Takip Edin

SAĞLIK KORONAVİRÜS

Kapalı alanda 4 dakikada bulaşıyor

Tüm dünyayı etkisi alan Kovid-19 bulaşı riski açık ve kapalı ortamda geçirilen süreye göre değişkenlik gösteriyor. Açık alanlar mesafeye uyum …

Yayınlanma tarihi

-

Tüm dünyayı etkisi alan Kovid-19 bulaşı riski açık ve kapalı ortamda geçirilen süreye göre değişkenlik gösteriyor. Açık alanlar mesafeye uyum sağlanabilmesi açısından avantaj sağlarken aynı zamanda güneş ışığının ultraviyole etkisiyle virüsün bulaşması zorlaşıyor. Bu nedenle güneş ışığı ve dış ortam sıcaklığında karşıdaki kişiden virüsü kapma ihtimali ile iç havanın kuru olduğu kapalı ortamda kapma ihtimali arasında fark bulunuyor. Havaların soğumaya başlamasının ardından hem kapalı alanda kalma süresinin hem de kişi sayısının artması, virüsün yayılmasının kolaylaştığı ortama işaret ediyor. Açık alanda, karşıdaki kişinin maskeli olması durumunda virüs riski bulunmuyor ve maske takılmaması halinde bu kez sosyal mesafeyi korumak ön plana çıkıyor. Kapalı alanda maske takılması durumunda da virüs riski bulunmuyor ancak yüzün açık hale getirilmesi ve maskesiz kalınan sürenin 1-2 dakikanın üzerine çıkması halinde tehlike başlıyor. Son değerlendirmelere göre kapalı alanda kişilerin 15 dakika maskesiz kalması risk yaratıyor. Virüsün, konuşmayan iki kişinin yürürken birbirinin yanından geçip gitmesi halinde bulaşması ise mümkün değil. Açık alanda yaklaşık 10, kapalı alanda ise 4 dakika karşılıklı konuşma, sosyal mesafe 1 metre bile olsa koronavirüste bulaşı riski oluşturuyor.

MASKEDE GEVŞEME OLMASI RİSK

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara mevsim dönüşümlerinin yaşandığı dönemlerin riskli olduğunu belirterek kuru ve soğuk hava ile hafif nemli ve ılık havanın virüs açısından “avantaj” yarattığına dikkati çekti. “Kapalı ortama giriyoruz. Maskede biraz gevşeme olduğu anda virüs kafasını kaldırabiliyor. Avrupa bunu bizden erken yaşıyor. Türkiye için de böyle bir riskin olabileceğini söylememiz mümkün. Bu dönemde maske ve mesafeye çok ciddi anlamda uyum sağlamamız gerekiyor” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Kara, koronavirüsün önüne engel konulması gerektiğini, bunun da en kolay şeklinin “maske” olduğunu vurguladı. Ankara, İstanbul, İzmir ve Antalya gibi büyük şehirlerde maske uyumunun iyi olduğunu, diğer illerde sıkıntı yaşandığını belirten Kara şöyle devam etti: “Maske uyumu etkili olduğu anda virüs sayıları çok hızla azalıyor. Bütün dünyada böyle. Amerika’da uyumun olduğu bölgelerde bu rakamlar düşük gidiyor ama öbür taraflarda bugüne kadarki en yüksek rakamları görüyorlar. Aynı şey Avrupa için de geçerli. Bu şekilde bunu bizim sağlamamız lazım. Buradaki özellik, kişi olarak, birey olarak biz bunu sağlarsak, o zaman Türkiye bu işin üstesinden gelebiliyor. Bu daha önce oldu.”

YENİŞAFAK

SAĞLIK KORONAVİRÜS

Koronanın en erken belirtisi ortaya çıktı!

Barselona Üniversitesi’nde 35 koronavirüs hastasından oluşan bir grupla birlikte yaş ve cinsiyet açısından onlara denk bir kontrol grubu ankete …

Yayınlanma tarihi

-

Barselona Üniversitesi’nde 35 koronavirüs hastasından oluşan bir grupla birlikte yaş ve cinsiyet açısından onlara denk bir kontrol grubu ankete katıldı. Katılımcılar, kendilerine yöneltilen sorulara sadece ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ cevabını verdi.

BURUNLARINDA GARİP BİR HİS VARMIŞ

Independent Türkçe’nin haberine göre, henüz hakem onayından geçmeyen çalışmada hastaların yüzde 68’inden fazlası, burunla ilgili en az bir semptom bildirdi. Koronavirüs testi pozitif olan grubun ‘burunda garip bir his’ deneyimlediği ve ‘aşırı kuruluk’ gibi belirtileri kontrol grubuna kıyasla daha fazla bildirdiği ortaya çıktı.

ORTALAMA 12 GÜN SÜRÜYOR

Bunun yanında hastaların yüzde 52’si, sürekli burnunu yıkamış gibi hissettiğini aktardı. Kontrol grubunda aynı hissi yaşadığını söyleyenlerin oranıysa yüzde 3’te kaldı. Araştırmacılara göre burunda hissedilen bu belirtiler, ağırlıklı olarak koku ve tat kaybıyla birlikte görüldü. Ayrıca Kovid-19’un diğer belirtilerinden önce veya onlarla birlikte ortaya çıktığı ve ortalama 12 gün sürdüğü ifade edildi.

 

Kaynak: Haber7

Devamını oku

SAĞLIK KORONAVİRÜS

Bilim Kurulu Üyesi’nden kritik uyarı: Koronavirüste ilaç kullanılmaması ölüme götürebilir

Koronavirüs (Covid-19) hastalığını evde hafif geçiren bazı vatandaşlar, tedavi için verilen ilaçları çeşitli gerekçelerle kullanmakta tereddüt …

Yayınlanma tarihi

-

Koronavirüs (Covid-19) hastalığını evde hafif geçiren bazı vatandaşlar, tedavi için verilen ilaçları çeşitli gerekçelerle kullanmakta tereddüt ederken, uzmanlardan uyarı geldi. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Toplum Bilimleri Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, hekimlerin önerilerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, “İster yoğun bakım olsun, ister evde olsun, ister hastanede yatarak tedavi olsun hep aslında aynı ilaçları kullanıyoruz. Vatandaşlarımız, bu ilaçların kullanım onayı olduğunu bilmesi, bu ilaçları kullanmadıkları takdirde iyileşmeyeceklerini bilmesi gerekir. Şöyle durumlar ile çok karşılaşıyoruz; ‘ben 40 yaşındayım hocam, bana bir şey olmaz’. Filyasyon ekibi gidiyor, ilaçlarını veriyor, ilacı kullanmıyor. 3-4 gün sonra 112 ile acil servise başvuruyor. Bu sefer biz bu kişiyi yoğun bakıma alıyoruz. Yoğun bakımda daha zor, acı veren bir süreç bekliyor ve ilaç kullanılmadığı takdirde sonu ölüme kadar gidebiliyor” diye konuştu.

“HEKİMLERE GÜVENELİM”

Prof. Dr. İlhan, ilaç kullanmayan kişilerin hastalığı beraber yaşadığı kişilere geçirme ihtimali olduğunu da kaydederek, “O kişi ilaç kullanmayınca evde kaldığı süre içinde evdekileri de enfekte etme ihtimali ortaya çıkıyor. Aynı evden 2-3 kişi ağır hasta olarak karşımıza çıkabiliyor. Mutlak suretle hekimlere güvenelim, verilen ilaçları kullanalım. İnternetten kaynağı belirsiz, kanıta dayalı olmayan, sosyal medyada dolaşan bilgilere güvenmememiz gerekiyor. Herkesin kendi uzman olduğu konuda konuşması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

BİLİM KURULU ÜYESİ KAYIPMAZ: CİDDİ YAN ETKİYLE KARŞILAŞMADIK

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz da kullanılan her ilacın yararlı etkilerinin yanı sıra beklenmedik bazı yan etkileri de olabileceğine işaret ederek, şunları söyledi: “Burada önemli olan sizin ilaçtan elde edeceğiniz faydanın zarardan ön planda olmasıdır. Nitekim bu hastalıkta kullanılan ilaçlar da hastalığın ilk döneminde yaklaşık yüzde 30’larda olan zatürre oranının şu anda yüzde 3,4’e kadar düşmesini sağlamış ilaçlardır. Ayrıca ülkemizde üretilen ilaçlardır. Sağlık Bakanlığı’ndan ücretsiz olarak temin edilen ve insanlarımızın hizmetine sunulan ilaçlardır. Burada gerek filyasyon ekiplerinde olsun gerek sağlık kuruluşlarında olsun gerek aile hekimliklerinde olsun eğer hekimler hastalara bu ilacın kullanılmasını tavsiye ediyor ise kullanmakta büyük yarar vardır.

Burada dikkat edilmesi gereken noktalar var. Her ilacın yan etkisi olduğu gibi bizim bu kullandığımız ilaçların da yan etkisi var. Favipiravir, karaciğer fonksiyon testlerini bozabiliyor, düşük ihtimalle de olsa böbrek fonksiyonlarında bozukluğa yol açabiliyor. Bunun haricinde mide-bağırsak sisteminde sindirim bozuklukları tarzında belirtiler ortaya çıkartabiliyor. Ama bunların çoğu geçici yan etki ve ciddi bir yan etkiyle karşılaşmış değiliz.”

“ÖNEMLİ OLAN BİZE SAĞLADIĞI YARAR”

Hidroksiklorokin açısından da kullanımının sakıncalı olduğu düşünülen bazı durumlar olduğunu, bu durumlarda kullanılmasını zaten önermediklerini anlatan Doç. Dr. Kayıpmaz, “İdrar söktürücü ilaçların kullanımı devam eden hastalarda hidroksiklorokin önermiyoruz. Potasyum düşüklüğü başta olmak üzere eğer vücuttaki elektroliklerde bozukluk varsa önermiyoruz. Bununla ilgili uyarılar da zaten bizim kılavuzlarımızda yer alıyor. Sahada hekim arkadaşlarımız bu kılavuzlar doğrultusunda hareket ediyor. Aynı zamanda favipiravirin gebelerde kullanılmasını da tavsiye etmiyoruz. Dediğim gibi her ilacın etkisi de var yan etkisi de var. Önemli olan bize sağladığı yarar ki bu ilaçlar hastalığın erken döneminde başlanırsa daha etkin olduğu gösterilmiş ilaçlar” diye konuştu.

 

 

Kaynak: Haber7

Devamını oku

SAĞLIK KORONAVİRÜS

Son dakika… Türk profesör Uğur Şahin’in korona aşısında yeni gelişme!

Son dakika haberine göre, BioNTech Kovid-19 aşısı için Avrupa İlaç Ajansına ‘koşullu onay’ başvurusu yaptı. Biontech, “EMA, aşı adayının …

Yayınlanma tarihi

-

Son dakika haberine göre, BioNTech Kovid-19 aşısı için Avrupa İlaç Ajansına ‘koşullu onay’ başvurusu yaptı.

Biontech, “EMA, aşı adayının Kovid-19’a karşı koruma için faydalarının, olası risklerden daha ağır bastığı sonucuna varırsa ajans şartlı piyasa onayının verilmesini önerecektir. Bu, BNT162b2’nin 2020’nin sonundan önce Avrupa’da kullanılmasını sağlayabilir” açıklamasını yaptı.

Amerikan ilaç şirketi Pfizer ile Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin’in kurucu ortağı olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech’in, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirmekte olduğu potansiyel aşı için dün, Avrupa İlaç Ajansına (EMA) koşullu piyasa onayı verilmesi konusunda başvuru yaptığı bildirildi.

BioNTech’ten yapılan açıklamada, dünkü başvuruyla EMA tarafından 6 Ekim’de Kovid-19’a karşı “BNT162b2” adlı aşı adayına ruhsat verilmesi için başlatılan sürecin tamamlandığı belirtildi.

Aşının daha önce SARS-Cov-2 enfeksiyonu görülmeyen hastalarda yüzde 95 etkili olduğunun belirtildiği açıklamada, aşının etkinliğinin tüm yaş ve cinsiyet gruplarında tutarlı olduğu vurgulandı.

Açıklamada, “EMA, aşı adayının Kovid-19’a karşı koruma için faydalarının, olası risklerden daha ağır bastığı sonucuna varırsa ajans şartlı piyasa onayının verilmesini önerecektir.

Bu, BNT162b2’nin 2020’nin sonundan önce Avrupa’da kullanılmasını sağlayabilir.” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Biontech Üst Yöneticisi (CEO) ve Kurucu Ortağı Prof. Dr. Uğur Şahin, başvuruyu Kovid-19’a karşı aşı çalışmalarında önemli bir adım olarak değerlendirdi.

Şahin, “Onaylanırsa aşımızın hızlı küresel dağıtımını sağlamak için dünya genelinde düzenleyici kurumlarla çalışmaya devam etmek istiyoruz. Normale dönebilmek için virüsle mücadeleye yönelik küresel çabalara katkıda bulunmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Pfizer Üst Yöneticisi Albert Bourla, söz konusu başvuruyla Kovid-19 kriziyle mücadelede çabalarında önemli bir kilometre taşına daha ulaştıklarını vurgulayarak, “Bu yolculuğun başlangıcından beri insanların bir aşı beklediğini biliyorduk ve olası bir onay alır almaz, Kovid-19 aşı dozlarını dağıtmaya hazır olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu aşının onayı için ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ile İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA) başta olmak üzere Avustralya, Kanada ve Japonya’da yetkili kurumlara başvuruda bulunulduğu hatırlatıldı.

Şirketler, 6 Ekim’de yaptıkları açıklamada, EMA’nın “BNT162b2” adlı aşı adayını, “Rolling Review” adı verilen bir süreçle inceleyeceğini açıklamıştı.

Kaynak: Milliyet

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR