Takip Edin

GENEL

MEB’den Krıtik Açıklamalar!

Dün gerçekleştirilen Corona Virüs Bilim Kurulu toplantısının ardından Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yeni eğitim-öğretim yılının 31 Ağustos …

Yayınlanma tarihi

-

Dün gerçekleştirilen Corona Virüs Bilim Kurulu toplantısının ardından Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yeni eğitim-öğretim yılının 31 Ağustos’ta uzaktan eğitimle açılacağını, yüz yüze eğitime 21 Eylül’den itibaren aşamalı ve seyreltilmiş şekilde geçileceğini bildirdi.

SEYRELTİŞMİŞ VE AŞAMALI

Okullar seyreltilmiş ve aşamalı yani kademeli şekilde açılacak. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, belirlenen modeli açıkladı. Peki, modelin ayrıntıları neler? Edinilen bilgiye göre, üzerinde çalışılan modelde kademeli geçişte ana sınıfı, ilkokul birinci sınıf ve ikinci sınıfın ilk etapta okula başlaması planlanıyor.

AŞAMALI EĞİTİM NEDİR?

Özellikle okulların açılmasında bu sınıflardan başlamasının birkaç nedeni var. İlk neden virüsün küçük yaştaki çocuklarda daha az etkili olması. Bir de 1. sınıfın uzaktan eğitim ile okuma ve yazmayı öğrenmesinin güç olması da eğitimciler tarafından değerlendiriliyor. Ve bu sınıflar için kritik sınıf değerlendirmesi yapılıyor. Sonraki aşamalarda diğer sınıfların da eğitime başlanması öngörülüyor. Ama öncelikle salgının yayılımına bağlı olarak sınava girecek grup, 8. sınıf ve 12. sınıf yani son sınıflar da dahil edilebilecek. Bu durumuna yine Bilim Kurulu’na danışılarak karar verilecek.

Sınava girecek grup içinde hazırlıklar var. Özellikle hem EBA üzerinden zenginleştirilmiş materyaller sunulacak hem de bu gruba özel materyaller hazırlanacak. Bu süreçte destekleme yetiştirme kursları da devam edecek.

SEYRELTİLMİŞ EĞİTİM NEDİR?

Bu aşamalı kısmı. Bir de seyreltilmiş bölümü var. Peki, seyreltilmiş şekilde ne anlama geliyor? Edinilen bilgiye göre burada da bir kaç seçenek yer alıyor. Milli Eğitim Bakanlığı ders programında seyreltmeye gidebilir. Sabahçı-öğlenci yani ikili eğitim ile seyreltme olabilir ya da dersler için yüz yüze işlenecek konular, EBA’dan işlenecek konular şeklinde seyreltmeye gidilebilir. Ders programları da buna göre hazırlanabilir.

Eğer verilen 21 Eylül tarihinde salgın nedeniyle bir değişiklik olmaz ise seyreltilmiş kademeli geçiş ile ilk öğrenciler pazartesi okula başlayabilecekler. Bu süreçte önce 31 Ağustos’ta öğrenciler uzaktan eğitim ile 2020-2021 eğitim öğretim yılına başlayacaklar. Bunun için Milli Eğitim Bakanlığı, EBA portalının alt yapısını da güçlendiriyor. Uzaktan eğitime erişim noktasında dezavantajlı öğrenciler desteklenecek. Yine bu öğrencilere yönelik özel bir çalışma da bakanlık tarafından yürütülüyor.

YÜZ YÜZE EĞİTİM 21 EYLÜL’DE

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yeni eğitim-öğretim yılının 31 Ağustos’ta uzaktan eğitimle açılacağını, yüz yüze eğitime 21 Eylül’den itibaren aşamalı ve seyreltilmiş şekilde geçileceğini bildirdi.

Selçuk, Bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Eğitimcilerin sınıflarındaki her bir öğrencinin gözünün içine bakıp derse öyle başladığını ifade eden Bakan Selçuk, bunun böyle devam etmesi ve okulların yüz yüze eğitimle açılabilmesi için herkesi sorumlu olmaya davet ederek, “okulları birlikte açacağız” dediklerini ve bu sorumluluğu paylaşmak istediklerini belirtti.

Bu süreçte Bakanlık olarak okulların sağlık ve güvenle açılabilmesi için sınıfların sosyal mesafeye göre ayarlanması, dezenfektan, maske tedariği, fiziki ve sosyal yeterlilikler hususunda tüm detayları çalıştıklarını, hazırlıkları ve standartları da tamamladıklarını anlatan Selçuk, uzun süreden beri Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kuruluyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yaptıkları görüşmeler neticesinde 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılına nasıl başlanacağıyla ilgili kararları olgunlaştırdıklarını söyledi.

Bilim Kurulunun tavsiye kararları neticesinde aşamalı ve seyreltilmiş bir modelle 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılına başlanacağını ifade eden Ziya Selçuk, şöyle konuştu:

“Buna göre 31 Ağustos 2020 tarihinde okulları uzaktan eğitimle açıyoruz ve öğretim yılımıza da bu şekilde başlamış oluyoruz. 21 Eylül’de Bilim Kurulu tarafından tavsiye edilen sınıflarda aşamalı ve seyreltilmiş şekilde yüz yüze eğitimin de başlamasına karar vermiş bulunuyoruz. Dileyen özel okullar tabii ki 17 Ağustos Pazartesi gününden itibaren uzaktan eğitim araçlarıyla eğitim faaliyetlerine başlayabilecek. Yüz yüze eğitim alamayan öğrenciler eğitimlerine uzaktan eğitim araçlarıyla devam edecekler. Uzaktan eğitim araçları, kendi kademelerine uygun içerikler çerçevesinde EBA televizyon kanalları, kendi öğretmenleriyle yaptıkları canlı dersler ve bu derslerin devamında EBA internetin içeriğindeki bir takım konulardan da oluşuyor.”

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yeni eğitim-öğretim yılının 31 Ağustos’ta uzaktan eğitimle açılacağını, yüz yüze eğitime 21 Eylül’den itibaren aşamalı ve seyreltilmiş şekilde geçileceğini bildirdi.

Hazırlanan destek materyalleriyle öğrencilerin yanında olmaya devam edeceklerini dile getiren Selçuk, okullar açıldığında öğrencilere, öğretmenlere, okulların destek personeline, servis sürücülerine varana kadar okullarla ilgili herkesin sağlık durumunun HES kodları marifetiyle takip altında olacağını bildirdi.

Bakan Selçuk, ailesinde ya da yakın çevresinde virüs tanısı konulmuş kişilerin bu sistem sayesinde tespit edileceğini ve gerekli önlemlerin alınacağını vurguladı.

Servislerde, okul bahçesine, binasına girişte, ders başlayana kadar maske ve benzeri hususlardaki standartların daha önce hazırlanan kontrol kılavuzu çerçevesinde belirlendiğini anımsatan Selçuk, bu kapsamda hem öğrenciler, hem öğretmenler hem de veliler için bir takım rehberler hazırlandığını kaydetti.

Ziya Selçuk, teneffüslerde ve benzeri durumlara ilişkin standartların da bu kılavuzlarda yer aldığını ve zamanı geldiğinde ayrıntılı biçimde bunları açıklayacaklarını anlattı.

Maske tedarikinin Bakanlık tarafından da sağlanacağını, okulların hijyen standartlarını geliştirmek üzere çeşitli kurumlarla çalışmaları devam ettirdiklerini aktaran Selçuk, bu standartların denetimi için 2 bin denetmenin şu anda sahada ve okullarda olduklarını ve her bir okulun standardını gözden geçirdiklerini ifade etti.

Okulun ilk haftasında da özel bir uyum programı ortaya koyacaklarına işaret eden Bakan Selçuk, “Yani öğretmenlerle ilgili daha önce bir çalışmamız olacak ama çocuklarımız için de 1 hafta boyunca uyum çalışmaları konusunda açıklamalarımız devam edecek.” diye konuştu.

“PERSONEL SAYISINDA ARTIŞA GİDİLDİ”

Okulların hijyenini sağlamak için temizlik ve güvenlik personeli alımının da süratle devam ettiğine dikkati çeken Selçuk, salgın şartları nedeniyle bu personelin sayısında artışa gidildiğine değindi.

Okullarla ilgili bütün ihtiyaç kalemlerinin tek tek çıkarıldığını ve il, ilçe, okul düzeyinde nelere ihtiyaç olduğunun somut şekilde ortaya konulduğunu anlatan Ziya Selçuk, buna uygun şekilde okullara mali destek vermek ve diğer teknik destekleri sağlamak için de gereken planlamaları yaptıklarını, bu hafta içinde il müdürleriyle de bir toplantı yapacaklarını açıkladı.

Her bir ili kendi durumunu dikkate alarak tek tek incelediklerini anlatan Selçuk, kısa zaman içerisinde öncelikli okullardan başlamak üzere bu desteklerin ulaştırılacağını hatırlattı.

Bakanlık bürokratlarının çeşitli ilerde gruplar halinde risk analizlerine katılacaklarını ve o illerdeki çalışmaları takip etme imkanı bulacaklarını ifade eden Bakan Selçuk, bu çalışmalarla yol haritasını ortaya koymayı planladıklarını kaydetti.

Bakanlık olarak tüm süreç boyunca sahada ve okullarda olacaklarını belirten Selçuk, “Çocuklarımın ve öğretmenlerimizin 31 Ağustos itibarıyla başlayacak eğitim öğretim yılını şimdiden kutluyor, okullarımızda buluşmak ve yüz yüze eğitime de bir an önce başlamak temennisini iletmek istiyorum. Toplumun her bir bireyini salgınla mücadele kapsamında da sorumluluk almaya davet ediyorum.” şeklinde konuştu.

“AYRINTILARIYLA PAYLAŞACAĞIZ”

Daha sonra soruları yanıtlayan Bakan Selçuk, hangi sınıfların aşamalı şekilde yüz yüze eğitime geçeceğine yönelik soru üzerine, Bilim Kurulunun 21 Eylül’den itibaren yüz yüze eğitimin başlaması konusunda tavsiyesi olduğunu belirtti.

Selçuk, “Hangi yaş gruplarında öncelikli olarak başlayacağı hususunu da yine bilim insanlarının tavsiyeleri doğrultusunda belirleyeceğiz. Zamanı geldiğinde bunu muhakkak suretle ayrıntılarıyla paylaşacağız.” ifadesini kullandı.

Gelecek yıl sınava girecek öğrenciler için bir planlama yapılıp yapılmadığı sorusuna karşılık Ziya Selçuk, “Tabii ki. Bu sınava giren öğrencilerimizle ilgili olarak müfredat içeriği ve onlara yönelik olarak yapılacak destek çalışmaları konusunda planlamalar yapılıyor.” dedi.

Selçuk, aşamalı ve seyreltilmiş eğitime yönelik bir başka soru üzerine, “Aşamalı ve seyreltilmiş derken, aslında belli sınıf düzeylerinin öncelikli olarak açılmasından ve derslerin ve konuların seyreltilmesi, yani tam olarak içeriğin tümüyle yüz yüze aynı saat ve süre içerisinde değil de belirli konuların belirli noktalarının özellikle ve öncelikle işlenmesini kastediyoruz. Peki seyreltilme sonucunda oluşabilecek açık nasıl giderilecek? Elbette uzaktan eğitimle, canlı dersler vasıtasıyla ve EBA televizyonları vasıtasıyla giderilecek.” yanıtını verdi.

GENEL

Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘dil’ mesajı: Sahip çıkmayan milletler devrilmeye mahkumdur

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları…

Ülkemizin dört bir yanında medeniyetlere beşiklik yapmış yerlerimiz var. Kapasite ve …

Yayınlanma tarihi

-

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları…

Ülkemizin dört bir yanında medeniyetlere beşiklik yapmış yerlerimiz var. Kapasite ve çeşitlilik itibari ile dünyada hiçbir müzede bulamayacağınız eserlerimiz var. Afrika’nın en ucundan Saraybosna’ya kadar gittiğimiz her yerde ecdadın bıraktığı bir ize rastlıyorsunuz. Altının kıymetini sarraf bilir derler. Bu eserlerin değeri maalesef uzun yıllar bilinemedi. Kültürümüze hakkıyla sahip çıkma konusunda ciddi sıkıntılar yaşandı.

Bir dönem, ülkemizin kültür sanat dünyasını esir alan kısır ve bağnaz bakış açısı, binlerce yıllık medeniyet mirasımıza da sırtını döndü. Öyle ki bizi tarihimize, köklerimize bağlayan birçok kültür sanat eseri bu dönemde, ya müzelerin mahzenlerinde ya da kütüphanelerin tozlu raflarında bakımsızlığa, unutulmaya terk edildi.

Sayın Süleyman Saim Tekcan öncülüğünde kurulan müze 100 ülkeden sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapıyor. Türk kültür ve sanatına sahip çıkan herkese teşekkür ediyorum. Hocalarımızın açtığı bu yolda gençlerimizin bu yolda yürümeye devam edeceğine inanıyorum.

Kültürümüzün korunması ve geliştirilmesinde sanatın önemini hepimiz gayet iyi biliyoruz. Ülkemizdeki kültür meselesi dil meselesi dışında değerlendiriliyor. Kültürle ilgili tartışmalarda maalesef o kültürün taşıyıcısı olan dili ihmal ediyoruz. Kültürün en önemli unsuru dildir. Kültür dil kalıbında şekillenip gelecek kuşaklara aktarılır. Dil düzgün olmazsa düşünceler düzgün anlatılamaz. Ahlak ve kültür bozulursa, adalet yolunu şaşırır. Adalet yanlış yola  şaşarsa halk şaşkınlık içine düşer. Diline sahip çıkmayan, dilini zenginleştiremeyen milletler, kökleri kuruyan ağaçlar gibi esen rüzgarlar karşısında devrilmeye mahkumdur. Hiçbir şey dil kadar önemli değildir. Caddelerde dolaştığınız zaman marketleri dükkanları gördüğünüz zaman bizim dil yok. Tabelalarda başka şeyler var.?

Milli kimliğimizin ve hafızamızın nişanesi olan Türkçeye hak ettiği ihtimamı göstermiyoruz. Şayet millet olarak bizim bir kültür davamız varsa işe öncelikle Türkçeden başlamamız gerekiyor. Yaşayan dil her canlı gibi emek ister, korunmak ister, geliştirilmek ister.

 

Kaynak: Milliyet

Devamını oku

GENEL

Bakan Ersoy: Kültür ve sanatın bıraktığı izi, yıllarca uğraşsanız oluşturamazsınız

Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019-2020 Özel Ödülleri töreninde konuştu. Sözlerine, “1979’dan …

Yayınlanma tarihi

-

Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019-2020 Özel Ödülleri töreninde konuştu.

Sözlerine, “1979’dan beri süregelen, özünü ve amacını daima koruyan taltif geleneğimizin 40’ıncı takdim merasiminde sizlerle bir arada olmaktan onur duyuyorum.” diyerek başlayan Ersoy, yarım asra yaklaşan uzun bir yolculuk boyunca sanatçılara, edebiyatçılara, tarih ve kültür araştırmacılarına bu alanlarda hizmet veren kurum ve kuruluşlara karşı şükran ve minnet ifadelerini bu ödülle sembolleştirdiklerini söyledi.

Ödülün bir nesne değil aslen bu duyguların insanlara birebir sunulma hikayesi olduğunu ifade eden Ersoy, “O insanlar ki ülkesi ve milleti için şevkle çalışır, üretir, kültür ve sanat hayatımızı geliştirip zenginleştirirler. Bunlar vesilesiyle de kültürel diplomasinin güçlenmesini, sağlıklı, aktif ve etkili kullanımını sağlarlar. Üstelik, devletler arasından ziyade, halklar arasında, hatta bireylerle bire bir iletişimi tesis ederler ki zaten birbirimizi tanımanın ve anlamanın en ideal yolu da budur.” diye konuştu.

Ersoy, kültürleri, değerleri, estetik yaklaşımları, duygu dünyasını, kısaca insanı her yönüyle yaşayarak tecrübe etmenin, deneyimleme ve öğrenmenin zihinlerde ve fikirlerde kalıcı izler bıraktığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Kültür ve sanatın bazen kısacık bir etkileşim anında bıraktığı bu izi, başka yollarla yıllarca uğraşsanız oluşturamazsınız. Böylesi önemli ve değerli bir sonucun elde edilmesinde emeği olan insanlarımızı, işte bu bilinç ve farkındalıkla onore etmeyi, kendilerine şükranlarımızı sunmayı bir görev addediyoruz. Eserler ve hizmetler sundukları faydalar kadar hatta belki de daha fazla oluşum süreçleriyle, insan olarak gelişmemizin ilhamıdırlar. Çünkü bunlara baktığımızda bir adanmışlık, azim ve sebat görürüz. Amaçlarımıza nasıl ulaşabileceğimizin anahtarları da bunlardır.

Hiçbir başarı kolay elde edilemez. Biliyoruz ki böyle ulaşılmış gibi görünenler de kalıcı olmamıştır. Çalışmak, araştırmak, daha iyisi için çabalamak, sürekli bir üretme hali içerisinde olmak; sanatçıyla, bilim insanıyla, girişimciyle diğer insanlar arasındaki temel farktır. Bu tarz insanlara daha fazla sahip olan milletlerin medeniyeti de bir o kadar güçlüdür, zengindir. Tarihin ve coğrafyanın en zor sınavlardan geçirdiği aziz milletimizin dirayeti de buradan gelmektedir. Zira izleyebilecekleri, koşulsuz güvenebilecekleri, yolunda yürüyebilecekleri rehberleri daima olmuştur. Onlar milletimizden, milletimiz onlardan güç ve feyz almıştır. Bunun neticesinde tarihle yaşıt medeniyetimiz ve rakipsiz kültür zenginliğimiz bugün tüm görkemiyle ayakta durmaktadır.”

“Tüm etkinliklerimizin yurt ve dünya sathında yankı bulmasını amaçlıyoruz”

Ersoy, bakanlık olarak bilhassa gençlerin ve çocukların hayal güçlerini beslemek, üretkenliklerini ortaya çıkarmak, artırmak; halkın kültür ve sanatı talep etmesini, aktif yaratıcı süreçlerde yer almasını sağlamak üzere hep daha iyisini hedefleyerek hizmet ve proje üretmeye devam ettiklerini anlatarak, şu ifadeleri kullandı:

“Tüm etkinliklerimizin dünyadaki çağdaş ve gelişen anlayışla paralel olarak yürütülmesini, yurt ve dünya sathında yankı bulmasını amaçlıyoruz. Ancak bu hedefe ilerlerken sanatsal ve kültürel faaliyetlerimizin, kadim medeniyetimizin beslediği derin kültürel dokumuzla ve benzersiz milli kimliğimizle uyumlu olması her zaman önceliğimiz olmuştur. Bugün de bizler devlet eliyle, kültür ve sanatı toplumun en geniş kesimine yayma gayretini gösterirken, yerel renklerimizi soldurmadan ulusaldan evrensele taşımaya, özgünlüğümüzle dünyada var olmaya, kimliğimizi daha da tanınır hâle getirmeye çalışıyoruz.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1933 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada, “Yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrı zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.” sözlerini hatırlatan Bakan Ersoy, şöyle devam etti:

“Tarih boyunca, bu bilinçle hayat bulmuş, yüksek bir zevk ve ruh halinin yansımaları olan kültür sanat eserlerimiz, bizim medarı iftiharımızdır. Bu eserler hiçbir koşulda insani değerleri elden bırakmayan, hep üreten, her şeyden önce seven, koruyan ve mazlumu tutup ayağa kaldıran aziz ecdadımızın bizlere mirasıdır. Başta şiir ve musiki olmak üzere, hükümdar, asker ve devlet adamlarımız kültür ve sanata büyük önem atfetmiş, en kıymetli örnekleri de bizzat kendileri ortaya koyarak hem medeniyetimizin farkını göstermede hem de gelecek nesillere ilham olma anlamında ciddi izler bırakmışlardır. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu ve liderliğinde ilerlediğimiz hedefler, hayata geçirdiğimiz politikalar işte bu ilhamdan gücünü almakta, geçmişimizin görkemini geleceğimizin inşasına temel kılmaktadır. Kıymetli ev sahipliği ile ödülümüzün değerine değer katan, bugün bizlere bu çatı altında birlikte olma bahtiyarlığı yaşatan Sayın Cumhurbaşkanımıza sanata ve sanatçıya olan destekleri için tüm camia adına şükranlarımı arz ediyorum.”

“Bu eşsiz hizmetler kültürümüzde, sanatımızda kalıcı izler bırakmaya devam edecektir”

Bakan Ersoy, ödüllerin, kültür ve sanat dallarında ortaya konulan üstün nitelikli eser ve çalışmalara binaen her yıl sahiplerini bulduğunu, bu sene olağanüstü koşullar nedeniyle 2019 ve 2020 ödüllerini bir arada takdim edeceklerini aktardı.

Değerlendirme Kurulu’nun yaptığı hassas ve titiz incelemeler neticesinde, Odunpazarı Modern Müze, Antakya Medeniyetler Korosu, Mimsanat Akademisi, Hisart Canlı Tarih Müzesi ile İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü’ne layık bulunduğunu belirten Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sanatın hem kendisi hem evi konumundaki Odunpazarı Modern Müze, bir sanatseverden bütün sanatseverlere armağandır. 1950’lerden günümüze uzanan, Türkiye ve dünyadan modern sanatın seçkin temsilcilerinin eserlerinden derlenen özel bir koleksiyonda vücut bulan tutku, bugün Türkiye’de çağdaş sanatın nabzının attığı ve dünyaya kapılarını açtığı özgün bir merkeze dönüşmüştür. Antakya Medeniyetler Korosu, insan medeniyetinin beşiği olan bu toprakların birikimine sanatla bir kapı açan, bizim medeniyetimizde özünü bulan Anadolu irfanının hoşgörü, anlayış ve insan sevgisiyle herkesi bu kapıdan içeriye davet eden çok değerli bir birlikteliğin sesi olmuştur. Biliyoruz ki bu güçlü sese bugün dünyanın her zamankinden daha fazla kulak vermesi gerekmektedir. Mimsanat Akademisi, çok özel bir ilim ve sanat insanı, değerli hocamız merhum Ahmet Süheyl Ünver Beyefendi’nin izinde, adeta kültür ve sanat kumbarası gibi bir araya getirmek, çoğaltmak, zenginleştirmek ve yaygınlaştırmak heves ve arzusunun temsili olmuştur. Bu heves ve arzu bugün sanatla insan hayatına dokunan bir sosyal hareketin de temellerindeki iradedir.

Hisart Canlı Tarih Müzesi ise bir çocuğun tutkusundan bir girişimcinin kararlılığına uzanan, uzun ve meşakkatli bir yolculukta hayat bulmuştur. Tutku daima zorluğa galip gelmiş, neticede tarih sanatın estetiğinde yeniden canlanmış, benzersiz bir koleksiyon ülkemize ve milletimize kazandırılmıştır. Tarih denen eşsiz miras, varislerine ancak bu kadar zarif teslim edilebilirdi. Ve İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi, bir eğitimci ve sanatçının, ülkesinin kültürüne, sanatına ve gençlerine dair güveninin ve hayallerinin yıllara yayılan yolculuğundaki, nihai duraktır burası. O uzun yıllar içerisinde nice ilklerle, nice öğrencilerle atılan sağlam temeller, bugün de daima öğrenerek ve öğreterek süren özgün sanat üretiminde zengin meyvelerini vermeyi sürdürmektedir. Sayın Erol Tabanca ve Sayın İdil Tabanca’yı, Sayın Yılmaz Özfırat’ı, Sayın Fatma Kesgün’ü, Sayın Nejat Çuhadaroğlu’nu ve Sayın Süleyman Saim Tekcan’ı, onların nezdinde bütün yol ve çalışma arkadaşlarını tebrik ediyorum. Sunduğunuz bu eşsiz hizmetler kültürümüzde, sanatımızda kalıcı izler bırakmaya; en önemlisi etkisiyle, estetiğiyle, anlattıkları ve gösterdikleriyle insanımızda yaşamaya devam edecektir.”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konuşmasının sonunda, başta Değerlendirme Kurulu üyeleri olmak üzere bu ödüllerin tespit ve tevdi edilmesinde emeği geçenler ile mesai arkadaşlarına teşekkür ederek, ülkenin kültürel manada hak ettiği refah seviyesine ulaşması için gecesini gündüzüne katan; emek, zaman, göz nuru harcayan, fikri ve fiili gayretlerini esirgemeyen herkese şükranlarını sundu.

Kaynak: Milliyet

Devamını oku

GENEL

Biden’ın yemin törenine katılacak 12 ulusal muhafız görevden alındı

Konuya ilişkin açıklamaya göre, 2 Ulusal Muhafız askerinin, sosyal medyapaylaşımlarından ve mesajlarından aşırı sağcı görüşlere sahip olduğu …

Yayınlanma tarihi

-

Konuya ilişkin açıklamaya göre, 2 Ulusal Muhafız askerinin, sosyal medyapaylaşımlarından ve mesajlarından aşırı sağcı görüşlere sahip olduğu tespit edildi.

Diğer 10 asker ise FBI tarafından saptandı. Bunlardan biri komuta kademesinden yapılan bir ihbarla biri ise gizli bir ihbarla belirlendi.

Söz konusu 12 asker yemin törenindeki görevlerinden alındı.

GÜVENLİK ÖNLEMLERİ HAD SAFHADA

Biden’ın yemin töreninde 25 bin Ulusal Muhafız başkent Washington’da görev yapacak.

Amerikan kongresinin 6 Ocak’ta Trump destekçileri tarafından basılmasının ardından Washington’da güvenlik önlemleri artırılmıştı.

Biden’ın yemin töreni hazırlıkları kapsamında Washington’da çok sayıda cadde ve sokak trafiğe kapatılırken, alınan muhtemel saldırı ihbarlarına karşılık kentte yoğun güvenlik önlemleri söz konusu.

KAYNAK: AA

Kaynak: Haber7

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR