Takip Edin

SAĞLIK KORONAVİRÜS

D vitamini eksikliği MS’i kötüleştiriyor

Genç yetişkinleri etkileyen en yaygın sinir sistemi sorunu olan Multiple Skleroz (MS) ve beslenmenin etkisi üzerine yoğun çalışmalar devam ediyor …

Yayınlanma tarihi

-

Genç yetişkinleri etkileyen en yaygın sinir sistemi sorunu olan Multiple Skleroz (MS) ve beslenmenin etkisi üzerine yoğun çalışmalar devam ediyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Hakan Şilek, özellikle D vitamini eksikliğin MS hastalığının kötüleşmesinde önemli etkisinin olduğunun saptandığını söyledi.Uzmanlara göre beyin hücrelerinin yıkımıyla seyreden bir hastalık olan Multiple Skleroz (MS) konusunda halen bilinmezliğini koruyan birçok nokta bulunuyor. Hastalık, beyin ve omuriliği etkilediği için, görme bulanıklığından hareket kısıtlılığına kadar, birçok soruna neden olabiliyor. Nedeni hala bilinmeyen MS için uzmanlar, çevresel ve genetik faktörlerin birlikteliğinin etkili olabildiğini söylüyor. Son yıllarda beslenme ile ilişkisine dair önemli çalışmalar yayınlandığını söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Hakan Şilek, “D vitamini eksikliğinin bu hastalığın kötüleşmesinde en önemli etkenlerden biri olduğu söylenebilir” dedi.

MS’in, kronik bir hastalık olduğundan ömür boyu devam ettiğini ve MS sıklığının ülkeden ülkeye değiştiğini hatırlatan Dr. Öğr. Ü. Hakan Şilek, Türkiye’de 40 bin civarında MS hastası olduğunu söyledi. Şilek, “Hastalığa yakalanma konusunda kadınlar erkeklerden daha şansız durumda. İstatistikler, kadınlarda, erkeklere oranla iki kat daha fazla görüldüğünü ve MS hastalarının yaklaşık yüzde 60’ının kadın olduğunu gösteriyor. Kadınlarda daha sık görülme sebebinde, hormonların rol oynadığı düşünülüyor. MS hastalığı genç yaşta ortaya çıkan bir hastalık. Ancak çocuklukta veya 50 yaş üstünde ender de olsa geç yaşta başlayabilir” diye konuştu.

Belirtileri nedeniyle MS’in çok sayıda hastalıkla karıştırıldığını bu nedenle de MS hastalığının teşhisi için geç kalınabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Ü. Hakan Şilek, şunları söyledi: “MS belirtileri, kişiden kişiye farklılık gösteriyor ve her hastada aynı şikayetler ortaya çıkmıyor. MS atağı oldukça değişken bir yelpazeden oluşabilecek ve en az 24 saat sürmesi gereken nörolojik belirtilerden, gözde görme bulanıklığından tam görme kaybına kadar oluşan görme bozukluğu, çift görme, vücudun bir kısmında gelişen güçsüzlük bu bulgular gerçekten çok sayıda olabilir.”

Hastalığın tetikleyicileri arasında stresin çok önemli bir yeri olduğunu dile getiren Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Hakan Şilek, “MS hastalığını tetikleyen birçok otoimmün hastalık vardır. Bu durum bazen hastalığın ilk aşamalarında tanıyı zorlaştırabiliyor” dedi. MS’in yaşam kaybına bir hastalık olmadığını ve MS hastalarının genel toplumun ortalama yaşam süresine yakın veya birkaç yıl daha az bir hayat süresi olduğunu belirten Dr. Öğ. Üyesi Hakan Şilek, “MS konusunda her zaman yeni ilaç  tedaviler konusunda çalışmalar ve yeni moleküller üzerinde çalışılmakta. Her gelişen yeni ilaç her hasta için etkin etkin olmayabileceği unutulmamalı. Ancak halen hastalığın kesin tedavisi ne yazık ki bulunmuyor.” şeklinde konuştu.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SAĞLIK KORONAVİRÜS

Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Özkan’dan ‘önlem yorgunluğu’ uyarısı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı öğretim üyesi ve Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Seçil Özkan, aralık ayında Çin, daha sonra İran …

Yayınlanma tarihi

-

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı öğretim üyesi ve Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Seçil Özkan, aralık ayında Çin, daha sonra İran, arkasından Avrupa ülkeleri ve 11 Mart’ta da Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının ilan edildiğini hatırlattı.

Avrupa ülkeleriyle karşılaştırdığında Türkiye’nin salgına başlarken önünde örnek ülkeler olduğu için şanslı olduğunu söyleyen Özkan, “Avrupa’dan başka şanslarımız da var. Onların 65 yaş üstü nüfusu yüzde 20’lere yakın, biz bu anlamda yüzde 8.5’larda olduğumuz için şanslıyız. Çünkü 65 yaş nüfus hastalanma ve ölüm riski yüksek olan bir grup. Türkiye şu anda sağlık sistemi açısından da güçlü bir ülke. Yatak kapasitemiz, Avrupa’da Almanya en iyidir, onlarla eş durumdayız. Yoğun bakım kapasitemizde Almanya’ya göre ikinci sıradayız ama diğer Avrupa ülkelerinden çok çok iyiyiz. O yüzden bu salgının pikinde sağlık sistemimiz hiç zorlanmadı, bu süreci mükemmel bir şekilde atlattık. Türkiye’de son dönemlerde şehir hastanelerinin açılması bu salgın sürecinde bize inanılmaz destek oldu” dedi.

‘Rakamları 200-300’e indirmemiz gerekiyor’

Prof. Dr. Özkan, yeni normale geçilen bugünlerde vaka sayılarının 1500’lere çıktığını, bunun endişe uyandırdığına vurgu yaparak, “Hatta diğer ülkelerle karşılaştırırsanız bunu, İtalya çok sıkıntılı bir salgın süreci yaşadı. İtalya’nın eğrisi ve Almanya’nın eğrisiyle karşılaştırırsak aslında çok güzel gidiyorduk. Ama bugünlerde, İtalya ve Almanya’nın salgının bugünlerindeki hallerinden biraz daha üstteyiz. Toplum normal hayatına dönmek istiyor. Eğer tamamen normal döneme geçmek istiyorsak yeni normalin kurallarına uymamız gerekiyor. Bizim de artık şu rakamlarımızı 200-300’e indirmemiz gerekiyor. Eğer indirirsek bu yazı rahat atlatırız. Onun için mesafe, maske ve el hijyenine dikkat edelim” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Özkan, salgında sağlık hizmetleri ve sağlık personelinin elinden geleni yaptığını, artık gücün sadece toplumun elinde olduğunu vurguladı. ‘Sağlık okuryazarlığı’ denilen toplumun sağlık bilgisini anlaması, kullanması ve yapabilmesinin, davranışlarının toplumdan topluma değiştiğine dikkat çeken Özkan, şöyle konuştu:

“Örneğin Japonya genel olarak baktığınızda sağlık okuryazarlığı düzeyi kötü gibi görünmekle birlikte maske kullanma işini çok başarılı bir biçimde yapıyor. Almanya bu kurallara çok iyi uyabiliyor. Biz de genel olarak toplumu gözlemlediğimizde bunları yapmayı biliyoruz ama yapmıyoruz. Burada çeşitli kültürel farklılıklar, önemsememe, ‘önlem yorgunluğu’ dediğimiz önlem almaktan yorulma ve tükenmişliğe girme olabiliyor. Bunları yapmamak gerekiyor. Biz toplum olarak sıcak insanlarız. Tokalaşma, sarılma, öpüşme, teması seviyoruz ama bu süreçte buna dikkat etmemiz, yapmamamız gerekiyor. Dikkat edersek başaracağız. Şimdiye kadarki emeğimiz boşa gitmesin ve Türkiye de bu salgın sürecini gayet güzel kapatsın.”

Kaynak: Sputnik TR

Devamını oku

SAĞLIK KORONAVİRÜS

3 bin sözleşmeli sağlık personeli ilanı Resmi Gazete’de

Buna göre, Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatı hizmet birimlerinde istihdam edilmek üzere Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) sonucuna göre Ölçme …

Yayınlanma tarihi

-

Buna göre, Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatı hizmet birimlerinde istihdam edilmek üzere Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) sonucuna göre Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılacak merkezi yerleştirmeyle 3 bin sözleşmeli sağlık personeli alınacak.

Ortaöğretim, ön lisans ve lisans düzeylerinde tercih yapılabilecek sözleşmeli sağlık personeli pozisyonlarının bulunduğu KPSS2020/8 Tercih Kılavuzu ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayınlanacak.

Tercih işlemleri 16 Haziran’da başlayacak

Adaylar başvurularını, 16-22 Haziran tarihlerinde tercih kılavuzunda belirtilen kurallara uygun olarak ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden T.C. Kimlik Numarası ve şifresini girerek yapabilecek.

ÖSYM’ye veya Sağlık Bakanlığı’na posta yoluyla gönderilen veya elden verilen tercih listeleri geçerli olmayacak.

3 bin kadrodan 2 bin 302’si hemşire

Atama yapılacak 3 bin kadrodan 2 bin 302’si hemşire, 60’ı ebe ve 606’sı sağlık teknisyeni-sağlık teknikerinden oluşacak.

Resmi Gazete’de yer alan atama yapılacak sözleşmeli pozisyonların unvan, branş, sayı ve öğrenim düzeylerine göre dağılımları şöyle:

Diyetisyen 8 (Lisans), Ebe 60 (Lisans), Fizyoterapist 8 (Lisans), Hemşire 1929 (Lisans), Hemşire 373 (Ortaöğretim), Psikolog 8 (Lisans), Sosyal Çalışmacı 8 (Lisans), Sağlık Teknikeri Anestezi 100 (Ön Lisans), Sağlık Teknikeri Diyaliz 17 (Ön Lisans), Sağlık Teknikeri Eczane 24 (Ön Lisans), Sağlık Teknikeri Laboratuvar 48 (Ön Lisans), Sağlık Teknikeri Patolojik Anatomi 14 (Ön Lisans), Sağlık Teknikeri Röntgen 175 (Ön Lisans), Sağlık Teknikeri Tıbbi Sekreter 228 (Ön Lisans), Toplam 2021 (Lisans), 606 (Ön Lisans), 373 (Ortaöğretim), Genel Toplam (3000).

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yaptığı açıklamada, 3 bin sözleşmeli sağlık personeli ve 250 sürekli işçi alımı gerçekleştirileceğini, söz konusu personelin İstanbul’daki sağlık tesislerinde istihdam edileceğini bildirmişti.

Kaynak: Sputnik TR

Devamını oku

SAĞLIK KORONAVİRÜS

Uzaktan spor eğitimi alacaklar ‘eğitmene’ dikkat

Koronavirüs salgınıyla birlikte uzaktan verilen spor eğitimi de popülerlik kazandı. Uzaktan egzersiz eğitimlerinde dikkat edilmesi gerekenler …

Yayınlanma tarihi

-

Koronavirüs salgınıyla birlikte uzaktan verilen spor eğitimi de popülerlik kazandı. Uzaktan egzersiz eğitimlerinde dikkat edilmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Engin Işık Abanoz, “Uzman bir spor eğitmeninden eğitim aldığınızdan emin olun” dedi.Pandemi süreciyle birlikte uzaktan spor eğitimlerinde artış yaşandığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Engin Işık Abanoz, “Bu işlerden kazanç sağlamaya çalışan eğitimli olmayan kişilerin de gerek sosyal medyadan gerek dijital ortamdan videolar göndermek suretiyle kazanç elde etmeye çalıştığı görülüyor” diye konuştu.

Hizmet alınan eğitimcinin, hizmet verdiği metot (pilates, fitness, aerobik…) ne olursa olsun öncelikle temel hareket ve antrenman bilgisine sahip olması gerektiğine vurgu yapan İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Rekreasyon Bölüm Başkanı Dr. Engin Işık Abanoz, “Bununla beraber orta seviyede kinesyoloji (hareket bilimi) ve egzersiz fizyolojisi bilgisi olması gerekmektedir. Egzersiz yaptırırken hareket ve kas sıralamalarını, hangi kasa ne kadar yüklenmesi gerektiğini bilmesi karşı tarafta genel olarak oluşabilecek sağlıksız bir durumu çok düşük seviyede tutmasını sağlayacaktır. Belgeleri resmi bir kurum tarafından onaylı ya da resmi bir kurum tarafından onaylanmış ‘master trainer’ dediğimiz, alanında uzman spor eğitmeni eğitmenleri tarafından katıldıkları bir sertifika programına ait olmasına dikkat edilmelidir” ifadelerini kullandı.

Eğitmenlerin çalıştırdıkları kişilerin motorik, kuvvet ve fizyolojik özelliklerini bilmesi gerektiğini hatırlatan Abanoz, şunları söyledi:

“Becerileri hangi hareketleri yapmaya elverişlidir? Birinci derece yakınlarında kalp, troidleri, LDL HDL ve kan değerleri ne durumda? Bunlar için bir ön test almalı ve egzersiz periyodlarını bu test sonuçlarına göre hazırlamalıdır. Örneğin ‘jump squat’ dediğimiz sıçramalı çökme kalkma hareketini yapabilecek kas ve eklem gücüne, kas koordinasyonuna sahip olup olmadığına ve hareket esnasında oluşacak kan basıncını fizyolojik olarak tolere edip edemeyeceğine dikkat etmeden bazı hareketler yapılmamalı yaptırılmamalıdır.”

Uzaktan eğitimde en şanslı eğitmen ve danışanın beraber egzersiz özgeçmişi olan kişiler olduğunu ifade eden Abanoz, “Daha önceden birbirleriyle çalışma imkanı buldukları için online sistemden her iki taraf da yapılan hareketlere daha hakim olacaktır. Burada riskli taraf, hayatında ilk kez böyle bir hizmeti, kendisini sözde spor eğitmeni olarak tanıtarak uygulama yaptıran kişilerden alan ya da hazır bulunabilecek ücretsiz uygulama ve videolardan yararlanmak isteyen bireylerdir” değerlendirmesinde bulundu.

İnternetin insan hayatına önemli ölçüde girmesiyle bilgi kirliliğinin de arttığını belirten Abanoz, “Bu da yanlış yönlendirmelerin ve dolandırıcılıkların artmasına sebep oldu. Mesleklerin belli bir eğitim aşamasından geçmesinden sonra tecrübeyle profesyonelleşme sonucu insanların karşısına çıkması gerekirken, takipçi sayısı yüksek olan, olmadığı biri gibi kendisini pazarlayan yine sosyal medyayı kullanarak popüler hale gelen bazı kişilerin bu meslekleri icra ettiğini görüyoruz. Bilinçli yaklaşımlar bu ayrımı kolayca yapmamızı sağlayacaktır” uyarısında bulundu.

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR