Takip Edin

GENEL

Kelbecer’i terk etmeye başlayan Ermeni askerler ve vatandaşlar evleri ateşe verdi

Azerbaycan ordusu, Dağlık Karabağ’ı 28 yıl sonra işgalden kurtararak elde ettiği zaferle Ermenistan’ı hezimete uğrattı. 28 yıl önce bölgeye …

Yayınlanma tarihi

-

Azerbaycan ordusu, Dağlık Karabağ’ı 28 yıl sonra işgalden kurtararak elde ettiği zaferle Ermenistan’ı hezimete uğrattı.

28 yıl önce bölgeye işgalle yerleşen Ermenistan şimdi ağır kayıplar vererek teslim oldu ve bölgeyi terk etmeye başladı.

Kelbecer’i boşaltmaya başlayan Ermenilerin bölgedeki evleri ateşe verdiği görüldü. Sosyal medyada hızla yayılan görüntüler büyük tepki topladı.

KAYNAK: NTV

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GENEL

282 davada 4 bin 555 darbeci cezalandırıldı

Nedim Şener’in köşe yazısı şöyle;

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli üniformasını giyen ancak ettiği yemine, üniformasına ve onları …

Yayınlanma tarihi

-

Nedim Şener’in köşe yazısı şöyle;

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli üniformasını giyen ancak ettiği yemine, üniformasına ve onları yetiştiren devlete ve millete ihanet eden Fetullahçı Terör Örgütü üyesi darbecilerin davalarından en önemlisi geçen hafta tamamlandı.

 

 

Darbe girişiminin merkezi olan Ankara Akıncı Üssü davasında, örgütün sivil imamları; Hava Kuvvetleri Komutanlığı sorumlusu Kemal Batmaz, Jandarma Komutanlığı sorumlusu Nurettin Oruç, Deniz Kuvvetleri sorumlusu Hakan Çiçek ve Harun Biniş, Anayasa’yı ihlal suçundan 1, cumhurbaşkanına suikast suçundan 1, kasten öldürme suçundan iddianamede belirtilen maktul adedince 77 kez olmak üzere toplam 79 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırıldı.

31 Mart 2017 tarihli iddianameyle açılan, 4’ü sivil, 365’i tutuklu, 104’ü tutuksuz, 6’sı kaçak toplam 475 askeri rütbeli subay-astsubay sanığın yargılandığı üç yıl süren davada Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi; 4’ü sivil, 15’i subay, 19 örgüt yöneticisi sanığın da bulunduğu 356 sanığın 291’ine ağırlaştırılmış müebbet hapis, 46 sanığa müebbet, 6 sanığa 16 yıl 8 ay, 7 sanığa 16 yıl hapis, 5 sanığa 13 yıl 4 ay hapis, 1 sanığa 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi.

 

 

YEDİ DAVA SÜRÜYOR

TSK’da yuvalanmış FETÖ mensupları, o gece 56 kentte harekete geçti. 56 şehirde toplam 289 darbe davası açıldı. Aradan geçen üç yılda 289 davanın 282’si tamamlandı. Yedisinde ise FETÖ’cülerin yargılaması devam ediyor. 289 fiili darbe davasından 56’sı Ankara’da, 56’sı İstanbul’da, kalan  177 dava ise diğer illerde açıldı.

Türkiye genelinde 282 fiili darbe davasında verilen kararlarda; 17 sanık hakkında 141 kez, 1 sanık hakkında 140 kez, 1 sanık hakkında 137 kez, 31 sanık hakkında 4’er kez, 4 sanık hakkında 3’er kez, 2 sanık hakkında 28 kez olmak üzere 1.608 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

131 GENERALE CEZA

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilenlerden 83’ü general, 1103’ü subay, 264’ü astsubay, 52’si uzman çavuş, 4’ü polis memuru, 12’si er, 61’i askeri öğrenci, 29’u ise sivil kişi.

Toplam 1261 darbeci ise müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bunlardan 21’i general, 467’si subay, 154’ü astsubay, 164’ü uzman çavuş, 12’si polis memuru, 91’i er, 352’si ise askeri öğrencilerden oluşuyor.

15 Temmuz darbesine katılan 1686 kişiye ise 1 yıl 2 ay ile 20 yıl arasında değişen sürelerde süreli hapis cezası verildi. Süreli hapis cezasına çarptırılan darbecilerden 27’si general, 744’ü subay, 289’u astsubay, 368’i uzman çavuş, 154’ü polis memuru, 44’ü er, 30’u askeri öğrenci, 29’u sivil kişi, 1’i ise mülki amir.

2 BİN 768 BERAAT

Yargılanan 2768 kişi ise beraat ederken, 618 sanık hakkında da ceza verilmesine yer olmadığı yönünde karar alındı.

Haklarında beraat kararı alınanlardan 22’si general, 439’u subay, 408’i astsubay, 578’i uzman çavuş, 32’si polis memuru, 1184’ü er, 90’ı askeri öğrenci, 15’i de sivil.

Böylece bugüne kadar sonuçlanan 282 darbe davasında; 4 bin 555 kişi cezalandırıldı, 2 bin 786 kişi beraat etti, 618 kişi hakkında ise ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilirken 7 bin 941 kişinin yargılanması sonuçlandırıldı. Sonuçlandırılmayı bekleyen yedi darbe davasında ise 827 sanık bulunuyor. Bunlardan 206’sı tutuklu, 411’i adli kontrollü yargılanıyor. FETÖ elebaşı Gülen dahil 12 kişi hakkında yakalama kararı bulunurken, 198 kişi ise tutuksuz yargılanıyor.

İlk derece mahkemelerde sonuçlanan davaların bir kısmının gerekçeli kararı yazılıyor. Bir kısmı istinaf mahkemesinde, bir kısmı da Yargıtay’da görüşülmeye devam ediliyor. Yargıtay’da bulunan dosyalardan 57’sinde kararlar İstinaf aşamasından sonra, dördü ise kanun yoluna başvurulmaksızın onandı. Böylece şu ana kadar yargılaması biten darba davalarından 61 tanesinde karar kesinleşti.

Bütün bu davalar, Türk milletinin 15 Temmuz gecesi verdiği kararlı mücadelesine uygun biçimde, evrensel hukuk kurallarına uygun yürütülüyor.

Türk milletinin darbeyi bastırmaktaki cesareti gibi, Türk milleti adına karar veren mahkemelerin, darbecileri evrensel hukuka uygun yargılaması da dünyaya örnek oluyor.

DARBEYE KATILANLARIN DÖRT KATI İHRAÇ EDİLDİ

15 Temmuz darbe girişime katıldığı gerekçesiyle yaklaşık 8 bin kişi yargı karşısına çıkarıldı. Şu ana kadar ise 4 bin 555 kişi suçlu bulunarak cezalandırıldı. 2 bin 768 kişi ise beraat etti, 618 sanık hakkında da ceza verilmemesi kararlaştırıldı. Halen 872 kişi de yargılanıyor.

Bu rakamları hatırlatmamın çok önemli bir nedeni var. O da TSK içindeki FETÖ yapılanmasının, darbeye katılanlarla sınırlı olmadığıdır.

Milli Savunma Bakanlığı’nın açıkladığı son rakamlara göre, 15 Temmuz’dan bu tarafa FETÖ iltisakı nedeniyle ihraç edilenlerin sayısı 20 bin 564 kişi. 3 bin 586 kişi ise ilgili idari ve hukuki süreç devam ediyor. Yani, 3 bin 586 kişi ihraç edilmeyi bekliyor.

Dolayısıyla, darbenin üzerinden dört yıl geçmesine rağmen TSK’daki FETÖ temizliği aralıksız devam edecektir.

Çünkü bu Türkiye’nin beka sorunudur.

Hürriyet

Devamını oku

GENEL

Yeni yasaklar için karar günü: Erdoğan açıklayacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen cuma günü “Yeni tedbirleri almaya mecburuz ve alacağız” açıklamasının ardından bugün Beştepe’de …

Yayınlanma tarihi

-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen cuma günü “Yeni tedbirleri almaya mecburuz ve alacağız” açıklamasının ardından bugün Beştepe’de toplanacak kabinenin ana gündem maddesi koronavirüs salgınına karşı alınacak yeni önlemler ve kısıtlamalar olacak.

 

 

Toplantıda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca son 10 günlük tabloyla ilgili kapsamlı bir sunum yapacak. İllerdeki son koronavirüs tablosu ve aşı çalışmaları da değerlendirilecek. Bir önceki kabine toplantısında alınan tedbirlerin salgınla mücadeleye etkisi masaya yatırılırken, Bilim Kurulu’nun önerileri değerlendirilecek.

BİLİM KURULU’NUN ÖNERİLERİ 
Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda toplantıdan çıkması muhtemel bazı kararlar şöyle:

 

 

– İki haftadır hafta sonları saat 20.00’den sabah saat 10.00’a kadar uygulanan sokağa çıkma yasağı salgının ilk günlerindeki gibi tüm güne yayılabilir.

– Salgının kontrol altına alınamadığı bazı şehirlerde sokağa çıkma yasağına hafta içi günler de dahil edilebilir.

– Toplantıda vaka ve ölüm sayılarının yüksek olduğu Edirne, Adana, Hatay, Artvin, Aydın, Çanakkale, Kırklareli, Ordu, Trabzon, Tokat, Zonguldak, Mersin, Osmaniye, Samsun, Muğla, Bursa İstanbul, İzmir, Ankara, Kocaeli gibi şehirlere yönelik olarak salgının seyrine göre kademeli şekilde seyahat kısıtlaması getirilebilir.

– Havaların soğumasına paralel olarak yüksek risk grubunda olan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı vatandaşların her gün dışarı çıkabildiği 3 saatlik sürenin azaltılması da planlanıyor.

– Yine salgının seyrine bağlı olarak kalabalık oluşmasının önlenmesi amacıyla bazı mekanlara sınırlama getirilebileceği de belirtiliyor.

KARARLARI ERDOĞAN AÇIKLAYACAK 
Kritik kabine toplantısında alınacak kararları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Millete Sesleniş konuşmasıyla kamuoyuna duyurması planlanıyor.

KAYNAK: HÜRRİYET GAZETESİ

Devamını oku

GENEL

Şentop: Kudüs meselesi 21. yüzyılın en önemli meselesidir

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bahçelievler’de, Parlamenterler Arası Kudüs Platformunun yeni binasının açılış töreni ve “29 Kasım Filistin …

Yayınlanma tarihi

-

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bahçelievler’de, Parlamenterler Arası Kudüs Platformunun yeni binasının açılış töreni ve “29 Kasım Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü” kapsamında düzenlenen programa katıldı.

Konuşmasında, 29 Kasım’ın, Birleşmiş Milletler tarafından da Filistin Halkı ile Dayanışma Günü olarak ilan edilmiş bir gün olduğunu hatırlatan Şentop, böyle bir günde Parlamenterler Arası Kudüs Platformunun İstanbul’daki bu merkezini açtıklarını dile getirdi.

Bu işe öncülük edenlere teşekkürlerini sunan Şentop, “İnşallah bu merkez, Filistin ve Kudüs davasında önemli görüşmelerin, toplantıların yapıldığı bir yer olacak” dedi.

Küdüs davasının, Filistinlilerin, Arapların, sadece İslam dünyasının meselesinden ibaret olmadığını belirten Şentop, “Aslında hukuka inanan vicdan sahibi hangi ırktan, dinden, siyasi görüşten olursa olsun bütün insanların davasıdır. Bu bakımdan uluslararası nitelikte bir platformla bu davayı gütmek, bu davanın peşinde olmak, bu dava için mücadele etmek, gayret sarf etmek çok önemli. Parlamenterler Arası Kudüs Platformu, 73 ülkeden parlamenterlerin bulunduğu, 1500’ün üzerinde parlamenterin içinde yer aldığı ve dünyanın her tarafından parlamenterlerin omuz omuza mücadele ettiği bir platform. Bu sebeple bu mücadeleyi hak ettiği bir şekilde savunabilecek bir platform” diye konuştu.

“Küdüs meselesi niye dünyanın meselesidir?” derken bunu iki boyutu itibarıyla söylediğini aktaran Şentop, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bunun birincisini biraz daha dar anlamda izah etmek isterim. İsrail’in işgal ettiği Kudüs, İsrail bakımından bir nihai hedef değil önemli bir merkezdir. İsrail’in daha sonrası Siyonizmin esas meselesi Nil’den Fırat’a kadar Büyük İsrail’i gerçekleştirmektir. Bu sadece Nil’den Fırat’a kadar olan coğrafyadaki ülkeleri, halkları, devletleri ilgilendiren bir konu değil, Ortadoğu’nun bütününü, Ortadoğu ile beraber dünya barışını da tehdit eden bir hedef, bir idealdir. Dolayısıyla İsrail’in bu hedeflerine bigane kalırsak, bunları göz önüne almadan mevzuya bakacak olursak o zaman önümüzdeki büyük tehdidi görmezlikten geliriz. Dolayısıyla bu zalim iştihanın bir yerde durdurulması lazımdır.

Maalesef bazı Arap ülkelerinin bu tarihi derinlikten, tabii bu tarihi derinlik aynı zamanda istikbale yönelik bir perspektif sunuyor. Bu perspektiften mahrum olarak meseleye baktığını görüyoruz. Başta BAE olmak üzere onunla beraber hareket eden, tamamen bir kabile anlayışıyla, kabile reisi anlayışıyla dünya meselelerini, bölge meselelerini anlamaya çalışan bazı ülkelerin aslında sadece Kudüs davasına değil, kendi halklarına, kendi inançlarına ihanet ettiğini ifade etmek isterim.”

Said-i Nursi’nin “Aç canavara karşı tahabbüb, onun merhametini değil, iştihasını arttırır. Üstelik diş ve tırnaklarının da kirasını ister” sözünü hatırlatan Şentop, “Dolayısıyla başta İsrail olmak üzere onun arkasındaki bazı devletlerin kucağında oturarak Türkiye’ye çemkirmeye çalışan bazı şuursuz devletlerin, devlet reislerinin yaptığı şey de budur. En kısa zamanda o tahabbüb duydukları başta İsrail olmak üzere onunla beraber hareket eden bazı büyük devletlerin temsilcileri ilk fırsatta onlara karşı harekete geçecek, üstelik zaten alıyorlar dişlerinin ve tırnaklarının da kirasını alacaklar, alıyorlar, almaya da devam ediyorlar” dedi.

TBMM Başkanı Şentop, Filistin meselesinin 21. yüzyılın en önemli meselesi, kilit meselesi olduğunu belirterek, “Akademisyenler makale yazarken, yazdıkları makale için kısa bir özet verirler, bu özetle beraber bir de anahtar kelimeler verirler. Bu 21. yüzyılın dünya düzeninin anahtar kelimesi Kudüs’tür, anahtar ikinci kelimesi Filistin’dir. Dolayısıyla Kudüs ve Filistin davasını gütmek, onun mücadelesini vermek aslında 20. yüzyılda iki dünya savaşı sonrasında kurulan dünya düzenini tartışmak, onu tartışmaya açmak demektir” değerlendirmesinde bulundu.

Şentop, eski başbakanlardan merhum Necmettin Erbakan’ın BM’yi sadece İsrail’in bağımsızlığının tanınması ve güvenceye alınması için kurulduğunu söylediğini aktardı.

Şentop, Birleşmiş Milletler’in ilk kararının da İsrail’in bağımsızlığının tanınması yönünde olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:

“Bu bakımdan 21. yüzyılın dünya düzeni, aslında Kudüs’ü bu şekilde İsrail işgali altında tutmayı esas alan, bu işgali koruma altına alan bir düzendir. Bu bakımdan Kudüs’ü tartışmak ve Kudüs’ün özgürlüğü için mücadele etmek, gayret göstermek, esasen 21. yüzyılın artık çatırdayan köhne düzeninin değişmesi için mücadele etmektir. Sayın Cumhurbaşkanımız bu bağlamı ortaya koyuyor. Onun için Recep Tayyip Erdoğan’a karşı olanların aynı zamanda İsrail yanlısı olduklarını, aynı zamanda Kudüs davasının karşısında yer aldıklarını görüyoruz. İşte bu Birleşmiş Arap Emirlikleri’nin bazı sözde siyasetçilerinin hedeflerindeki siyasetçi Recep Tayyip Erdoğan’dır. Niye? Çünkü onlar Kudüs davasına ihanet etmiş adamlardır. Çünkü onlar İsrail ile aynı takımda mücadele eden adamlardır. Tabii bugünkü dünya düzenini, çatırdayan, değişmeye başlayan, değişme mecburiyetinde olan bu dünya düzeni içerisinde insanlar takımlar halinde mücadele ediyorlar. Takım oyunu oynuyoruz. Onun için şahıslar, devletler, kurumlar çok önemli değil. Bunlar hangi takımda mücadele ediyorlar, kiminle beraber ve kime karşı mücadele ediyorlar önemli olan budur. Bu bakımdan Kudüs bir mihenk taşı, bir ölçüdür, bu bakımdan Recep Tayyip Erdoğan bir ölçüdür. Onun yanında ve onun karşısında olmak devam eden bu dünya düzeni tartışmasında yeni dünya düzeni tartışmasında hangi safta olduğunuzun ölçüsünü ortaya koyan bir mihenk taşı, bir kriterdir. Cumhurbaşkanımızın Kudüs meselesini gündemde tutması, her zaman Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yapmış olduğu bütün konuşmalarda Filistin davasına ve Kudüs meselesine atıf yapması, bu meseleyi bütün uluslararası toplantılarda dile getirmesi boşuna değildir. Şüphesiz Kudüs bizim için çok önemli bir meseledir, davadır ama Kudüs aynı zamanda işte bu 21. yüzyılın zalim düzeninin, çatırdayan düzeninin de önemli anahtar kelimesidir. Bizim bu düzenin değişmesi için yürüttüğümüz mücadelenin de bir ölçüsüdür, bir mihenk taşıdır.”

“MAZLUM MİLLETLERİN GÜÇLENECEĞİ BİR DÜNYA DÜZENİ”

Tarihin sadece belli vakaları okumak, sadece o vakaların kendisinden bizatihi ibretler almak için okunmayacağını, aynı zamanda bir süreç olduğunu vurgulayan Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi gerek İslam dünyası bakımından gerek mazlum milletler bakımından bu 20. yüzyılın mevsimi bitmiştir. 21. yüzyılda artık başta Müslümanlar olmak üzere mazlum milletlerin güçleneceği, haklarını, hukuklarını alacağı, bunların kavgasını sürdüreceği bir mevsimin içindeyiz. Bu mevsimin bütün özellikleriyle bütün nitelikleriyle kendisini gerçekleştirmeden, tahakkuk ettirmeden bu mevsimin kemale ermesi durumunu, tablosunu bizler görmeden, mevsimin biteceğini düşünmek tarihin işleyişindeki o temel esaslara, ilkelere vakıf olmamak anlamına gelir. Dolayısıyla bugün başta Kudüs olmak üzere eski dünya düzeninin kilit kelimesi ve kurulacak yeni dünya düzeninin de kilit kelimesi, başta Kudüs olmak üzere bizim mücadelesini yürüttüğümüz büyük davaların sonuç vereceğini ve başta İslam dünyası olmak üzere mazlum milletlerin güçleneceği ve karar verici olacağı bir dünya düzeninin ortaya çıkacağını göreceğiz inşallah. Bu, tarihin işleyişinde içinde bulunduğumuz mevsimin kemale ermesiyle alakalı bir mesele. Bu gidişatı buradan bugün görmemiz lazım.”

Şentop, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda söylediği “Dünya 5’ten büyüktür” sözünün de bir slogan haline geldiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çoğu insan bunun güzel bir hayal olduğunu, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir ideal olduğunu düşünüyordu. Akademisyenler, fikir adamları, bu işlerle ilgili bir ızdırap duyan, dert taşıyan insanlar bu tür şeyleri kendi özel konuşmalarında, sohbetlerinde dile getiriyorlardı. Ama ilk defa bir Devlet Başkanı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda ‘Bu düzen değişmelidir’ dedi. Sloganı ‘Dünya 5’ten büyüktür’ bunu dile getirdi. Aradan yıllar geçti. Bunu her sene o Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısında dile getirdi, Birleşmiş Milletler birkaç yıl önce yeniden yapılanmaya dair kendisi bir çalışma başlattı. Arzu edilen değişimi gerçekleştirecek bir çalışma değil elbette fakat Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği, ‘Uluslararası hukuki ve siyasi düzen değişmelidir’ sözü artık Birleşmiş Milletlerin kendisi dahil olmak üzere bütün dünyada kabul gören önemli bir husus haline geldi.”

“KUDÜS MESELESİ BÜYÜK DÖNÜŞÜMÜN ANAHTAR KELİMESİ”

TBMM Başkanı Şentop, dünyadaki ekonomik düzenle ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her ülkenin kendi ulusal paraları ya da altına endeksli bir para birimiyle ilgili yapılması yönündeki tezinin de uluslararası ekonomik düzenin değişimi açısından kilit bir mesele olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

“O da o zaman bir hayal gibiydi. Fakat arkasından başta Putin olmak üzere, daha sonra Çin Devlet Başkanı olmak üzere dünyada birçok ülke, Cumhurbaşkanımızın dile getirmiş olduğu ‘Kendi ulusal paralarıyla alışveriş yapsınlar veya altına endeksli başka bir para birimiyle yapılsın’ diye ortaya koymuş olduğu bu tezin ne kadar önemli hale geldiğini görüyoruz. Dolayısıyla Kudüs meselesi, bir Kudüs meselesi değildir. Kudüs meselesi Filistinlilerin meselesi, Kudüs meselesi Arapların meselesi değildir, sadece İslam dünyasının meselesi değildir. Kudüs meselesi, dünyadaki büyük dönüşümün kilit, anahtar kelimesidir. Bu davayı güden bütün arkadaşlarımıza bu davayı bir platform haline getiren parlamenter arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

Kaynak: NTV

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR