Takip Edin

GÜNDEM

İki yıldır saha çalışması yapan İHH raporu çarpıcı: Türkiye’de 10 milyon madde bağımlısı var

İHH İnsani Yardım Vakfı “Madde Bağımlılığı ve Bağımlılıklarla Mücadelede Sivil Toplumun Rolü” adlı iki yıldır üzerinde çalıştığı saha araştırma …

Yayınlanma tarihi

-

İHH İnsani Yardım Vakfı “Madde Bağımlılığı ve Bağımlılıklarla Mücadelede Sivil Toplumun Rolü” adlı iki yıldır üzerinde çalıştığı saha araştırma raporunu açıkladı.

İHH İnsani Yardım Vakfı’nın 2018 yılında başlattığı “Mahallene ve Okuluna Sahip Çık Uyuşturucuya Hayır” konferansları Türkiye’de 36 ilde, Balkanlar ve Avrupa’da toplam 6 ülkede gerçekleştirildi. Bu kapsamda öğretmenler, din görevlileri, AMATEM sağlık çalışanları, psikiyatri doktorları, psikologlar, muhtarlar, din görevlileri ve STK’ların katılımı ile gerçekleştirilen programlarda madde bağımlılığı ile mücadele sivil toplumun rolüne dikkat çekmeye çalışıldı. Bağımlı tedavisi gören bireyler ile bağımlı aileleri ve alternatif ilaçsız bağımlı tedavi merkezleri ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildi.

Madde bağımlılığı ile alakalı tüm faaliyetleri organize eden ve saha raporunu hazırlayan İHH Mütevelli Heyeti Üyesi Osman Atalay, rapordaki verileri ve değerlendirmelerini şöyle özetledi:

Madde bağımlılığı artıyor

Türkiye nüfusunun %15,8’i 15-25 yaş grubunda. 12 milyon 971 bin 396 çocuğumuz madde bağımlılığı riskine karşı savunmasız durumda. Türkiye’de yaklaşık 10 milyon insan madde ve davranış bağımlısıdır. 125 bin STK bu konuda duyarsız kalıyor. Cinayetlerin %60’ı, saldırıların %40’ı, tecavüzlerin %33’ü alkol ve madde kullanımı olan kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir.

Türkiye genelinde madde bağımlılığı, sanal kumar ve teknoloji bağımlılıklarının ciddi boyutlarda olduğunu görüyoruz. Ankara Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu 2015’den itibaren uyuşturucu ve madde problemine sürekli işaret etmiştir. 3 yıllık seferberlik ilanı 2018 yılında bağımlılıklar ile mücadelede seferberlik kararı alındı. Dönemin Sağlık Bakanı, 2018 Şubat ayında tütün, alkol, kumar, teknoloji ve uyuşturucu bağımlılığı ile seferberlik mücadele sürecini, “3 yıl” olarak sınırlı tutmuş ve bu süreç sonucunda istenilen başarı elde edilemez ise Avrupa’nın metotlarına başvurulacağını ifade etmişti. Uyuşturucu ve bağımlılıklar ile mücadele seferberliğinde, 3 yılı geride bıraktık.

Geçen bu 3 yılda;
1-Türkiye’de yılda kaç gencimiz, kendi rızası ile maddeden kurtulmak için hastanede ayakta ya da yatarak tedavi görmüştür?
2- Tedavi sonrası, bu bağımlıların durumu, maddeye geri dönenlerin sayısı, istihdam sorunu nedir?
3- Sanal kumar bağımlı sayımız nedir?
4- Uyuşturucu ve madde kullanan ve bağımlı insan sayımız nedir?
5- Teknoloji bağımlısı kişi sayımız nedir? Gibi konulara cevap bulmamız gerekiyor.

125 bin STK sorumluluk almalı

Türkiye’de 4 yılda bir Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca yapılması gereken Türkiye’nin madde ve bağımlılıklarla ilgili saha raporuna ihtiyacımız var! Bu mücadelede sahadaki muhatap kurumların daha çok desteğe ve fedakârlığa ihtiyacı olduğu görülüyor. Uyuşturucu ile mücadelede Emniyet, Jandarma ve Gümrük Muhafaza kurumlarımızın özverili başarılı çalışmaları var. Arz ile mücadelede güvenlik ve emniyet birimlerimizin yalnız bırakılmaması gerekir.

Sayıları 125 bini bulan sivil toplum kurumlarımızın taleple mücadelede görev üstlenmemeleri ciddi bir sorun. STK’lar bu anlamda sahada aktif sorumluluklar almalıdır.

STK’larımızın yılda en az bir kez, kamu kurumlarımız sürekli Türkiye’nin 81 ilinde riskli ilçe ve mahallelerde 14-19 yaş guruplarına yönelik uzun vadeli sürdürülebilir kültür, sanat ve spor projeleri gerçekleştirmesi gerekir.

Kamu, sivil toplum, üniversite, medya, sanat ve spor camiasının bütüncül bir mücadele desteği sağlanmadıkça bu madde ve teknoloji bağımlılığı sorunu önümüzdeki 5 yıl içerisinde üzücü sosyolojik dip dalgalarla boğuşmamızı daha da zorlaştıracaktır.

Uyuşturucu ile mücadelede kamu personelinin planlı, kararlı ve sistemli kullanılması yoluyla büyük bir mesafe kat edilebilir. Bu çerçevede görev alabilecek 50 bin 192 muhtar, 1 milyon 77 bin öğretmen, 130 bin din görevlisi ve 300 binden fazla emniyet personeli bulunmaktadır.

Uyuşturucu çeşitlendi

Türkiye, son 20 yılda sürekli çeşitlenen birçok uyuşturucu ve uyarıcı maddenin imal edildiği ve ayrıca geçiş köprüsü bir ülke konumdadır. Doğudan batıya, batıdan doğuya Suriye, Irak, İran, Avrupa kara ve deniz yolu ile madde sevkiyatının transit köprüsü konumundayız. 2019 yılında 19 ton ile dünyada en fazla eroin ele geçirilen ikinci ülke olduk. İran 25 tonla ilk sırada yer aldı. 32 ülkeyi etkileyen uyuşturucu trafiğinden elde edilen gelir 10 milyar dolar büyüklüğünde.

13 milyon genç risk altında

Genç ve işsiz durumdaki 14-24 yaş gurubundaki 13 milyon gencimiz için çok riskli bir durum söz konusudur. “İddiaa” türü şans oyunları ve sanal kumar bağımlılığı 3 milyon kişiyi esir almış durumdadır; her kumar ve teknoloji bağımlısının potansiyel bir madde bağımlısı adayı olduğunu unutmayalım.

Gençlerin %31,3’ü sık sık sigara içtiğini, %4,9’u sık sık alkol aldığını, %4,1’i bir kez uyuşturucu kullandığını, %1,2’si ara sıra uyuşturucu kullandığını, %1,1’i ise sık sık uyuşturucu kullandığını ifade ediyor. Sonuç olarak Türkiye’de gençlerin %50’si bağımlılık riski altındadır. Ülkemizdeki uyuşturucu bağımlı sayısının 1 milyon 700 bin olduğu tahmin edilmektedir.

Uyuşturucu ile mücadelenin dönemsel bir şekilde yürütülmesinin kesinlikle başarılı olacağı mümkün görülmüyor. 83 milyon Türkiye, nüfusunun %72’si 35 yaş altında olması ve halkımızın %92’sinin kent ve ilçelerde yaşıyor olmaları dezavantajlı bir durumdur.

Şehirlerin uyuşturucu madde ve suç kavramını örtülü bir şekilde içinde barındırdığını unutmayalım. Türkiye’de 5 bağımlılık illeti olan tütün, alkol, kumar, teknoloji ve uyuşturucu sorununu tek çatı altında irdelemek ve mücadele etmek zorundayız.

Pandemi mücadeleyi olumsuz etkiledi

DSÖ’nün Hastalıkların Uluslararası Sınıflandırılması Kurumu (ICD), 2018 yılında bilgisayar oyunu bağımlılığını resmen bir zihinsel sağlık sorunu olarak kabul ettiğini açıkladı. Koronavirüs pandemi süreci tüm dünya ve Türkiye’de ekonomik ve sosyal yaşamı olumsuz etkiledi. Teknoloji, alkol ve ilaç bağımlılığında gözle görülür bir artış olduğu vurgulanmaktadır.

Pandemi sonrası işsizlik ve sosyal sorunların etkisiyle madde ve teknoloji bağımlılığının seyrini ve etkilerini iyi okumamız gerekiyor. Bu süreç aynı zamanda tedavi süreçlerini ve mücadele süreçlerini olumsuz etkilemiştir.

15 il güvenlik problemi yaşayabilir

Arz-talep önleyici ve koruyucu politikalarımızı sağlıklı yürütemez isek “Bağımlılıklarla Mücadele” sorunumuz 15 kentimizin en büyük güvenlik sorunu haline gelebilir. Özellikle, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Denizli, Gaziantep, Adana, Edirne, Konya, Kayseri, Samsun, Van, Diyarbakır ve Şanlıurfa gibi büyük kentlerimiz bu durumdan olumsuz etkilenebilecek yerlerdir.

Türkiye’de genel durum Cinayetlerin %60’ı, saldırıların % 40’ı, tecavüzlerin %33’ü alkol ve madde kullanımı olan kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde sigara, alkol ve uyuşturucu maddeleriyle tanışma ve madde kullanım yaşı giderek düşüyor. 12-17 yaş arası gençler büyük risk altında. Türkiye’de uyuşturucuya başlama yaş ortalaması 20.8’dir.

Uyuşturucu öncesi tütün kullanım oranı % 81, alkol kullanım oranı ise %38’dir. 82’si madde kullanmaya esrar ile başlamıştır. %74.4’ü maddeyi ilk kez arkadaş veya yakın çevresinden temin ediyor. %36’sı maddeye merak etkisiyle başlıyor. %55.3’ü bağımlı olduğunu ifade ediyor. %55.6’sı uyuşturucu madde kullandığı için sosyal güçlük çekiyor.

2019 yılı verilerine göre, hayatının herhangi bir döneminde madde kullananların %94.2’si erkek % 5.8’i kadın. %64’ü ortaokul ve ilkokul düzeyinde eğitime sahip. %89.6’sının annesi ev hanımı. Bağımlı gençlerin, annelerinde ortaokul ve ilk okul eğitim düzeyi %94.8, babalarında ise ortaokul ve ilkokul eğitim düzeyi % 88.8’dir. %45.9’u maddeyi kendi evinde kullanmaktadır. %85.5’i aile fertleriyle birlikte yaşamaktadır. %71.2’i 15-24 yaş arasında uyuşturucu kullanmaya başlamıştır.

Ulusal Sağlık Araştırmaları verisine göre, 7 milyonun üzerinde (nüfusun %12’si) kişinin alkollü içecek kullandığı görülmektedir. 2018 yılı verilerine göre sigara içme oranları erkeklerde %52,9, kadınlarda ise % 34,1’dir. İsveçli sanal kumar şirketlerinin gelirlerinin 1/4’ünü Türkiye’den elde ettiği biliniyor. Aynı şekilde, dünyadaki 5 milyar dolarlık kumar gelirinin %2,5’i de Türkiye’den elde ediliyor.

Ülkemizde uyuşturucunun %80’i sokak satıcılarından ve internetten temin edilmektedir. Başta İstanbul, Bursa, İzmir, Ankara ve Antalya olmak üzere 81 ilin tamamında uyuşturucu madde kullanımı tespit edilmiş durumdadır.

Teknoloji bağımlılığı

Teknoloji bağımlılığı Her geçen gün teknoloji kullanım yaşı düşerken kullanım oranları artıyor. Kişilerin %64’ü eğlenme ve zaman geçirme, %27’si haberleşme ve iletişim, % 9’u ise eğitim ve araştırma amaçlı olarak teknolojiyi kullanmaya devam ediyor.

Teknoloji kullanımımızın 2/3’ü maalesef eğlence ve sanal ağlarda geçiyor. Gelir durumuna göre uyuşturucu tercih ediliyor. Bonzai, esrar, snus ve skunk gibi sentetik içerikli uyuşturucular kültür ve eğitim düzeylerinin alt seviyede olduğu maddi açıdan gelir düzeyi düşük bölgelerde sıklıkla kullanılmaktadır.

Gelir ve kültür düzeyi yüksek bölgelerde eroin, metamfetamin, kokain, ekstazi, gülme gazı gibi uyarıcı olduğu düşünülen uyuşturucu maddeler kullanılmaktadır.

AMATEM durumu ve alternatif örnekler

Uyuşturucu bağımlısının tedavi olduktan sonra aynı mahalleye, aynı sosyal çevreye dönmesi, hem kendisi hem çevresindekiler açısından büyük bir tehlike arz ediyor. Bunun yanı sıra bu gençlerin hiçbir meşguliyetinin ve işinin olmaması da oldukça büyük bir tehlike olarak görülmedikçe AMATEM’lerdeki maddi ve manevi çabalar boşa gitmiş olacaktır.

Aileler, çocuklarını artık AMATEM yerine, daha önce madde bağımlısı olan kişilerin açtığı ilaçsız özel tedavi kamplarına göndermeyi tercih ederken, AMATEM’ler ise bir anlamda “detoks merkezi” olarak görülüyor.

Bağımlılıkla mücadelede işbirliği şart. Uzmanlar arzla mücadelenin yetmediğini, taleple mücadeleye ağırlık verilmesini gerektiğini ifade ediyor. İnsanların madde kullanmasını mutlaka engellememiz lazım. Aksi durumda tedavi kanallarına ulaşmasını ve bağımlı kişi “tedavi olmak istiyorum” diyorsa vakit geçirmeden tedavi imkânını sağlamamız gerekiyor.

Bağımlının tedavisi ömür boyudur. Bu mücadelede başarılı olmanın yolu sağlık, sosyal, hukuk, özel sektör, medya, üniversiteler, kamu ve sivil toplum ile sonuç odaklı sonuç odaklı bir işbirliğini sağlamaktan geçiyor. Uyuşturucu, sigara, alkol, teknoloji ve kumar bağımlılıklarıyla mücadelede toplumsal bilincin oluşturulması ve farkındalığın arttırılması büyük önem taşımaktadır.

Küreselleşme ve teknoloji sayesinde küçük bir köy olan dünyamızda suç odakları daha organize ve çok uluslu bir nitelik göstermektedir. Bu nedenle uyuşturucu ile mücadele sadece ulusal bir sorun olmaktan çıkarak uluslararası bir boyut kazanmaktadır.

Özellikle kamu, sivil toplum, üniversite, medya, sanat ve spor camiası bu süreçte birlikte hareket ederek madde ve teknoloji bağımlılığı sorunuyla mücadeleyi sürdürmelidir.

Kaynak: Yeni ŞAFAK

GÜNDEM

İstanbul Beşiktaş’ta başörtülü kadına saldırı davasında karar

İstanbul Beşiktaş’ta başörtülü öğretmen Şüheda Nur Eriş’e saldırdığı gerekçesiyle hakkında dava açılan sanık Berrak Karaoğlu, “kasten yaralama …

Yayınlanma tarihi

-

İstanbul Beşiktaş’ta başörtülü öğretmen Şüheda Nur Eriş’e saldırdığı gerekçesiyle hakkında dava açılan sanık Berrak Karaoğlu, “kasten yaralama” suçundan 2 bin lira adli para cezasına çarptırıldı.

İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, sanık Berrak Karaoğlu ile şikayetçi Şüheda Nur Eriş ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının avukatları katıldı.

Duruşmada konuşan şikayetçi Eriş’in avukatları, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, sanığın cezai ehliyetinin tam olduğunu belirtti. Olaydan 3 gün önce Karaköy’de benzer bir saldırı yapıldığını ve sanığın bunu sosyal medya hesabından paylaştığını anlatan avukatlar, sanığın en üst hadden cezalandırılmasını istedi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının avukatı da sanığın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ile “kasten yaralama” suçundan üst hadden cezalandırılmasını talep etti.

SAVCILIK MÜTALAASINDA CEZALANDIRILMASI İSTENDİ

Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, sanık Karaoğlu’nun şikayetçi Eriş’e karşı darp eyleminde bulunduğunun kamera görüntüleriyle sabit olduğunu belirtti.

Sanığın olay günü kendisine yaklaşan şikayetçiyi işaret ederek söylenmesinden sonra ilk eylemini şikayetçinin arkasından baş bölgesine yapması ve gözaltındayken Sulh Ceza Hakimliği sorgusunda “Son zamanlarda yolda bir çeşit anlam veremediğim taciz halinde yürüyüşler yapıyorum” şeklindeki beyanını dikkate alan savcı, eylemin “bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale etmek veya bunları değiştirmeye zorlamak” kapsamında olduğundan sanığın bu suçtan cezalandırılması gerektiğini kaydetti.

Savcı, sanığın “inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

SANIK BERAAT TALEBİNDE BULUNDU

Mütalaaya karşı son savunmasını yapan sanık Karaoğlu, olaydan önce birkaç kez tedavi için hastaneye yattığını anlatarak, “Olay sarhoşluk anıma denk gelmiştir. Sanki bir araştırma var ve ben İslam karşıtı grubu içerisinde çalışıyorum gibi yansıtıldı. İdeolojik yapılmış gibi ilişkilendirildi. Bundan rahatsızlık duyuyorum. Belki bir daha yaşanırsa kamuya yansıtabilirdi. Ne inanç özgürlüğüne saldırı olduğunu ne de halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu işlediğimi düşünüyorum. Basit yaralama suçuna söyleyebilecek hiçbir şeyim yok. Şikayetçi avukatının bahsettiği fotoğraflar benim sosyal medya hesabımda paylaştığım fotoğraflardır. Beraatimi istiyorum” diye konuştu.

Son sözü sorulan sanık, “Bu, bir sokak akışında benim çok kötü olduğum bir akşam, hatırlamadığım ve olaydan kaynaklı üzgün olduğum bir an yaşandı” dedi.

5 TAKSİTLE 2 BİN LİRA PARA CEZASI

Davayı karara bağlayan mahkeme, sanığı “kasten yaralama” suçundan önce 120 gün adli para cezasına çaptırdı. Sanığın duruşmalardaki iyi halini dikkate alarak cezayı 100 güne indiren mahkeme, bu cezanın karşılığının günlüğü 20 liradan hesaplanarak 2 bin lira olmasını ve 5 taksitle ödenmesini kararlaştırdı.

“HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA TAHRİK”TEN BERAAT

Heyet, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu yönünden şikayetçinin beyanını doğrular nitelikte bir tanığın olmaması, var olan tek tanığa da kolluk araştırmasına rağmen ulaşılamaması gerekçesiyle sanığın delil yetersizliğinden beraatine hükmetti.

4 YILA KADAR HAPSİ İSTENMİŞTİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 12 Kasım 2019’da Beşiktaş Polis Merkezi’ni arayan müşteki Şüheda Nur Eriş’in, tanımadığı bir kadının kendisine saldırarak darbettiğini söylemesi üzerine soruşturma açıldığı belirtilerek, olaya ilişkin güvelik kamerası kayıtlarından saat 21.27’de sanığın yolda karşılaştığı müştekiye tokat attığının belirlendiği aktarılmıştı.

Olay nedeniyle müştekinin basit tıbbi müdahaleyle iyileşebilecek şekilde yaralandığı ve sanığın müştekiye karşı, dini inancı gereği giyim tarzından dolayı eylemi gerçekleştirdiği kaydedilen iddianamede, sanığın “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” ve ”basit yaralama” suçlarından 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti.

Kaynak: NTV

Devamını oku

GÜNDEM

Adalet Bakanı Gül’den, AYM’nin Enis Berberoğlu kararına yorum

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Enis Berberoğlu hakkında verdiği ikinci hak ihlali kararını değerlendirdi. ”ANAYASA …

Yayınlanma tarihi

-

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Enis Berberoğlu hakkında verdiği ikinci hak ihlali kararını değerlendirdi.

”ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARLARI BAĞLAYICIDIR”

AYM’nin verdiği kararların bağlayıcılığına vurgu yapan Gül, ”Kararlar uygulanmak için vardır. Elbette Anayasa Mahkemesi kararlarının hepsine katılmadığımız, kabul etmediğimiz bu süreç de dahil, gerekçeli karar açıklandığında da söylenecek çok şey vardır. Tartışılacak, kabul edilmeyecek ama bu uygulanmayacak anlamına gelmez. Kararlar uygulanmak için vardır” diye konuştu.

BAKAN SOYLU’NUN ANNESİNE YÖNELİK HAKARET

Bakan Gül, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun annesine yönelik sosyal medyadan hakaret eden kişinin serbest bırakılmasına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

”Bu hayasız saldırıları gerçekleştirenleri kınıyorum. Yargı dağıtımı sosyal medyada değil mahkemededir. Bu alçak, insanlık dışı ifadeleri kullanan kişinin hukuk önünde en ağır cezayı bulacağına inanıyorum.”

Kaynak: NTV

Devamını oku

GÜNDEM

Türkiye’de corona virüs aşısı uygulanmaya başladı: Mavi turlara talep arttı

Eşsiz güzellikteki doğası ve gizli koylarıyla deniz tutkunlarının tercihi Güney Ege Bölgesi kıyıları, yat turizmini tercih eden …

Yayınlanma tarihi

-

Eşsiz güzellikteki doğası ve gizli koylarıyla deniz tutkunlarının tercihi Güney Ege Bölgesi kıyıları, yat turizmini tercih eden Avrupalıların gözdesi olmaya devam ediyor.

Corona virüs salgını ile mücadelede aşılama sürecinin başlamasıyla birlikte, kalabalıktan uzak tatil yapmak isteyenler, mavi tura yöneldi.

Marmaris başta olmak üzere Fethiye, Bodrum ve Datça ilçelerinde mavi tur yapan yat firmalarının şartları araştırılmaya başlandı.

Corona virüs aşısının uygulanmaya başlamasıyla birlikte ön rezervasyonların şimdiden yapıldığını söyleyen Marmaris Deniz Ticaret Odası Başkanı Halil Bağlı, “Turizm sezonu iki yıl önce çok canlıydı. Mavi turlar ise her dönem ilgi çekerken, pandemi dolayısıyla durgunluk yaşandı. Ancak corona virüsün bulaşmasını önleyen aşının kullanılmaya başlanmasıyla birlikte yeniden rezervasyonlar canlandı. Özellikle izole dediğimiz kalabalıklardan uzaklaşarak tatil yapmak isteyenlerin tercihi mavi tur ile yat turları oldu” dedi
Yurt içi ve yurt dışından ön rezervasyonlar gelmeye başladığını belirten Bağlı, “Bu şekilde devam ederse, aşılama sürecinde bir aksilik olmaz ise ülkeler arası dolaşımda tekrar kapanma yaşanmadığında sektör olarak verimli günler yaşayacağız. Şimdiden temmuz ile eylül arası alınan ön rezervasyonlar yüzde 60 civarında. 2018 ve 2019 yılında yakaladığımız yüzde yüz doluluk oranlarına ulaşacağımıza inanıyorum” dedi.

800 TEKNE MAVİ TURA HAZIRLANIYOR

Deniz turizminin önemli merkezlerinden Marmaris’te fiyatları 1,5 milyon ile 30 milyon dolar arasında değişen lüks yatlar, ilçe merkezi ile kırsal mahallelerde bulunan 6 özel marina, Muğla Büyükşehir Belediyesi kontrolündeki Yat Limanı ve Kordon Caddesi’nde demirli duruyor.

İlçede 4 bin 450 lüks yat ve yelkenli bulunuyor. Yatların 3 bin 200’ü başta İngiliz olmak üzere yabancı uyruklu kişilere ait. Boyları 13 ile 46 metre arasında değişen 800 ahşap ve fiber tekne ise mavi tur için kullanılıyor.

CORONA VİRÜS AŞISI, MAVİ TURLARI PATLATTI

Mavi tur düzenleyen yatlarda kaptanlık yapan Süleyman Ertürk, yeni bir sezona hazırlandıklarını söyledi. Yatların tamamının kızakta olduğunu ve bakımlarının yapıldığını ifade eden Ertürk, “Aşıdan sonra talepler gelmeye başladı. Fiyatları belirleyen çok şart var. Yatın lüks olması, müşterinin kısa ya da uzun rota istemesi, ne kadar süre deniz de kalacağı gibi konular netleştiriliyor. 1 hafta ile 10 gün arasında tur isteyenlere standart olarak 5 bin ile 50 bin euro arasında fiyat veriliyor. 20 bin euro üzerinde rota ve yemek menüsünü müşteri belirliyor. Temmuz ile eylül arasında kalabalıklara karışmadan izole şekilde tatil yapmak isteyenlerin taleplerinde artış bekliyoruz” diye konuştu.

Tur düzenleyen Arda Türkoğlu (32) da “Bu yıl umudumuz var. Geçen yıllar memnun kalan turistler, bu yıl da ön rezervasyonlarını yaptırıyor” dedi.

Kaynak: NTV

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR