Takip Edin

SAĞLIK KORONAVİRÜS

DSÖ: Dünyadaki Kovid-19 vakalarının yüzde 14’ü sağlık çalışanlarında tespit edildi

Ghebreyesus, “Dünya Hasta Güvenliği Günü” dolayısıyla düzenlenen etkinliğe video konferans yöntemiyle katıldı.  Hastaları güvende tutmanın …

Yayınlanma tarihi

-

Ghebreyesus, “Dünya Hasta Güvenliği Günü” dolayısıyla düzenlenen etkinliğe video konferans yöntemiyle katıldı. 

Hastaları güvende tutmanın anahtarlarından birinin de sağlık çalışanlarını güvende tutmak olduğunu vurgulayan Ghebreyesus, Kovid-19 salgınının herkese sağlık çalışanlarının, yaşamları kurtarmada oynadığı hayati rolü bir kez daha hatırlattığını ifade etti. 

Ghebreyesus, “Hepimizin sağlık çalışanlarına muazzam bir borcu var. Sadece hastalara baktıkları için değil ama görev gereği kendi hayatlarını riske attıkları için de.” dedi.

Küresel olarak, DSÖ’ye bildirilen Kovid-19 vakalarının yüzde 14’ünün sağlık çalışanları arasında tespit edildiğini aktaran Ghebreyesus, bazı ülkelerde bu oranın yüzde 35’e kadar çıktığını kaydetti. Bu konudaki verilerin sınırlı olduğunu dile getiren Ghebreyesus, sağlık çalışanlarının Kovid-19’a işyerlerinde veya toplum içinde enfekte olup olmadığını bilmenin zor olduğunu söyledi.

Ghebreyesus, sağlık çalışanlarının sadece Kovid-19 riski altında olmadıklarını, ayrıca her gün “stres, tükenmişlik, damgalanma, ayrımcılık ve hatta şiddet”e maruz kaldığı uyarısında bulundu.

DSÖ Genel Direktörü, sağlık çalışanlarına “güvenli çalışma koşulları oluşturmanın, eğitmenin, hak ettikleri ücret ve saygıyı vermenin” her zamankinden daha önemli olduğunu sözlerine ekledi.

 

Kaynak: Sputnik TR

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAĞLIK KORONAVİRÜS

Kapalı alanda 4 dakikada bulaşıyor

Tüm dünyayı etkisi alan Kovid-19 bulaşı riski açık ve kapalı ortamda geçirilen süreye göre değişkenlik gösteriyor. Açık alanlar mesafeye uyum …

Yayınlanma tarihi

-

Tüm dünyayı etkisi alan Kovid-19 bulaşı riski açık ve kapalı ortamda geçirilen süreye göre değişkenlik gösteriyor. Açık alanlar mesafeye uyum sağlanabilmesi açısından avantaj sağlarken aynı zamanda güneş ışığının ultraviyole etkisiyle virüsün bulaşması zorlaşıyor. Bu nedenle güneş ışığı ve dış ortam sıcaklığında karşıdaki kişiden virüsü kapma ihtimali ile iç havanın kuru olduğu kapalı ortamda kapma ihtimali arasında fark bulunuyor. Havaların soğumaya başlamasının ardından hem kapalı alanda kalma süresinin hem de kişi sayısının artması, virüsün yayılmasının kolaylaştığı ortama işaret ediyor. Açık alanda, karşıdaki kişinin maskeli olması durumunda virüs riski bulunmuyor ve maske takılmaması halinde bu kez sosyal mesafeyi korumak ön plana çıkıyor. Kapalı alanda maske takılması durumunda da virüs riski bulunmuyor ancak yüzün açık hale getirilmesi ve maskesiz kalınan sürenin 1-2 dakikanın üzerine çıkması halinde tehlike başlıyor. Son değerlendirmelere göre kapalı alanda kişilerin 15 dakika maskesiz kalması risk yaratıyor. Virüsün, konuşmayan iki kişinin yürürken birbirinin yanından geçip gitmesi halinde bulaşması ise mümkün değil. Açık alanda yaklaşık 10, kapalı alanda ise 4 dakika karşılıklı konuşma, sosyal mesafe 1 metre bile olsa koronavirüste bulaşı riski oluşturuyor.

MASKEDE GEVŞEME OLMASI RİSK

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara mevsim dönüşümlerinin yaşandığı dönemlerin riskli olduğunu belirterek kuru ve soğuk hava ile hafif nemli ve ılık havanın virüs açısından “avantaj” yarattığına dikkati çekti. “Kapalı ortama giriyoruz. Maskede biraz gevşeme olduğu anda virüs kafasını kaldırabiliyor. Avrupa bunu bizden erken yaşıyor. Türkiye için de böyle bir riskin olabileceğini söylememiz mümkün. Bu dönemde maske ve mesafeye çok ciddi anlamda uyum sağlamamız gerekiyor” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Kara, koronavirüsün önüne engel konulması gerektiğini, bunun da en kolay şeklinin “maske” olduğunu vurguladı. Ankara, İstanbul, İzmir ve Antalya gibi büyük şehirlerde maske uyumunun iyi olduğunu, diğer illerde sıkıntı yaşandığını belirten Kara şöyle devam etti: “Maske uyumu etkili olduğu anda virüs sayıları çok hızla azalıyor. Bütün dünyada böyle. Amerika’da uyumun olduğu bölgelerde bu rakamlar düşük gidiyor ama öbür taraflarda bugüne kadarki en yüksek rakamları görüyorlar. Aynı şey Avrupa için de geçerli. Bu şekilde bunu bizim sağlamamız lazım. Buradaki özellik, kişi olarak, birey olarak biz bunu sağlarsak, o zaman Türkiye bu işin üstesinden gelebiliyor. Bu daha önce oldu.”

YENİŞAFAK

Devamını oku

SAĞLIK KORONAVİRÜS

Koronavirüs vaka sayısı 42 milyonu aştı

Dünya genelinde yeni tip koronavirüs vaka sayısı 42 milyonu aştı.

Yayınlanma tarihi

-

Dünya genelinde yeni tip koronavirüs vaka sayısı 42 milyonu aştı.

Devamını oku

SAĞLIK KORONAVİRÜS

Sürü bağışıklığını savunan Great Barrington Bildirisi: 10 binden fazla bilim insanı imzaladı

Hazırlayan: Ahmet Bal / ntv.com.tr Çin’de başlayan corona virüs küresel bir salgına dönüştü. Dünya genelinde vaka sayısı 40 milyonun üzerine …

Yayınlanma tarihi

-

Hazırlayan: Ahmet Bal / ntv.com.tr

Çin’de başlayan corona virüs küresel bir salgına dönüştü. Dünya genelinde vaka sayısı 40 milyonun üzerine çıkarken 1 milyon 118 binden fazla insan hayatını kaybetti.

Sadece 16 Ekim tarihinde dünya genelinde bir günde 416 binden fazla yeni vaka tespit edildi.

Dünyanın önde gelen üniversitelerinde görev yapan üç bilim insanı ABD’nin Massachusetts eyaletinde bulunan Great Barrington kasabasında karantina önlemlerine karşı çıkan bir bildiri paylaştı.

İmzalar Amerikan Ekonomik Araştırma Enstitüsü adındaki bir düşünce kuruluşunun binasında atıldı.

Harvard Üniversitesi’nde görev yapan Dr. Martin Kulldorff, Oxford Üniversitesi’nde görev yapan Dr. Sunetra Gupta ve Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki Dr. Jay Bhattacharya bildiriyi kaleme alan isimler.

Adını imzalandığı yerden alan “The Great Barrington Declaration” toplu karantina kurallarına karşı çıkıyor. Sürü bağışıklığı stratejisinin benimsenmesini isteyen araştırmacılara göre karantinadan vazgeçilmesi gerekiyor.

Bidiriyi imzalayan bilim insanları Dr. Martin Kulldorff, Dr. Sunetra Gupta ve Dr. Jay Bhattacharya (Soldan sağa)

Karantina kurallarının sosyal düzene zarar verdiğini savunan bilim insanları “odaklı korunma” adını verdikleri bir metod öneriyor. Gençlerin daha az riskli grupta olduğu ve sosyal hayatın yeniden “normal seyrinde” devam etmesi gerektiği savunuluyor. Odaklı korunma yöntemiyle toplumun bağışıklığının az riskli gruplar arasında hızlıca artacağı belirtiliyor.

İmzacılar önerdikleri stratejinin sürü bağışlığı olmadığını savunsa da 518 kelimelik bildiride beş kez sürü bağışıklığı ifadesi kullanılıyor.

İMZA SAYISI 10 BİNİ GEÇTİ

Sürü bağışıklığı önerisiyle büyük tepki toplayan bildiriye aynı zamanda destek de fazla. Bildirinin internet sitesindeki bilgilere göre 4 Ekim tarihinden beri 10 bin 630 bilim insanı imza attı. Ayrıca 29 bin 439 sağlık çalışanı ve 536 bin “endişeli vatandaş” da imzacılar arasında yer aldı.

Amerikan basınına göre Trump yönetimi ilk günden itibaren bildiriye destek vermeye başladı. İmzacılardan Dr. Bhattacharya ve Dr. Kulldorff bildirinin hemen ardından ABD Sağlık Bakanı Alex Azar ve Trump’ın corona virüs görev gücünde yer alan Scott Atlas’la görüştü.

Bildiriye destek veren Amerikan Ekonomik Araştırma Enstitüsü bağışçıları arasında iklim değişikliğini reddeden kampanyalara destek veren Koch kardeşlerin vakıfları da bulunuyor.

DSÖ’DEN TEPKİ: BU BİR SEÇENEK DEĞİL

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, sürü bağışıklığına yönelik stratejilerin “ahlak dışı” olduğunu söyledi. Ghebreyesus, 12 Ekim’de Cenevre’de düzenlenen video konferansta konuştu. Ghebreyesus, sürü bağışıklığının bir aşılama terimi olduğunu söyledi. Toplumların geliştirlen aşılarla birlikte sürü bağışıklığına ulaşabileceğini aktardı.

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus

DSÖ Genel Direktörü, “Tam olarak anlayamadığımız tehlikeli bir virüsün serbestçe dolaşmasına izin vermek, basit bir şekilde ahlak dışıdır. Bu bir seçenek değildir. Ancak pek çok seçeneğimiz var. Ülkelerin bulaşmayı kontrol etmek ve hayat kurtarmak için yapabileceği ve yaptığı birçok şey var. Bu, virüsün serbestçe dolaşmasına izin vermek ile toplumlarımızı kapatmak arasında bir seçim değil.” ifadelerini kullandı.

Ghebreyesus, “Diğer bir ifadeyle sürü bağışıklığı, insanları virüse maruz bırakarak değil, virüsten korumakla sağlanır.” uyarısını yaptı.

İSVEÇ’İN STRATEJİSİ NELER ANLATIYOR?

Corona virüs salgınının ilk ortaya çıktığı günden beri sürü bağışıklığını savunan ülkeler arasında en bilineni İsveç. İngiltere yönetimi de kısa bir süreliğine sürü bağışıklığı stratejisini dillendirse de kısa sürede karantina modeline geri döndü.

Nüfusu 10 milyonu aşkın İsveç’te şimdiye kadar 103 binden fazla vaka tespit edilirken toplam can kaybı da 5 bin 918 oldu. İsveç bir milyon kişiye 585 ölümle nüfusa oranla en fazla can kaybının yaşandığı ülkeler arasında 12. sırada bulunuyor.

İsveç’teki stratejinin mimarı Anders Tegnell

İsveç’in yakın komşuları Norveç ve Finlandiya’daki tablolar ise aradaki farkı ortaya koyuyor. Nüfusu 5.5 milyon olan Finlandiya’da sadece 13 bin vaka tespit edilirken can kaybı 351 oldu. Yine 5.4 milyon insanın yaşadığı Norveç’te 16 bin vaka tespit edildi ve 278 kişi Covid-19’dan hayatını kaybetti.

Bu sayılara bakıldığında İsveç’te ölüm oranları iki yakın komşusuna göre 10 kat daha fazla.

İsveç’te tartışmalı “sürü bağışıklığı” stratejisinin mimarı Halk Sağlık Müdürlüğü Epidemiyolog Anders Tegnell kısa sürede çok fazla insanın öldüğünü kabul etti. Tegnell, “Yaşlılarımızı korumakta başarısız olduk” itirafında bulunmuştu.

Corona virüs salgınında sürü bağışıklığı stratejisini benimseyen İsveç’te ekonominin 2020 sonunda yüzde 4.5 küçülmesi bekleniyor. Ülkedeki işsizlik ise mart ayından bu yana yüzde 9’a yükseldi. Covid-19 pandemisinde en yüksek ölüm oranlarından birine sahip olan ülke hakkında, “Hiçbir şey kazanamadılar” yorumları yapıldı.

SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI NE KADAR İŞE YARIYOR?

Ancak İngiltere’deki Imperial College London’da görev yapan bir immünoloji profesörü bağışıklığın sanıldığı kadar etkili olmayabileceğini söyledi.

CNBC’ye açıklamalarda bulunan Danny Altman, “Bağışıklık oldukça kırılgan gözüküyor. Bazılarında bulunan antikorlar birkaç ay içerisinde yok olacakmış gibi duruyor. Bu sırtınızı dayayacağınız bir şey değil” dedi.

Altman, ikinci dalga halinde ilk dalgada Covid-19’a yakalananların da risk altında olabileceğine dikkat çekti.

Danny Altman, “Bu halen oldukça öldürücü bir virüs ve çok hızlı yayılıyor. İnsanların halen bu gerçekle yüzleşmeye hazır olmadığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

kaynak: NTV

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR