Takip Edin

SPOR

Fatih Terim’den ‘6 saniye kuralı’ tepkisi: Bu kural en son ne zaman uygulandı? Ben hatırlamıyorum

Süper Lig’in 28. haftasında Galatasaray, sahasında Gaziantep FK ile 3-3 berabere kaldı. Maçın ardından beIN Sports’a açıklamalarda bulunan Fatih …

Yayınlanma tarihi

-

Süper Lig’in 28. haftasında Galatasaray, sahasında Gaziantep FK ile 3-3 berabere kaldı. Maçın ardından beIN Sports’a açıklamalarda bulunan Fatih Terim, karşılaşmanın hakemi Alper Ulusoy’u sert bir dille eleştirdi. Futbolun dengesiyle oynandığını belirten Fatih Terim, Galatasaray aleyhine çalınan 6 saniye kuralı için “En son ne zaman uygulandı? Ben hatırlamıyorum” dedi.

Fatih Terim, iki haftadır haksızlığa uğradıklarını belirtirken “Futbolun dengesiyle oynadığınız zaman işin ucunu yakalayamazsınız. İki haftadır öyle şeyler yaşıyoruz ki… En son bu saniye kuralı ne zaman çalındı ben bilmiyorum. Enteresan! Top kalecimizin elinde… Kenan ona doğru gidiyor. Onu tedirgin ediyor. Sonra 6 saniye kuralı çalınıyor. Cüneyt Bey içeride bunu seyrediyor. Dünyada artık çalınmıyor. Geçen sene iki namuslu adama düdük astırdılar. Geçen sene düdük astıranlar nerede?” dedi.

‘Ben başkalarının saha kenarında yaptığını yapsam 100 maç ceza yerim’

Sözcü Skor’un haberine göre Terim, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Öyle işlere denk geliyoruz ki camianın deklarasyon ve kınama yayınlamasının çok ötesine geçmek gerekiyor. Artık bunlarla olacak bir iş değil… Anlaşıldı ki en çok bağıran haklı duruma geçiyor.  bunları yaratmanın, futbolun dengesiyle  oynamanın kimseye faydası olmaz. Ne sakatım için en cezalım için hiç ağzımı açmadım. Bizin sıkıntımız onlardan değil ki… Bizim sıkıntımız kimlerden çok açık… Bize iki haftada gerekeni yaptılar. Ben başkalarının saha kenarında yaptığını yapsam 100 maç ceza yerim. Ben olsam kalecinin direğin dibinde durmasını ve kurtarış yapmamasının talimatını verirdim. Bu nedir? Hep denk gelirse üzülürsünüz tabi…”

Dün oynanan karşılaşmanın son dakikalarında, Gaziantep FK’nin uzatma dakikalarında bulduğu bir gol, VAR sonrası iptal edilirken, 105. dakikada çalınan 6 saniye kuralı, tartışmalara neden oldu. Galatasaray kalecisi Okan Kocuk’un 6 saniyede topu oyuna sokmaması nedeniyle hakem Alper Ulusoy’un çaldığı çift vuruş sonrası kazanılan penaltı sonrası Gaziantep FK beraberliği yakaladı.

Yayıncı kuruluş, Kocuk’un topu ne kadar elinde tuttuğunu saydı

Galatasaray cephesinde Fatih Terim’in “Bu kural en son ne zaman uygulandı?” şeklinde tepki gösterdiği karar sonrası maçın yayıncı kuruluşu beIN Sports, maç sonrası programında Okan Kocuk’un topu ne kadar elinde tuttuğunu hesapladı. Yapılan hesaba göre Okan Kocuk, oyuna sokmadan önce 18.48 saniye topu elinde tuttu.

Pozisyonu beIN Sports’ta yorumlayan eski hakem Deniz Çoban “Ben en son 13-14 sene önce 1. lig maçında çalmıştım. Onun dışında hatırlamıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

6 saniye kuralı nedir?

Bir kalecinin topu elinde altı saniyeden fazla tutmasına izin verilmemesini amaçlayan bu kural, oyunu geciktirmek için topu tutma ayrıcalığına sahip olan kaleciyi durdurmayı ve takımına avantaj sağlamasını engellemeyi hedefliyor.

Kurala göre, kaleci elinde tuttuğu topu 6 saniye içinde oyuna sokmak zorundadır. Aksi taktirde çift vuruş verilir.

Oyunu hızlandırmak için 1997 yılında futbola giren ve 1998 yılında güncellenen 6 saniye kuralı, pek fazla uygulanmıyor. Hakemler genelde kalecilerin topu oyuna sokma niyetini gördüklerinde 2-3 saniyelik gecikmelere göz yumuyor. Ama zaman içinde tamamen unutulan bu kural, hemen her ligde çok nadir çalınıyor.

Kuralın uygulandığı en son hatırlanan örnek, 2015 yılında Liverpool ile Bordeaux arasında oynanan Avrupa Ligi maçında İngiliz ekibi aleyhine çalındı. Topu elinde 22 saniye tutan Mignolet, rakibin çift vuruş kazanmasına neden oldu. Kullanılan çift vuruş gol oldu.

Kaynak: Sputnik TR

SPOR

Fenerbahçe’den Simon Falette açıklaması

Fenerbahçe kulübünden yapılan açıklamada, “Kiralık oyuncumuz Simon Falette ve kulübüyle yapılmış olan anlaşma gereğince oyuncumuzun sezon sonuna …

Yayınlanma tarihi

-

Fenerbahçe kulübünden yapılan açıklamada, “Kiralık oyuncumuz Simon Falette ve kulübüyle yapılmış olan anlaşma gereğince oyuncumuzun sezon sonuna kadar takımımızda devam etmesi konusunda bir problem bulunmamaktadır” ifadelerine yer verildi.

Simon Falette, sarı-lacivertli forma ile Süper Lig ve Ziraat Türkiye Kupası’nda 7 maça çıktı.

Kaynak: Sputnik TR

Devamını oku

SPOR

Eski hakem Selçuk Dereli: Türk bahis mafyası, Bratislava’nın maçı farklı kazanmasına yardımcı olmamızı istedi

FIFA kokartlı eski hakemlerden Selçuk Dereli, hakem performansları ve kendi döneminde yaşanan bazı olaylarla ilgili olarak Sözcü’den Mustafa …

Yayınlanma tarihi

-

FIFA kokartlı eski hakemlerden Selçuk Dereli, hakem performansları ve kendi döneminde yaşanan bazı olaylarla ilgili olarak Sözcü’den Mustafa Kanaya‘ya açıklamalarda bulundu.

Merkez Hakem Kurulu‘nun (MHK) hakemleri belirlerken ve onlara eğitim verirken yanlış tercihlerde bulunduğunu söyleyen Dereli, “En basiti VAR sistemine bakın. Hakem, VAR’da tekrar izlemesine rağmen doğru kararı veremiyor. Ya eğitim eksikliği, ya art niyet, ya da hakemin gözünde problem var” dedi.

Dereli şu görüşü dile getirdi:

“Art niyet şıkkını düşünmek istemiyorum. Sağlık raporu mecburiyeti nedeniyle gözde de sorun yoktur. Geriye bir tek eğitim kalıyor. VAR‘a rağmen bu kadar skandal karar varsa hakemlerimiz doğru eğitilmiyor demektir.”

Sohbetin devamında Kanaya’nın yönelttiği sorular ve Dereli’nin bunlara verdiği yanıtlar şöyle:

– Hiç mi umut yok hocam?

Eş, dost, akraba ilişkileriyle hakem klasmanını belirlerseniz, ekrana bakarak bile doğru karar veremeyen hakemleriniz olur. Türk futboluna en büyük zararı veren şeylerden biri babadan oğula geçen hakemliktir. Baba mesleği olarak odunculuk, pazarcılık veya kasaplık sürdürülebilir. Ama hakemlik asla. Nice genç ve yetenekli hakemler bu yüzden dışarıda bırakılıyor. Mevcut anlayışla zaten hakemlik geriye gidiyor.

– Profesyonel hakemlik amacına ulaştı mı?

Kesinlikle doğru bir hamleydi. Ancak böylesine bir algı ortamında hakemlerin başarılı olmasını beklemek hayalcilik olur. Sistem yanlış kurulunca profesyonel hakemlik konusu kafalarda soru işaretleri bırakıyor. Bazı hakemlerimizin gelirlerini kaybetmemek veya onları buralara getiren kişilere şirin görünmek için ödün verdiğini görmek maalesef içimizi acıtıyor.

– Kariyerli bir hakemlik geçmişiniz var. MHK başkanlığı veya yönetim kurulu üyeliği için hiç teklif aldınız mı?

Bugüne kadar böyle bir teklif almadım. Sadece Yusuf Namoğlu arayarak UEFA gözlemciliği teklif etmişti. Ancak ben bu zihniyetle çalışmak istemediğimi söyleyip reddettim.

– Teklif gelmemesinde siyasi görüşünüzün etkisi var mı?

Kesinlikle var. Maalesef bu düzende kendinden olmayanlara hak tanınmıyor. Sezon başında Bein Sports‘ta yaşadığımız olay bunun en büyük örneği. Programa başlayacağımız gün, stüdyoya girmemize dakikalar kala iptal ettiler anlaşmamı siyasi baskı nedeniyle.

– Hakemlere ne önerirsiniz?

Her şeyden önce saha içinde de dışında da dik dursunlar. Eleştiri olacaktır ama bunlar hakaret veya saygısızca yaklaşımlara kadar giderse hakemlerimiz hukuki anlamda gereğini yapmalı. Ben faal hakemken Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ı hareketleri nedeniyle mahkemeye verdim ve davayı kazandım.

– Hakemliğiniz döneminde VAR olsun ister miydiniz?

İsterdim elbette. Bazen maç izlerken kaçırdığınız, iyi göremediğiniz pozisyonlar olabiliyor. Keşke bir daha görsem dediğim çok pozisyon olmuştu. Mesela; Yozgat-Galatasaray maçında Sergen Yalçın’ı atmam gerekiyormuş. Pozisyonu göremedim, dördüncü hakeme danıştım, sarı kart verdim. Fenerbahçe-Beşiktaş kupa yarı finalinde Baki Mercimek’in ikinci sarıdan atılması gerekiyormuş. Orada da hata yapmışız. VAR olsaydı bu hatalardan dönme şansı bulabilirdim.

– Hakemliği erken bıraktınız…

Süper Lig’de 12 yıl maç yönettim. Türkiye’de FIFA kokartı göğsünde olup kendi kararıyla hakemliği bırakan bir başka hakem hatırlamıyorum. Nedeni, yapılan emek hırsızlığıydı. Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası’na gidecek olan hakkımın çalınmasına tepki olarak hakemliği bıraktım. Şenes Erzik, arayıp Avrupa’daki başarılı yönetimlerim sayesinde kategori yükseldiğimi söylemesine rağmen dönemin TFF ve MHK’si bunu engelledi. En verimli ve en olgun yıllarımı yaşıyordum. En az 10 yıl daha hakemlik yapabilirdim.

– Siyaset mi spora müdahil oluyor, spor yöneticileri mi siyasileri sporun içine çekiyor?

Her ikisi de var. Gücü elinde bulunduranlar futbola siyaseti sokarak buradan insanlara sevimli görünmeye çalışıyor. Siyasilerin görevi tesisler inşa etmek ve organizasyonun en iyi şekilde yapılabilmesi için uygun ortamı oluşturmaktır. Ancak bugün örnekler ortada. Ben, son yıllardaki kadar siyasetin spora müdahil olduğu bir dönemi hiç yaşamadım. Artık iş çığırından çıktı. Alanyaspor-Trabzonspor maçında tribünde yaşananlar ortada.

Futbolumuzu yönetenler ne halde? Telefon gösterme olayı da siyasetin futbolun içine ne kadar girdiğinin kanıtıdır. Spor siyasetten kurtulur mu, çok zor.

– Spor-siyaset ilişkisinden hakemler ne kadar etkileniyor?

Türk futbolunu perde arkasından yöneten güçler belli. Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ‘ın TFF ve kurullarında ne kadar etkili olduğunu bilmeyen yok. Tahkim Kurulu Başkanı’nın (Murat Balcı) Gümüşdağ’ın avukatı olması ve PFDK Başkanı (Aytaç Yüksel) ile birlikte ortak bir hukuk kitabı yazmaları tesadüf mü sizce? Gümüşdağ, MHK üzerinde de etkili. Başakşehir aleyhine hata yapan Suat Arslanboğa‘nın profesyonel hakemlik sözleşmesi iptal edildi. Bu karar bile tüm hakem camiasına mesajdır.

2005-06 sezonu Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Artmedia Bratislava- Celtic maçı öncesi Türk bahis mafyası tarafından Bratislava’nın maçı farklı kazanmasına yardımcı olmamız istendi. Sert bir dille kendilerini reddettik ve durumu hem TFF’ye hem UEFA’ya bildirdik. Ama maçı 5-0 Bratislava kazandı. Bize ulaşamayanlar kimlere ulaştı artık siz düşünün.

Denizlispor-Fenerbahçe maçı. Birileri o başarısızlığı hakeme fatura etmeye çalıştı. Bu algı belki hâlâ devam ediyor. Peki, soruyorum: Verilmeyen penaltı mı var, atladığım kırmızı mı oldu veya nizami bir golü mü iptal ettim Madem bütün hata bendeydi, Daum neden gönderildi? O maçta futbol oyun kurallarının tamamını uyguladım ve çok da yüksek bir not aldım.

Kaynak: Sputnik TR

Devamını oku

SPOR

FIBA Şampiyonlar Ligi’ne katılacak takımlar belli oldu

Basketbolda FIBA Şampiyonlar Ligi’nin 2020-2021 sezonunda mücadele edecek 44 takım belli oldu. Ligin internet sitesinden yapılan açıklamaya göre …

Yayınlanma tarihi

-

Basketbolda FIBA Şampiyonlar Ligi‘nin 2020-2021 sezonunda mücadele edecek 44 takım belli oldu.

Ligin internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, gelecek sezonun eleme maçları 15 Eylül’de, grup karşılaşmaları ise 13 Ekim’de başlayacak.

Türkiye’den Galatasaray Doğa Sigorta, Darüşşafaka Tekfen, Pınar Karşıyaka, TOFAŞ ve Türk Telekom’un da aralarında bulunduğu 28 takım doğrudan gruplara katılacak.

Elemelerde 16 takım arasından gelecek 4 takımın da dahil olmasıyla normal sezon 32 takımla devam edecek.

8’erli dört grubu ilk dörtte bitiren takımlar son 16 turuna yükselecek, ardından dörtlü finale kalacak ekipleri belirleyecek çeyrek finaller oynanacak.

Organizasyonu şampiyon olarak bitiren takım 1 milyon avro ödül kazanacak.

FIBA Şampiyonlar Ligi’nde gruplara doğrudan katılacak takımlar şöyle:

AEK, Brose Bamberg, Casademont Zaragoza, Cholet, Darüşşafaka Tekfen, Dinamo Banco di Sardegna Sassari, ERA Nymburk, Falco Vulcano Szombathely, Filou Oostende, Fortitudo Bologna, Galatasaray Doğa Sigorta, Hapoel Bank Yahav Jerusalem, Hapoel Holon, Happy Casa Brindisi, Iberostar Tenerife, JDA Dijon, Limoges, Nizhny Novgorod, Peristeri, Pınar Karşıyaka, Retabet Bilbao, Rytas Vilnius, San Pablo Burgos, SIG Strasbourg, Start Lublin, TOFAŞ, Türk Telekom ve VEF Riga.

Elemelerde mücadele edecek ekipler ise şu şekilde:

Anwil Wloclawek, Bakken Bears Aarhus, Balkan Botevgrad, Belfius Mons Hainaut, Dnipro, Donar Groningen, Fribourg Olympic, Hapoel Tel Aviv, Igokea, Iraklis, Keravnos, London Lions, Neptunas Klaipeda, Sporting Clube de Portugal, Tsmoki Minsk ve U-BT Cluj Napoca.

Kaynak: Sputnik TR

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR