun çözümü için “diyalog” çağrısı yapan Türkiye, Biden’ın bu sözlerini not etti. Biden yönetimi ile Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği arasındaki temaslarda, yeni ABD yönetimi, görevi devralmadan hiç kimseyle görüşülmeyeceğini bildirmişti. Bu doğrultuda da yemin törenine kadar Türkiye ile Biden yönetimi arasında herhangi bir temas kurulmadı. İlk temas, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tebrik telefonuyla sağlanacak. Olası bir davet yahut görüşme planlamasının bu telefon görüşmesinde netleşmesi bekleniyor.

ENGELLER ÖNGÖRÜLEBİLİYOR

Türkiye, ABD ile yaşanan sorunların çözümünde “diyalog” mekanizmalarını önceliyor. 2021’de “yeni sayfa açalım” çağrısı ardından Türkiye-AB ilişkilerinde önemli yumuşama sinyalleri gelmeye başlamıştı. Aynı çağrı, ABD’nin yeni yönetimine de yapıldı. Ancak Ankara, ABD ile yaşanan sorunların Biden yönetimi ile bir anda aşılması beklentisinde değil. Biden başta olmak üzere yönetim kademelerine gelecek isimlerin büyük kısmı, Obama döneminde birlikte çalışılan isimlerden oluşuyor ve bu konuda çıkabilecek olası engeller öngörülebiliyor.

ÖN YARGI OLMADAN ÇABA GÖSTERİLECEK

Bununla birlikte ön yargılı olunmaksızın ilişkilerin tamiri için çaba sarf edileceği belirtiliyor. Dışişleri, yeni ABD dönemiyle ilişkilerin hangi alanda nasıl geliştirilebileceği doğrultusunda ilgili kurumlar ve bakanlıklarla bir yol haritası üzerinde çalışmalarını yaptı. Bu çalışmalar doğrultusunda ABD’li muhataplarla samimi ve sonuç alıcı diyalog mekanizmaları ve bunu sağlayacak sağlıklı bir zeminin tesisi amaçlanıyor.

Kaynak: Yeni ŞAFAK

Devamını oku

POLİTİKA

Joe Biden’ın Türkiye ve Erdoğan ile yaşadığı krizler, gerilimler, sorunlar

Haber7 / Erkan Talu 20 Kasım 1942 yılında Pennsylvania’da dünyaya gelen 78 yaşındaki Joe Biden, ABD siyasetinin çok uzun süredir içinde olan …

Yayınlanma tarihi

-

Haber7 / Erkan Talu

20 Kasım 1942 yılında Pennsylvania’da dünyaya gelen 78 yaşındaki Joe Biden, ABD siyasetinin çok uzun süredir içinde olan aktif bir isim. Daha 29 yaşındayken Delaware eyaletinden seçimlere giren Biden, ülke tarihinin en genç 6’ıncı senatörü oldu. 1973-2009 yılları arasında aralıksız olarak Senato’da yer alan Biden, 2008’de Barack Obama’nın başkanlık yarışını kazanmasıyla Başkan Yardımcısı oldu. İki dönem yani 2009 ile 2017 yılları arasında Obama’nın yardımcılığını yapan Biden, 2017’de bu görevi Mike Pence’e devretmek zorunda kalmıştı.

“Tarihin en genç ABD başkanı olacağım” mottosuyla siyasete giren, ancak “tarihin en yaşlı ABD başkanı” olan 78 yaşındaki Biden, 3 Kasım 2020’deki seçimlerde rakibi Trump’ı devirerek ülkenin 46. başkanı oldu.

BIDEN’IN TÜRKİYE’YE BAKIŞI

Hem senatörlük hem de başkan yardımcılığı yaptığı dönemde, Türkiye ile ilgili çıkışlarıyla ön plan çıktı. Uzun süre Senato’nun Dış İlişkiler Komisyonu’nda yer alan ve bir dönem Başkan olarak da görev yapan Biden, Ermeni lobisine yakınlığıyla göze çarpıyor. Zaman zaman sözde Ermeni Soykırımına destek veren Biden, başkan adaylığı belli olduktan sonra ise, “Eğer seçilirsem soykırımı tanıyan tasarıyı destekleyeceğim” demişti. Biden’ın bu açıklamayı yaptığı dönemde, ABD Senato’su sözde soykırımı kabul etmiş, ancak Trump bu tasarıyı onaylamıştı.

1974 AMBARGOSUNDA ÖN SAFTA YER ALMIŞTI

Türkiye’nin 1974’te düzenlediği Kıbrıs Barış Harekatı sonrası uygulanan ambargoya ciddi destek vererek, silah ambargosu kararını masaya getiren senatörler arasında yer almıştı.

1999 YILINDA TÜRKİYE’YE YARDIM PAKETİNİ VETO ETMİŞTİ

Biden, Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nda olduğu dönemlerde Kıbrıs Sorunu’nun çözülememesinden Türkiye’yi sorumlu tutan açıklamalar yapmıştı. 1999 yılında da Türkiye’ye yönelik 5 milyar dolarlık yardım paketinin serbest bırakılmasını, Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı sıfatıyla veto etmişti.

4 KERE TÜRKİYE’YE GELDİ

ABD’nin 46. Başkanı Joe Biden, Türkiye’ye tam 4 kez ziyarette bulundu. Biden’ın ziyaretlerinin tamamı, başkan yardımcılığını yürüttüğü 8 yıl içerisinde gerçekleşti.

Türkiye’ye ilk kez 2011 yılında gelen Biden, o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmüş ve Arap Baharı’nı masaya yatırmıştı.

İkinci ziyaretini ise, Erdoğan cumhurbaşkanı olduktan bir ay sonra gerçekleştirmişti. Kasım 2014’te yapılan görüşmede, DAEŞ tehdidi ve ABD’nin bölgede başlattığı operasyonlar konuşulmuştu.

Üçüncü ziyaret 2016 yılında oldu. Türkiye o dönem DAEŞ’la Mücadele Koalisyonuna dahil olmuş ve ülkede üslerin ABD tarafından kullanılmasına izin verilmişti.

Biden son ve dördüncü ziyaretini, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaptı. Darbe girişiminin ardından ağustos ayında Ankara’ya gelen Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede, “Darbe girişimine ilişkin ABD’nin önceden haberinin olduğu yönündeki iddiaları reddediyoruz” demişti.

İKİ KERE ERDOĞAN’DAN ÖZÜR DİLEDİ

Ekim 2014’te Harvard Kennedy School’da yaptığı bir konuşmada Biden, Türkiye’nin Esad’ı devirmek için DAEŞ’e silah ve para desteği verdiğini iddia etmişti. Türkiye’nin büyük tepkisini çeken Biden, daha sonra Erdoğan’ı arayarak sözlerinden dolayı özür dilemişti.

Biden’ın ikinci özrü ise 15 Temmuz darbe girişiminde sonra gelmişti. Kalkışmadan 1 ay sonra Türkiye’ye gelen Biden, “Amerikan halkı sizin yanınızda. Obama, Erdoğan’ı arayan ilk insanlardan biri oldu. Ancak yine de özür dilemek istiyorum. Keşke daha erken buraya gelebilseydim. Ancak Sayın Erdoğan, halkınıza büyük hayranlık duyuyoruz ve bu zorluklara göğüs germe biçiminize hayranlık duyuyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

“ERDOĞAN’I YENMEK İÇİN MUHALEFETE DESTEK ÇIKALIM” DEDİ

2020 Ocak’ında New York Times (NYT) gazetesinin yayın kuruluna konuşan Biden, burada yaptığı açıklamada muhalefete destek verip Erdoğan’ı seçimle göndermeden bahsetmiş ve sözleri iki ülke arasında krize neden olmuştu: “Bence yapmamız gereken farklı bir yaklaşım izlemek. Muhalefet liderlerini desteklediğimizi açık şekilde belirtmeliyiz. Açıkça pozisyonumuzun parlamentoda da yer edinmek isteyen Kürt nüfusun entegrasyonunu sağlamak olduğunu söylemeliyiz. Yanlış olduğunu düşündüğümüz şeyler hakkında sesimizi çıkarmalıyız. Muhalefetle doğrudan iletişimde olup Erdoğan’ı mağlup etmeleri için cesaretlendirebiliriz. Darbe ile değil, seçimle.”

DAĞLIK KARABAĞ, DOĞU AKDENİZ VE AYASOFYA KONULARINDA TÜRKİYE’NİN KARŞISINDA YER ALDI

Ayasofya’nın Temmuz ayında cami olarak tekrar ibadete açılması da Biden’ın Türkiye ile ilgili karşı çıktığı konular arasında yer alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu kararından dönmesi çağrısı yapan Biden, “Ayasofya pek çok inançtan insan için çok değerli bir kutsal mekan ve mimari bir harika. 85 yıldır müze olması sayesinde dünya genelindeki insanlara ziyaret etme, hayranlık duyma ve dua etme şansı tanıyordu. 1985’ten bu yana da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeydi. Türk Hükümeti’nin Ayasofya’yı camiye dönüştürme kararından büyük üzüntü duydum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kararından dönmesi ve bu değerli yerin müze statüsünü koruması çağrısı yapıyorum” sözleriyle seslenmişti.

Benzer şekilde, Doğu Akdeniz’deki Türkiye-Yunanistan gerginliğine ilişkin yine Türkiye’yi suçlayan Biden, Dağlık Karabağ konusunda başkan yardımcısı Kamala Harris ile yaptıkları ortak açıklamada, “Türkiye’yi Azerbaycan’a silah göndererek çatışmaları körüklemekle” suçlamıştı.

“BAŞKAN” SIFATIYLA ALACAĞI TAVIR MERAK KONUSU

Tüm bu negatif söylemlere rağmen, Biden’ın seçim öncesindeki Türkiye’ye yönelik açıklamalarının başkan seçilmesi durumunda politikaya ne şekilde dönüşeceğini görmek için beklemek gerekiyor.

KAYNAK: HABER7 / ÖZEL

Kaynak: Haber7

Devamını oku

POLİTİKA

Akşener’den ittifak açıklaması

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara’nın Kahramankazan ilçesindeki esnaf ziyaretinin ardından soruları cevapladı. Akşener, ‘HDP ile …

Yayınlanma tarihi

-

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara’nın Kahramankazan ilçesindeki esnaf ziyaretinin ardından soruları cevapladı.

Akşener, ‘HDP ile ittifak yapmamak için farklı çözüm önerileri aradığı’ yönündeki bir soruya, “İddia işte, bizim HDP ile herhangi bir yan yana gelişimiz söz konusu değil, bu çok enteresan bir şey.” dedi.

İttifakların seçim zamanında konuşulacağının altını çizen Akşener, “Bizimki gerçekçi, bizimki iş birliği, bizimki seçmenin taleplerine göre oluşturulmuş bir işbirliği sistemi. Onun için biz bunu anlatmaktan yorulduk.” diye konuştu.

Kaynak: Haber7

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR