Takip Edin

GÜNDEM

GENAR Başkanı Aktaş: Bu pazar seçim olsa Cumhur İttifakı ipi göğüslüyor

“Pazar seçim olsa Türkiye hangi partiye oy verecek” araştırması yapan GENAR’ın başkanı İhsan Aktaş, “Bu Pazar seçim olsa Cumhur İttifakı 2 yıl …

Yayınlanma tarihi

-

“Pazar seçim olsa Türkiye hangi partiye oy verecek” araştırması yapan GENAR‘ın başkanı İhsan Aktaş, “Bu Pazar seçim olsa Cumhur İttifakı 2 yıl içerisinde oyunu 2 puan arttırarak yüzde 55.2 oy oranı ile ipi göğüslüyor. En beğenilen lider ise en yakın rakibine 4 kat fark atan Cumhurbaşkanı Erdoğan” ifadelerini kullandı.

Sabah‘tan İsa Tatlıcan‘ın haberine göre Aktaş, araştırma sonuçlarıyla ilgili olarak şunları söyledi:

‘AK Parti oyunu iki puan artırdı’

-Herkesin merak ettiği soru ile başlayalım. AK Parti’nin oy oranında 2018 yılından bu yana düşüş var mı?

Seçimlerden bu yana bu dönemde Cumhur ittifakı en yüksek seviyeye ulaştı. Son genel seçimlerde Cumhur ittifakının oy oranı yüzde 53.7 idi. Bugün yaptığımız araştırmada yüzde 55.2 sonucuna ulaştık. Bu da gösteriyor ki iki yıl içerisinde Cumhur İttifakı oy kaybetmediği gibi, oy oranını da 2 puan arttırmış görünüyor.

‘CHP yerel rüzgarı kaybetti’

-2019 yerel seçimlerinde CHP’nin oy oranı neden günümüzde genel seçim kamuoyu araştırmalarına yansımıyor?

CHP’nin Ankara, İstanbul ve Antalya gibi büyük şehirleri alması genel siyasete de yansıyacağı bekleniyordu. Ancak seçimlerden hemen sonra yaptığımız araştırmada yereldeki bu sıçramanın genel seçimlere yeteri kadar etki etmeyeceği dikkatimizi çekmişti. Bunun sebebini şöyle açıklayabiliriz. AK Parti yerele yönetimlerde hizmet noktasında önemli aşamalar kaydetmişti. Bunun üzerine koyarak dikkat çekici bir belediyecilik hizmeti ortaya koymak çok zordu. CHP’li İstanbul ve Ankara belediyesi şu ana kadar bu zoru başaramadı. Bir de şunun altını çizmekte fayda var. CHP’nin yereldeki oy oranı her zaman genel seçimlerin üzerindedir.

‘Bu pazar seçim olsa Cumhur İttifakı yüzde 55.2’

-Bu Pazar seçim olsa Cumhur ittifakı ipi tek başına göğüsleyebilir diyebilir miyiz?

Seçimleri psikolojisi her dönemde farklı olabiliyor. Ancak bu Pazar günü seçim olsa Cumhur İttifakı’nın oy oranın yüzde 55.2 olduğunu, meclis çoğunluğunu elde edebileceğini ve ilk turda Cumhurbaşkanı seçebileceğini söyleyebiliriz. Diğer partilerden de oy alacağını da düşünerek Cumhurbaşkanı’nın oy oranının biraz daha yüksek olduğunu bekleyebiliriz.

‘İmamoğlu’nun siyaset tarzı beğenilmedi’

-2019 seçimlerinin parlayan yıldızı Ekrem İmamoğlu’ydu. Sizce beklenen performansı gösterebildi mi?

Kent meselelerine duyarlı bir insan olarak benim gözlemim şu. Geriye bıraktığımız bir yıl siyasi polemiklerle geçti. Hizmetler, yatırımlar ve sosyal meseleler gündem olmadı. Ekrem İmamoğlu’nun siyaset ve hizmet anlayışı böyle gidecek gibi görünüyor. İstanbullular da bunun farkında. İstanbullunun gündemi ve beklentisi ile İmamoğlu’nun beklentisi ve gündemi çok farklı.

‘Hükümet pandemi sürecinde başarılı’

-Oy oranlarındaki artışta pandemi sürecindeki başarının payı var mı?

Bütün dünyayı temelinden sarsan ve çaresiz bırakan pandemi sürecinin iyi yönetilmesi vatandaş düzeyinde olumlu etki yarattı. Panedemi sürecinin tamamına bakıldığında eş zamanlı olarak çeşitli bakanlıkların almış olduğu önemli tedbirler var. Burada Sağlık Bakanlığında titiz, dikkatli çalışması çok dikkat çekiciydi ve toplumda kısa sürede karşılık buldu. Bunun yanısıra Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın KOBİ’lere yaptığı mali destek, 4 milyon haneye yapılan yapılan doğrudan yardım ile ekonomik ve sosyal açıdan toplumun rahatlatılmasına sebep oldu. Bunun yanısıra başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere her bakanlık bu süreçte iyi sınav verdi. Bunun adı “İyi Yönetim”dir. Pandemi süreci şunu gösterdi; hizmet, yatırım ve kriz yönetiminde AK Parti üstünlüğünü ortaya koyuyor. Buna karşılık siyasi polemik zeminine dönülünce CHP daha etkili oluyor.

‘CHP’nin yüzde 63’ü başarılı buluyor’

-Muhalefet partilerine oy veren seçmen Pandemi sürecinde hükümetin performansını nasıl buluyor?

Türkiye kamuoyu hükümeti ve Sağlık Bakanlığını çok başarılı buluyor. Türkiye’nin yüzde 70’i Sağlık Bakanlığı’nın toplum ile paylaştığı verilerin güvenli olduğuna inanıyor. Yüzde 75’e Sağlık Bakanlığı’nı başarılı bulmaktadır. CHP seçmeninin yüzde 63’ü Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı başarılı bulmaktadır.

‘Erdoğan açık ara en beğenilen lider’

-Peki Türkiye’de en beğenilen siyasetçi kim?

10 siyasi lider arasında en beğenilen lider olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oranı yüzde 36.2. İkinci ismin beğeni oranı ise sadece yüzde 9. Önceden ikinci isimin yüzde 17’lere ulaştığını görüyorduk. Burada ikinci isim arasındaki fark 4 katına kadar çıkmış. Bu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kamuoyu nezdindeki gücünü ve etkisini ortaya koyuyor.

‘CHP’de hayal kırıklığı hakim’

-CHP’nin oy oranlarında bir sıçrama gözlemliyor musunuz?

Son genel seçimler oy oranı yüzde 22.6 idi. Bugün ise yaptığımız çalışmada yüzde 23.5 sonucuna ulaştık. Ancak kendi beklentileri oylarının yüzde 30 sınırına dayanmış olduğu yönündeydi. Geriye bıraktığımız 10 yılda CHP’nin sosyolojik bir sıkışmışlığı yaşandığı söyleniyordu. Ancak görünen o ki bu sıkışmışlık henüz aşılabilmiş değil.

‘CHP siyasi polemikten artık beslenemiyor’

-CHP’nin son dönemde içinde bulunduğu agresif tutum, darbe imaları, sert siyaset bu sıkışmışlıktan kaynaklanıyor olabilir mi?

Yerel seçimlerden elde ettikleri rüzgarın CHP’yi iktidara taşıyacağı bekleniyordu. Ancak karşı karşıya kalınan küresel meselelerde Hükümetin ortaya koyduğu başarı, Cumhur İttifakı’na olan desteği arttırmıştır. Burada CHP’nin siyaset tarzını da gözden geçirmesi gerekiyor. İyi işler yapıldığında bile siyasi polemik yaparsanız bir kıymeti olmuyor.

‘Yeni partiler heyecan oluşturmadı’

-Deva Partisi ve Gelecek Partisi neden bir heyecan oluşturamadı?

Yeni kurulan partilerin bugünkü tabloda henüz bir varlık gösterememiş olduğu anlaşılıyor. Partiler kurulmadan önce belli oranda bir tartışma vardı. Ancak partiler kurulduktan sonra kadrolar ortaya çıkınca Türk siyasetine bir katkısının olmayacağı anlaşıldı. Zaten araştırma sonuçlarına baktığımızda da bugün için kamuyoyunun Deva ve Gelecek Partisi‘ni dikkate almadığı anlaşılıyor. Zaten önümüzdeki seçimlerin AK Parti ile CHP arasında geçeceğini düşünürsek, bu partilerden kopmuş üçüncü partilere seçmenin yöneleceğini düşünmüyorum.

‘İYİ Parti kalıcı olmak istiyorsa bağımsız olmalı’

-AK Parti ile aynı tabandan oy almaya çalışan küçüklü büyüklü partiler var. Bunların Cumhur ve Millet ittifakı dışında üçüncü bir ittifak kuracağı söyleniyor. Bu ittifaka şans veriyor musunuz?

Tartışılan bu üçüncü ittifak ile ilgili farklı bir kanaatim var. Yeni kurulan partiler ve Saadet Partisi’nden bağımsız olarak İyi Parti’nin kalıcı bir parti olması için başka bir tutuma ihtiyacı var. Milliyetçi gelenekten gelen bir partinin HDP’nin gölgesinde kalması İyi Parti seçmenini yaralamaktadır. İyi Parti’nin bağımsız bir siyasi parti kimliği oluşturabilmesi için ittifaklardan bağımsız bir pozisyon almasının faydalı olacağını düşünüyorum. Meral Akşener Cumhurbaşkanlığına bizzat aday olarak önemli bir adım atmış ve partisi için faydalı olmuştu.

Kaynak: Sputnik TR   ©SputnikTR 

GÜNDEM

Bakan Soylu’dan ‘adli kontrol’ kararına tepki: Annemle fotomun altına küfreden alçak serbest

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından bir kullanıcının annesine küfür etmesine ve adli kontrol serbest kalmasına tepki gösterdi …

Yayınlanma tarihi

-

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından bir kullanıcının annesine küfür etmesine ve adli kontrol serbest kalmasına tepki gösterdi.

Bakan Soylu’nun sosyal medya paylaşımı.

Soylu paylaşımında, “45 gündür anam hastanede Annemle fotomun altına küfreden alçak mahkemeye çıkıyor ve adli kontrolle serbest Ne yapmalıyım Bakan olsam ne yazar Millet,devlet işleriyle boğuşurken anasının namusuna sahip çıkamamak ne ifade eder Tweetimle yeniden alınırsa da provakasyon sayacağım” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Yeni ŞAFAK

Devamını oku

GÜNDEM

Bakan Karaismailoğlu açıkladı: Yüzde 27,3 tamamlandı

  Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyon Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer- Landrut’u makamında …

Yayınlanma tarihi

-

 

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyon Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer- Landrut’u makamında kabul etti. Bakan Karaismailoğlu görüşmede, Bakanlık olarak, temiz ve emniyetli bir ulaştırma sektörü için sürekli çalıştıklarını ifade ederek şöyle dedi:

“Nitekim AB tarafından 2019 yılı sonunda açıklanan ‘Yeşil Mutabakat’ ve bu kapsamda 2020 yılı sonunda açıklanan ‘Sürdürülebilir ve Akıllı Hareketlilik Stratejisi’ bütün kurumlarımızca yakından takip edilmektedir. Kapıdan kapıya taşımacılık ve bazı yük çeşitleri açısından henüz karayolu taşımacılığının yeterli bir alternatifi bulunmamaktadır. Yaşadığımız salgın sürecinde de karayolu taşımacılığının bir süreliğine kesilmesinin bile tedarik zincirine nasıl zarar verdiğine şahit olduk. Dolayısıyla, demiryollarına, kombine taşımacılığa ve diğer alternatif yatırımlarımıza devam ederken karayolu ile yük taşımacılığının önündeki engelleri de kaldırmalıyız. Bu noktada da karşımıza yıllardır süregelen ve ticaretimizi ciddi bir şekilde etkileyen karayolu kotaları sorunu çıkmaktadır. Sorunun kalıcı olarak çözülmesine katkı yapmanızı bekliyoruz.”

Halkalı- Kapıkule demiryolu hattı Çerkezköy- Kapıkule kesimi inşası projesinin ilerleme oranları ile ilgili konuşan Bakan Karaismailoğlu, “Malumunuz, IPA- II döneminin en stratejik ve bütçe açısından en büyük projesi olan Halkalı- Kapıkule Demiryolu Hattı Çerkezköy- Kapıkule kesimi inşası projesine 2019 yılı Haziran ayında başladık. Covid-19 salgınının oluşturduğu tüm olumsuzluklara rağmen gerekli önlemleri alarak çalışmalara devam etmekteyiz. Projenin halihazırdaki fiziksel ilerleme oranı yüzde 27,3, mali ilerleme oranı ise yüzde 31,3’tür” ifadelerini kullandı.

Konuşmanın ardından Bakan Karaismailoğlu, “Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır” diyerek Büyükelçi Nikolaus Meyer- Landrut’a kahve fincanı hediye etti.

Kaynak: Milliyet

Devamını oku

GÜNDEM

Bakan Selçuk’tan flaş yüz yüze eğitim açıklaması!

Ziya Selçuk, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Yönetim Kurulu ile bir araya geldi. Okullarda yüz yüze eğitime kademeli geçişin 15 Şubat’ta nasıl …

Yayınlanma tarihi

-

Ziya Selçuk, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Yönetim Kurulu ile bir araya geldi. Okullarda yüz yüze eğitime kademeli geçişin 15 Şubat’ta nasıl başlayacağına ilişkin soru üzerine Selçuk,  Bakanlığın salgın döneminde sahada yüzlerce araştırma yaptığını söyledi. Selçuk, “Bu araştırmalar bize gösteriyor ki bizim okulları bugün kapatmamız bugünün problemi değil, gelecek yılların da problemi hâline geliyor. Türkiye, OECD ve Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde okullarını en fazla süre kapalı tutan ülkeler arasında başlarda geliyor. Biz bunu daha kontrollü olabilmek, riski daha iyi yönetebilmek için yaptık ve bugün de bunun doğru bir karar olduğunu görüyoruz. Ancak 15 Şubat’tan itibaren toplumun, ailelerin, annelerin, babaların, çocukların durumuna baktığımızda okulların artık mümkün olduğu kadar daha yüksek bir kapasiteyle açılması gerektiği noktasında bir kararlılığımız var. Bunu da ilgili tüm kuruluşlarla ve ortamlarda paylaşıyoruz, paylaşacağız. Bu anlamda literatüre ve uygulamalara baktığımızda, elbette küçük yaşların riski daha az” diye konuştu.

Bakan Selçuk, okulun tümüyle kontrollü bir ortam olduğuna dikkat çekerek, “Hem öğretmenler hem öğrenciler çok kontrollü bir biçimde belli kurallara dikkat ederek orada bulunuyorlar. Yani okulda bir çarşıdaki, pazardaki ya da sokaktaki gibi karmakarışık ya da kontrolsüz bir ortam yok. Okullardan kaynaklanan durumu da günlük olarak izledik, çocuklarımızı da izliyoruz” ifadelerini kullandı.

‘MESLEKİ EĞİTİMİN GERÇEK KABİLİYETİNİ GÖRDÜK’

Selçuk, salgın sürecinin Türkiye’de mesleki eğitimin gerçek kabiliyetini çok net bir şekilde görmeye imkan sağladığını kaydederek, meslek liselerinin Ar-Ge merkezleriyle ilişkilendirilmesini sağladıklarını, salgının ilk döneminde dünyanın tedarik sorunlarıyla âdeta kilitlendiği günlerde bir meslek lisesinin dijital solunum cihazı tasarlayıp ürettiğini söyledi. Selçuk, “Bunlar derhal hastanelere, ilgili kuruluşlara sevk edildi ve bunlar hâlâ tıkır tıkır çalışıyor. Biz bunun binlercesini, hatta yüz binlercesini yapabilecek kapasitedeyiz. Bu üretimler sadece solunum cihazıyla da sınırlı değil. Mesela meslek liselerimiz, N95 standardında maske üreten makinenin tasarımı ve üretimini de yaptı. Bunu da hayata geçirdik, üretimi zaten yapıyoruz. Bu dönemde meslek liselerimizin Ar-Ge çalışmalarıyla video laringoskop cihazı, ozon hava dezenfekte cihazı, yoğun bakım yatağı, hava filtrasyon cihazı, temassız kızılötesi termometre, video laringoskop cihazı, numune alma ünitesi, UV-C konveyör sistem ile maske üretiminde sterilizasyon cihazı, kumandalı ve zaman ayarlı UV-C ışınlamalı sterilizasyon cihazı, mobil UV-C robot sterilizasyon cihazı, taşınabilir mekanik solunum cihazı gibi çok sayıda ürün tasarlandı ve bu ürünlerin üretimi gerçekleştirildi” dedi.

‘294 MİLYON MASKE ÜRETİLDİ’

Meslek liselerinin maske üretimindeki başarısına da işaret eden Selçuk, “Yine salgının ilk başladığı süreçte meslek liselerinde 130 milyon, halk eğitimi merkezlerinde ise 164 milyon tek kullanımlık maske üretildi. Daha öncesinde elle ve tek makinede dikişler yapılırken, meslek liselerinde üretilen bu makineler sayesinde artık milyonlarcasını çok rahatlıkla üretebiliyoruz. Ama asıl o kritik dönemde ihtiyaç duyan ülkelere gönderilen maskelerin önemli bir kısmını meslek liselerimiz üretti. Tek kullanımlık tulum, önlük, siperlik, dezenfektan, kolonya ve daha pek çok hijyen ürününün üretimi gerçekleştirildi. Bunların milyonlarca litresi yani sadece yüzey dezenfektanı 8,5 milyon litre üretildi. 1,3 milyon adet siperlik üretildi. Bunların hepsi dağıtıldı” dedi.

‘MESLEK LİSESİ RUHU OLUŞTU’

Selçuk, otellerin, fabrikaların, organize sanayi bölgelerinin içindeki iş garantili ve iş öncelikli okulların yüzlercesini açmaları sonucunda meslek liselerine tercihte bir sene içerisinde öğrenci sayısında yüzde 63-64 oranında artış olduğunu hatırlatarak, “‘Kendi tercihiyle gelen çocuk’ diye bir şeyden söz ediyoruz artık, yani mecburi olarak meslek lisesine gidiyorsun değil de yüzde 64 bir artıştan söz ediyoruz. Buradaki artış; toplumda usta öğreticilerin, öğretmenlerin, öğrencilerin, okul yöneticilerinin salgın döneminde âdeta bir millî seferberlik gibi bu sürece destek vermeleri bir psikolojik atmosfer yani bir ruh oluşturması sonucunda gerçekleşti. Eğitim; iş hayatını, ekonomiyi, sektörleri takip ediyor; sektörün nabzını tutuyor, ekonomik göstergelerin analizini yapıyor ve nerede neye ihtiyaç var bunları kontrol edip yatırımlarını buraya yöneltiyor. Böyle bir yapıya doğru yöneliş söz konusu” diye konuştu.

‘YÜZDE 1 KDV DEVAM EDECEK’

Selçuk, pandemi döneminde özel okullarda yüzde 8’den yüzde 1’e indirilen KDV oranının aynı şekilde devam edip etmeyeceğine yönelik bir soruya da “Özel öğretim kurumlarımız da Millî Eğitim Bakanlığı’nın asli unsurudur. Bu kurumlarımızda yaşanan sorunlar bizim sorunumuzdur. Başta özel öğretim kurumlarımızdaki evlatlarımızın eğitim süreçlerinin devamlılığı, öğretmenlerimizin ve çalışanlarımızın istihdam koşulları açısından buradaki finansal durum da kritik önem taşımaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığımıza geçtiğimiz dönem sağlanan bu vergi kolaylığının bu dönem de sağlanması yönünde tavsiye görüşümüzü bildirdik” yanıtını verdi.

Kaynak: Milliyet

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR