Takip Edin

GENEL

Orkestra şefi: Enver Altaylı! Kavuncu’dan MİT’e mektup

Abdulkadir Selvi’nin çok konuşulan köşe yazısı: Bir önceki yazımda İP kurucusu Ümit Özdağ’ın, İP İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun FETÖ …

Yayınlanma tarihi

-

Abdulkadir Selvi’nin çok konuşulan köşe yazısı:

Bir önceki yazımda İP kurucusu Ümit Özdağ’ın, İP İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun FETÖ ilişkisi konusundaki açıklamasının büyük fotoğrafın küçük bir parçası olduğunu yazmıştım. Çünkü Buğra Kavuncu’nun 1997’de gittiği ve Kazakistan’da üyesi olduğu FETÖ’nün KATİAD isimli derneğinin 2007-2010 arasında yöneticiliğini yapmış olması tek başına her şeyi anlatmaya yetmez.

O yüzden büyük fotoğrafa bakmak gerektiğine dikkat çekmiştim.

 

 

Kazakistan’ın başkenti Alma Ata’da 2014’te Enver Altaylı’nın kardeşi Talha Altaylı’ya ait G Balık isimli restoranda çekilen fotoğraf çok şey anlatıyor. Masada sol başta FETÖ’nün Kazakistan imamı Mesut Ata, onun yanında Buğra Kavuncu’nun babası Orhan Kavuncu, onun yanında da Buğra Kavuncu’nun dayısı, FETÖ’den tutuklu Enver Altaylı oturuyor.

Masada en sağda bulunan kişi Buğra Kavuncu’nun kardeşi Oruç Burak Kavuncu, onun yanında Kazakistan’da yayınlanan FETÖ’nün Zaman gazetesi başyazarı Ahmet Alyaz oturuyor. Masada FETÖ’nün Bank Asya kurucu ortağı Mehmet Artukaslan da var. Bir de o karede olmayanlar var. Buğra Kavuncu’nun amcası, yani Orhan Kavuncu’nun kardeşi, FETÖ üyesi firari İsmail Kavuncu gibi…

ORHAN KAVUNCU-ENVER ALTAYLI

Kuşkusuz masadaki herkes önemli ama Ümit Özdağ’ın açıklamalarından sonra, eski MİT mensubu, CIA ve Alman istihbaratıyla ilişkili Enver Altaylı ile Buğra Kavuncu’nun babası Orhan Kavuncu’nun varlığı özel bir önem kazandı. Madem Buğra Kavuncu ismi tartışma konusu, onu babası Orhan Kavuncu’dan ayrı tartışmak eksik kalır. İP’lilerin adını bile bilmediği ama Akşener tarafından GİK üyesi, genel başkan yardımcısı yapılan Buğra Kavuncu’nun siyasete girmesinde rolü önemli

.

ORHAN KAVUNCU İP MİTİNGİNDE

2018 yılı Haziran ayında Osmaniye mitinginde Akşener, Buğra Kavuncu’yu partililere tanıtırken babası Orhan Kavuncu’yu da sahneye çağırıp şunları söylemişti:

“Şimdi Orhan Kavuncu abim burada, biliyorsunuz Osmaniye’nin il olmasında çok büyük faydası olmuştur. Kız kardeşini (kendisinden söz ediyor) desteklemeye geldi Allah razı olsun. Buraya iki genel başkan yardımcımla geldim, buradalar, Buğra Kavuncu ve sizin evladınız Osmaniyeli Ersagun Yücel. Abimin oğlunu aldım, şimdi sizinle tanıştırmak istiyorum. Orhan abiye teşekkürlerimi sunmak istedim.”

ALTAYLI İÇİN MİT’E MEKTUP

Elbette Orhan Kavuncu’yu konuşurken, kayınbiraderi ve halasının oğlu, eski MİT’çi ve CIA ile Alman istihbaratı ile ilişkili olan, şu anda FETÖ üyesi bir eski MİT mensubunu yurtdışına firarını organize etmekten tutuklu olan Enver Altaylı’dan söz etmek gerekiyor.

Orhan Kavuncu, Enver Altaylı’nın tutuklandığı 27 Ağustos 2018’de kendi internet sitesinde onu savunurken şunları yazmıştı: “Allahtan korkmaz kuldan utanmaz kişiler kına yaksın! Enver Altaylı 20 Ağustos 2017 günü gözaltına alındı. Bugün de tutuklandı. Avukatından öğrendiğimiz kadarıyla, 2013 yılında MİT’e alınan 15 Temmuz’dan sonra da FETÖ’cü olduğu için MİT’ten ihraç edilen ve halen tutuklu olan birisi Enver Altaylı’ya telefon edip yardım istemiş. Buna istinaden örgüte yardım etmek suçundan yargılanma istemiyle tutuklandı. Bunun dışında bilmediklerimiz var mıdır? Olabilir. Enver Altaylı benim halamın oğlu, kayın biraderim, benden beş yaş büyük ağabeyimdir. Fikri yapımın oluşmasında katkısı olmuştur. Dolayısıyla onunla ilgili davayı takip etmek, yardım etmeye çalışmak benim en tabii vazifemdir.”

Orhan Kavuncu, internet sitesinden yaptığı açıklamada, Enver Altaylı gözaltıda iken MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a ulaşmaya çalıştığını da açıkladı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sabri Erdil ve Tuğrul Türkeş ile görüşmüş. MİT Müsteşarı’na ulaşamayınca ona şu mektubu göndermiş:

“Sayın Hakan Fidan, MİT Müsteşarı, Değerli Müsteşarım

1) Enver Altaylı, Mustafa Özcan ilişkisi bilinen bir konu. Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Necip İşçimen’e daha önce verdiği ifadede Özcan ile dönemin Cumhurbaşkanı’nın yönlendirmesiyle Orta Asyalı öğrencilere yardım amacıyla nasıl tanıştığı bilgisinin detayları bulunuyor.

2) Enver Bey’in, Teşkilata 7 Şubat 2012’den sonra alınmış, İran masasında çalıştırıldığı iddia edilen 15 Temmuz 2016’dan sonra FETÖ’cü olduğu için ihraç edilmiş, tanımadığı bir gencin telefonuna cevap vermekle suçlandığı söyleniyor. 70 küsür yaşındaki Enver Bey’in 20 küsür yaşında ve üstelik teşkilattan ihraç edilmiş bir şahısla irtibat kurup kendisine yardımcı olmaya çalışacağı iddiasını aklımız almıyor.

3) Bunların dışında bir konu varsa onu biz de bilelim ki, susup bir kenarda sabırla bekleyelim.

Saygılarımla… Prof. Dr. Orhan Kavuncu”

SÜRGÜN MEKTUBU VE GÜL-KAVUNCU GÖRÜŞMESİ

Orhan Kavuncu’nun Enver Altaylı’yı desteklemesi ve onu savunmasını sadece akrabalık ilişkisi ile açıklamak zor. Çünkü beraberlikleri başka alanları da kapsıyor. Nitekim Enver Altaylı’nın bilgisayarında ele geçirilen ve 28.12.2008 tarihli bir mektup bu ilişkiyi anlamamızı sağlıyor. Enver Altaylı 2018 yılında Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’a “Saygıdeğer Prezindentim” hitabıyla yazdığı mektupta, Orhan Kavuncu’nun da adını geçiriyor. Altaylı, mektupta Özbekistan yönetim muhalifi Muhammed Salih’in Türkiye’den sınır dışı edilmesi konusunda FETÖ elebaşı Gülen’in rolünü anlatırken, Orhan Kavuncu’nun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmesini şöyle aktarıyor:

“(…) Bizler Türkiye’de Özbekistan’a karşı faaliyet gösteren bazılarının, bu arada Salih’in gerçek yüzünü anlamış bulunuyoruz. Türkiye dışına çıkartılmıştır.

Salih’in sınır dışı edilmesinde Fetullah Gülen Hoca Efendi’nin Abdullah Gül’e yazdığı mektubun etkili olduğunu biliyorum. Ben mektubu okudum. Hoca Efendi mektubunda ekstremist dini akımlarla bağlı olan Salay ve benzeri insanların verdikleri ve verecekleri zarara dikkat çekerek, bunlara engel olmanın dini ve İslami bir vecibe olduğunu yazıyor. Bir süre önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül kayınbiraderim Prof.Dr. Orhan Kavuncu’yu davet etmiş ona benzer şeyler söylemiştir. Gül Orhan’a söylediklerinin tarafımdan Zatı Alinize intikal ettirileceğini bilir…”

BUĞRA AYRINTI, İLİŞKİLER DAHA DERİN

Nitekim bunu öğrenen Muhammed Salih, 2008 yılında FETÖ elebaşına elden ulaştırdığı mektupta, Gülen’in Özbekistan’da kapalı okullarını açtırabilmek için kendisini Türkiye’den sürgün ettirmek amacıyla İslam Kerimov ile pazarlık yaptığını yazmıştı.

İki kardeşi ile birlikte 8 bin Özbek Müslüman’ın Kerimov’un zindanlarında çürümeye devam ettiğini yazan Salih, mektubunda Gülen’e “Gerçekten böyle bir pazarlık oldu ise, ben bir mazlum Müslüman olarak size hakkımı helal etmeyeceğim” diyerek sitem etmişti.

Tüm bu olan bitene baktığımızda, Buğra Kavuncu üzerinden başlayan tartışmanın sadece Enver Altaylı ve Orhan Kavuncu ilişkisinin akrabalık boyutuyla ilgili değil, daha derin olduğu anlaşılıyor. 

Büyük fotoğrafta baktığınızda Amerika’dan Avrupa’ya, Türkiye’de FETÖ’den Orta Asya’ya uzanan ve Türkiye’de iç siyaseti de dizayn eden CIA ve Alman istihbaratı ile ilişkili Enver Altaylı’nın “orkestra şefliğinde” büyük bir senaryonun aktörleri görülecektir.

KAYNAK: HÜRRİYET

GENEL

Erdoğan açıkladı: Hafta içi 21:00-05:00 arası, hafta sonu tam gün sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak

Erdoğan’ın konuşmalarından öne çıkanlar şu şekilde:  – Vaka sayılarının 30 bine dayanmış olması hepimizin çok daha dikkatli ve sabırlı …

Yayınlanma tarihi

-

Erdoğan’ın konuşmalarından öne çıkanlar şu şekilde: 

– Vaka sayılarının 30 bine dayanmış olması hepimizin çok daha dikkatli ve sabırlı davranması gerektiğini gösteriyor.

– Salgının olumsuz etkisini azaltmak için insan hareketliliğini en aza indirmeyi amaçlayan bu tür tedbirler dışına bir çare bulunmuyor. Öncelikle TMM diye ifade ettiğimiz temizlik, maske, mesafe kurallarına en sıkı şekilde riayet etmelerini istiyoruz. Salgın tedbirlerine de harfiyen uymasını bekliyoruz. Vatandaşlarımızdan salgın tehdit olmaktan çıkana kadar kalabalığa karışmamalarını, evde bile dikkatli davranmalarını istiyoruz.

– Mevsim itibariyle soğuk algınlığı ve gribin de artması sağlık sistemimizdeki yükü ağırlaştırmıştır. Sağlık çalışanlarımızın gayretine en büyük teşekkürümüz, onların yükünü artırmamak olacaktır.

– 83 milyon hep birlikte seferberlik ruhuyla hareket etmemiz gerekiyor. Sağlık çalışanlarımızın gayretlerini değersizleştirmek için yapılan spekülasyonlara karşı dikkatli olmalıyız.

– İlk etapta 50 milyon dozluk bir anlaşma yapmış bulunuyoruz. Vatandaşlarımız ücret ödemeden aşıya erişebilecek. Önümüzdeki günlerden itibaren aşının uygulaması yapılacak 

– Hafta içi her gün gece saat 21:00 ile sabah 05:00 arasında genel sokağa çıkma sınırlaması uygulanacaktır. Bu kısıtlama hafta sonları cuma akşamı 21:00’den pazartesi sabahı 05:00’e kadar kesintisiz devam edecektir. Yani cumartesi-pazar artık evlerimizdeyiz.

– Cenaze namazları 30 kişi ile kılınacak.

–  Üretim tedarik lojistik sağlık tarım orman gibi genelgede yer alacak sektörler bu kapsamın dışındadır. Market kasap gibi işletmeler ile eve paket servisi verecek yerler hafta sonu kısıtlamasının dışındadır.

– Ana sınıfı ve benzeri eğitim kurumlarının faaliyetlerine ara verilecektir.

– Cenaze namazları, yakınları dahil en fazla 30 kişiyle kılınacak, nikahlar da bu sayıyı geçemeyecektir 

– Alışveriş merkezlerine girişte HES kodu uygulamasına geçilecektir 

– Kalabalık caddeler ile meydanlara girebilecek kişi sayısı, Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararı ile sınırlanabilecektir

– Evlerde gün, mevlit, taziye, yılbaşı kutlaması gibi etkinlikler yapılmayacaktır

– Koronavirüs tedbirleri, İçişleri Bakanlığı genelgesiyle düzenlenecek ve salı gününden itibaren uygulanacak.

Kaynak: Sputnik TR

Devamını oku

GENEL

NATO: Oruç Reis’in limana dönmesi gerginliğin düşürülmesine yardımcı olacaktır

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, 1-2 Aralık’ta yapılacak NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde basın toplantısı düzenledi. Türkiye …

Yayınlanma tarihi

-

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, 1-2 Aralık’ta yapılacak NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde basın toplantısı düzenledi.

Türkiye ile Yunanistan arasında NATO’da kurulan ayrıştırma usulleri mekanizması hakkında bir soruyu yanıtlayan Stoltenberg, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerle ilgili endişelerinin devam ettiğini, bu nedenle çatışmayı önleme ve gerilimi düşürmeye yönelik çalışmalar yaptıklarını aktardı.

Oruç Reis araştırma gemisinin Antalya Limanı’na döndüğünü öğrendiğini belirten Stoltenberg, “Bu, gerginliği düşürmeye yardımcı olacaktır ve ayrıştırma konusunda da ilerleme sağlanmasını kolaylaştıracaktır” dedi.

‘Hem Türkiye hem Yunanistan’ın kabul edeceği yollar bulmalıyız’

Stoltenberg, Türkiye ve Yunanistan arasında kurulan mekanizmayla olayları ve kazaları önleyecek bir iletişim hattının oluşturulduğunu, iki ülkenin milli bayramlarında bazı tatbikatları iptal ettiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Bu mekanizmayı nasıl güçlendireceğimizi ve olaylarla kazaların oluşma riskini düşürmeye yönelik öneriler sundum. Hem Türkiye hem Yunanistan’ın kabul edeceği yollar bulmalıyız. Bu konu hakkında çalışmaya devam edeceğim çünkü benim için önemli olan müttefikler arasında farklılıklar olduğunda, NATO’nun bunları oturup konuşmak, anlaşmazlıkları ele almak ve doğru yönde olumlu adımlar bulmak için bir platform sunduğunu göstermek. NATO’daki ayrıştırma usulleri Türkiye ile Yunanistan arasındaki esas sorunların ele alınacağı müzakerelerin başlamasına da yol açar. Bu konuda Almanya ve bazı başka ülkeler çalışmalar yürütüyor. NATO, bu müzakerelerin parçası değil ama bu çabaları kuvvetle destekliyor.”

‘Kimse Afganistan’da gerektiğinden fazla kalmak istemiyor’

Stoltenberg, “Afganistan’a 11 Eylül terör saldırısının ardından ABD’ye destek olmak için girdik. Amacımız, ülkelerimizi hedef alan uluslararası teröristlerin Afganistan’ı tekrar bir platforma dönüştürmesini engellemekti” ifadesini kullandı.

Afganistan’ın son 20 yılda önemli ilerleme kaydettiğini belirten Stoltenberg, barış için önemli bir fırsat yakalandığını ancak durumun hassasiyetini koruduğunu söyledi.

Stoltenberg, barış süreci çerçevesinde Afganistan’daki mevcudiyetin uyarlandığını kaydederek, ABD’nin ülkedeki asker sayısını azaltma kararı aldığını ancak NATO’nun misyonunun sürdüğünü dile getirdi.

Afganistan’da halihazırda 11 bin askerin bulunduğunu, bunların yarısından fazlasının Avrupalı müttefik ve ortaklardan oluştuğunu kaydeden Stoltenberg, şöyle devam etti:

“Hiç kimse gerektiğinden fazla Afganistan’da kalmak istemiyor. Gelecek aylarda, sahadaki duruma göre mevcudiyetimizi gözden geçireceğiz. Zor bir durumla karşı karşıyayız. Ülkeden ayrıldığımızda Afganistan’ın teröristler için tekrar güvenli bölgeye dönüşme riski bulunuyor. Eğer kalırsak, uzun bir misyon ve yeniden çatışmayla karşılaşabiliriz.”

Taliban’ın saldırılarını kınayan Stoltenberg, tüm taraflara “barış anlaşması şartlarına uyma” çağrısını yineledi.

‘Rusya, askeri mevcudiyetini artırıyor’

Rusya’nın askeri yığınağını artırması iddiaları konusunda ise Stoltenberg, Moskova’nın nükleer cephanesini modernleştirdiğini ve Suriye ile Libya dahil komşu bölgelere daha fazla asker sevk ettiğini ifade etti.

Stoltenberg, “Aynı zamanda Belarus ve Dağlık Karabağ bölgelerindeki kriz nedeniyle Rusya’nın artan mevcudiyetini gözlemliyoruz” dedi.

Dışişleri bakanlarının bu çerçevede Rusya’nın artan askeri faaliyetlerini ele alacağını belirten Stoltenberg, Karadeniz bölgesinde güvenlik durumunun da görüşüleceğini kaydetti.

‘Biden, NATO’yu destekliyor’

ABD’nin seçilmiş başkanı Joe Biden’la ilişkiler hakkında bir soru üzerine Stoltenberg, seçilmiş başkanın NATO ve güvenlik konularındaki geçmişinin ilişkilere önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.

Stoltenberg, Biden, NATO’yu güçlü bir şekilde destekliyor. Kendisini gelecek sene düzenlenecek zirveye davet ettim” dedi.

NATO’nun her gün Kuzey Amerika ve Avrupa’yı aynı masa etrafında bir araya getiren önemli bir platform görevi gördüğünü ifade eden Stoltenberg, bunun daha güçlü transatlantik ilişkiler için katkı sağladığını kaydetti.

Kaynak: Sputnik TR

Devamını oku

GENEL

Washington Post’tan Türkiye analizi: Savaş alanındaki başarılar Biden için acil bir sorun

Türkiye özellikle son dönemde savunma sanayi alanıdaki başarılı adımları ile adından söz ettiren hamlelerde bulundu. İHA/SİHA’ların noktasal …

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye özellikle son dönemde savunma sanayi alanıdaki başarılı adımları ile adından söz ettiren hamlelerde bulundu. İHA/SİHA’ların noktasal hassasiyetteki operasyonları, başarılı grafiği dikkatleri üzerine çekerken savunma sanayi alanındaki kazanılan bu ivme dış basında da karşılık buluyor. Özellikle Suriye, Libya ve Karabağ’da elde edilen başarı, ABD’li Washington Post’ta yer aldı.

Gazetede İstanbul İstihbarat şefi ve Orta Doğu temsilcisi Kareem Fahim imzasıyla yayınlanan bir yazıda “Türkiye’nin savaş alanındaki başarıları, Biden yönetimi için acil bir dış politika sorunu teşkil ediyor” ifadelerine yer verildi. Yazıda ayrıca Türk İHA’larının Suriye ve Libya’da merkezi bir rol oynadığının altı çizildi.

LİBYA VE SURİYE’DE ETKİ

Türkiye’nin savaş alanındaki etkinliğine dikkat çeken Fahim, Türk İHA’larının hem Suriye hem de Libya’da etkili olduğu belirtti. Fahim “İHA’lar geçtiğimiz ayda Libya’da merkezi bir rol oynadı. Azerbaycan’ın Ermenistan’a üstün gelmesine de yardımcı oldular” ifadelerini kullandı.

KARABAĞ’DA ZAFER

Fahim, son olarak Türk SİHA’larının da verdiği destek ile kazanılan Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’daki zaferin için “stratejik zafer” tanımlaması yaptı.

“Dağlık Karabağ’ın yaklaşık yüzde 40’ını içeren Azerbaycan’ın askeri kazanımları Türkiye’ye başka bir stratejik zafer getirdi. Azerbaycan ile Ermenistan arasında, Dağlık Karabağ topraklarında yaşanan altı haftalık ihtilaf, Türkiye’nin İHA programına yeni bir önem kazandırdı.”

BİDEN YÖNETİMİ İÇİN ACİL BİR DIŞ POLİTİKA SORUNU

İHA’ların ayrıca Suriye’de yürütülen operasyonlarda da yıkıcı bir etki bıraktığı belirtilen yazıda, yerli ve milli Türk teknolojisine dikkat çekti. Yenilikçiliğinin ve kendi kendine yeterliliğin sembolü olduğu belirtilirken bunun ulusal güveni de artırdığına değinildi. Özellikle savunma sanayi alanında atılan bu adımlar için “Türkiye’nin İHA endüstrisinin hızlı büyümesi, onu Çin ve İsrail gibi köklü insansız hava aracı üreticileri için rakip haline getirdi.” ifadeleri kullanıldı.

Fahim yazısında Türkiye’nin savaş alanında elde ettiği başarıların Joe Biden yönetimi için acil bir dış politika sorunu teşkil ettiğini belirterek “Türkiye’nin savaş alanındaki başarıları, yeni gelen Biden yönetimi için acil bir dış politika sorunu teşkil ediyor” ifadelerini kullandı.

 

KAYNAK: THE WASHİNGTON POST

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR