Takip Edin

BİLİM TEKNOLOJİ

BM, Rusya ve ABD’nin START-3 konusunda anlaşabileceklerini umuyor

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, düzenlediği basın toplantısında Rusya ile ABD arasında START-3 anlaşması’nın uzatılmasıyla ilgili …

Yayınlanma tarihi

-

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, düzenlediği basın toplantısında Rusya ile ABD arasında START-3 anlaşması’nın uzatılmasıyla ilgili görüşmelerden umutlu olduklarını belirtti.

‘BM, START-3’ün uzatılması sorununa daha yapıcı bir çözüm planlamıyor mu?’ şeklindeki soruya Dujarric, şu yanıtı verdi:

“START-3 gibi anlaşmaların, silahsızlanma ve silahların yayılmasının önlenmesi alanının ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyoruz. Anlaşmanın tüm katılımcı ülkelerinin ortak bir zemin bulabileceğini ve doğru yönde ilerleyeceğini umuyoruz.”

Daha önce, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Moskova’nın Washington’dan Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması Anlaşması’nın uzatılması konusunda henüz bir sinyal almadığını belirtmişti.

Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması (INF), Rusya ile ABD’nin nükleer silahlarını sınırlandırmalarını içeren iki önemli anlaşmadan birisiydi. INF’nin yenilenmeyip resmen yürürlükten kalkması sonrası geçerliliğini koruyan tek anlaşma START-3. Ancak her iki tarafın da konuşlu durumdaki nükleer savaş başlıklarının sayısını Soğuk Savaş dönemindekinin aşağısında tutmalarını öngören START-3 anlaşmasının geçerlilik süresi de 5 Şubat 2021’de dolacak.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, eyleme geçilmemesi halinde START-3 Anlaşması’nın sona ereceği konusunda ABD’yi uyarmıştı. Temmuz 2018’de anlaşmaya ilişkin konuşan Rus lider, 8 Nisan 2010’da dönemin Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev ve ABD Devlet Başkanı Barack Obama tarafından imzalanan anlaşmanın uzatılmasına yönelik çalışmalara hemen başlanması gerektiğini, aksi halde anlaşmanın 2021 yılında yürürlükten kalkacağını belirtmişti.

 

Kaynak: Sputnik TR   ©SputnikTR 

BİLİM TEKNOLOJİ

Türkiye’nin yerli ve özgün tabancası SAR 9X ABD’de 2020’nin en iyi tabancası seçildi

Savunma Sanayii Başkanlığının (SSB) başlattığı “Özgün Yerli Tabanca Projesi” kapsamında Sarsılmaz tarafından tamamı yerli tasarım ve olanaklarla …

Yayınlanma tarihi

-

Savunma Sanayii Başkanlığının (SSB) başlattığı “Özgün Yerli Tabanca Projesi” kapsamında Sarsılmaz tarafından tamamı yerli tasarım ve olanaklarla geliştirilen ve “Türkiye’nin özgün ve yerli tabancası” olma özelliği taşıyan SAR 9 serisinin versiyonu SAR 9X, ABD’de “2020 Yılının En İyi Tabancası” seçildi.

Detaylı teknik testler uygulandı

Editors’ Choice Award’da, SAR 9X’in yanı sıra dünyanın önde gelen silah üreticilerinin en iyi tabancaları değerlendirmeye alındı. Değerlendirme, ABD silah dünyasının önde gelen isimlerince silahların uygulamaya dayalı teknik testlere tabi tutulması yöntemiyle yapıldı.

Oylama sonucu, Savunma Sanayii Başkanlığının başlattığı “Özgün Yerli Tabanca Projesi” kapsamında Sarsılmaz tarafından tamamı yerli ve milli olanaklarla üretilen SAR 9 serisinin versiyonu SAR 9X, birinciliği elde etti.

SAR 9X’i farklı kılan özellikler

Ödülü kazanan ve Türkiye’nin en seçkin birlikleri tarafından tercih edilen SAR 9X, düşük atış aksı sayesinde şahlanma kontrolü kolaylığı ile takip eden atışlarda daha iyi grupman sağlanmasına olanak veriyor.

Seri atışlarda daha iyi grupman imkanı

Üç farklı ebatta değiştirilebilir arka sırtlık ve kabza yan kapakları sayesinde kullanıcıya ergonomik tutuş kolaylığı sağlayan SAR 9X, kapak üzerindeki soğutma kanalları sayesinde seri atışlarda namlunun hızlı soğumasına olanak sağlayarak daha iyi grupman imkanı da sunuyor.

Tetik emniyeti özelliği

Yine tetik emniyeti özelliği ile tetik çekilmedikçe iğneyi bloke ederek silahın ateş almasını engelleyen SAR 9X, kırmızı nokta tetik göstergesi ile mekanizmanın kurulu olduğunu da gösteriyor.

2020 Editors’ Choice Award oylamasında SAR 9X için oy kullananlar arasında, dünyaca ünlü ateşli silahlar eğitmeni ve Guns dergisi editörü Massad Ayoob, Tactical Life’tan Dave Bahde, Guns Ammo’dan Chris Mudgett ve Gun Digest’den Mike Dickerson gibi pek çok uzman yer aldı.

Kaynak: Yeni ŞAFAK

Devamını oku

BİLİM TEKNOLOJİ

NASA bomba bir duyuru yapabilir! Flaş gelişme…

NASA’nın Perseverance isimli keşif aracını hatırladınız mı? Bazı sebeplerden dolayı Perseverance’ın fırlatılışı ertelenmişti ve ama 30 Temmuz’da …

Yayınlanma tarihi

-

NASA’nın Perseverance isimli keşif aracını hatırladınız mı? Bazı sebeplerden dolayı Perseverance’ın fırlatılışı ertelenmişti ve ama 30 Temmuz’da Mars’a doğru yola çıktı. Aradan aylar geçti ve sonunda Perseverance’ın Mars’a inişi için geri sayım da başladı.

Perseverance’ın 18 Şubat’ta Jezero Krateri’nin içine inmesi planlanıyor. Burada ilginç bir nokta daha var. Perseverance’ın inişi sismik sinyaller üretecek. NASA’nın Mars’ta bulunan InSight keşif aracı bu sinyalleri 3200 km’den tespit etmeye çalışacak. Eğer bu durum gerçekleşirse bir ilke imza atılacak. Çünkü InSight ekip üyeleri daha önce hiçbir uzay aracının inişini bu şekilde belirlemediklerini söyledi.



InSight, 2018’de Mars’ın Elysium Planitia bölgesine başarılı bir şekilde indi. İniş yaptığı bölgeye sismograf ve ısı sondası yerleştirdi. İnişinden bu yana yüzlerce sarsıntıyı tespit etti. Aslında temel görevi Mars’ın iç yapısını araştırmak.

Bununla birlikte InSight ekip üyesinden bir kişi yaptığı açıklamada, “Sismik bir kaynağın nerede, nasıl olduğunu bulmak için Dünya’da birçok istasyon bulunuyor. Bu şekilde sarsıntılar tespit edilebiliyor. Ancak Mars’ta ise tek bir istasyon var” dedi.

Tüm zorluklara rağmen Perseverance’ın inişi InSight ekibi için büyük bir fırsat. Bir çarpmanın oluşturduğu sismik veriler, bilim insanlarına birçok detay sunabilir.

PERSEVERANCE NELER YAPACAK?

Adı “sebat” anlamına gelen Perseverance, NASA’ya bağlı Jet İtki Laboratuvarı tarafından üretildi. Mars’a 2011’de gönderilen Curiosity gezginci keşif aracının tıpkısına yakın bir tasarıma sahip araç, Jezero Krateri yüzeyinde incelemeler yapacak.

Araç, 23 kamera ve 2 mikrofon donanımının yanı sıra “Ingenuity” adı verilen uzaktan kumandalı keşif helikopterini de içeriğinde barındırıyor.

Kaynak: Haber7

Devamını oku

BİLİM TEKNOLOJİ

“Teknolojiye sahip değilseniz güvenliğinden emin olamazsınız”

Sayan, Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş Adamları Derneği’nin (MOBİSAD) çevrim içi olarak gerçekleştirdiği “İl Temsilcileri …

Yayınlanma tarihi

-

Sayan, Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş Adamları Derneği’nin (MOBİSAD) çevrim içi olarak gerçekleştirdiği “İl Temsilcileri Yıllık Değerlendirme Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri sektörüne ilişkin bilgiler verdi.

 Haberleşme kavramının, son 10 yıla kadar insanların birbirleri ile iletişimini ifade ederken, yeni teknolojiler ile birlikte her geçen gün insanlardan daha çok makinelerin, cihazların, nesnelerin iletişimi için konuşulan bir kavram haline geldiğini belirten Sayan, “Rakamlara baktığımızda 2018 yılında 10 milyardan az olan internete bağlı cihaz sayısının, 5G ve sonraki nesil teknolojilerin de etkisi ile 2023 yılında 29,3 milyara, 2030 yılında ise yüzlerce milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Ülkemizde de halihazırda 6 milyonun üzerinde M2M abonesi var ve gün geçtikçe bu rakamlar artıyor.” diye konuştu.

Sayan, bağlantılı cihaz sayısı arttıkça daha güçlü altyapılara ihtiyacın da arttığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

 “Yeni dünya düzeninde en temel unsurlardan biri, öncelikle güçlü bir iletişim altyapısına sahip olmak. Zira bilgi ve iletişim altyapılarının çeşitliliği ve kapasitesi ülkeler için zenginlik ve refah meselesi. Karada, denizde, havada ve uzayda alternatif iletişim altyapıları ülkelerin gücüne güç katıyor. Ülkemiz uzay faaliyetlerindeki son yıllarda gerçekleştirdiği atılımlarla artık uydu sistemleri geliştiren ve üreten ülkeler arasında yer alıyor. Geçtiğimiz günlerde TURKSAT 5A uydumuzun uzaya başarıyla fırlatılmasının gururunu yaşadık. Uzay vatanımızda egemenlik haklarımıza sahip çıkıyor uzay teknolojileri alanında her geçen gün daha da güçlenerek yolumuza devam ediyoruz.

Mobil haberleşme alanında da çalışmalarımız hız kesmeden devam ediyor. Bugün, dünyada bir iddiası olan her ülkenin gündemi 5G teknolojisine sahip olmak veya bu teknolojiyi kullanırken güvenliğinden emin olmak. Ancak biz biliyoruz ki teknolojiye sahip değilseniz güvenliğinden emin olamazsınız. Bu açıdan bakıldığında, 5G’yi sadece bir iletişim teknolojisi olarak değil, ülkemizin ekonomik kalkınmasının itici gücü, milli güvenliğimiz açısından da kritik derecede öneme sahip bir teknoloji olarak görüyoruz.”

“ÖNCELİKLE YÜZDE 45’LİK YERLİLİK HEDEFİNİN İŞLETMECİLERCE YERİNE GETİRİLMESİ GEREKİYOR”

Sayan, elektronik haberleşme sektöründe yerli ve milli üretimin geliştirilmesinin bakanlığın stratejik öncelikleri arasında yer aldığını belirterek, yerlilik hedeflerine yönelik ilk adımları 4,5G ihalesinde belirlemiş oldukları yerlilik yükümlülükleri ile attıklarını söyledi.

4,5G’nin ilk yatırım döneminde yüzde 0,98 olan yerlilik oranının, 2018-2019 yatırım dönemi itibarıyla yüzde 23’leri geçtiğini aktaran Sayan, “Ancak bu oranı yeterli bulmuyoruz, öncelikle yüzde 45’lik yerlilik hedefinin işletmecilerce yerine getirilmesi gerekiyor. Bununla birlikte, tüm kritik bileşenlerin millileştirilmesini temel önceliğimiz olarak görüyorum, hepimizin de aynı hassasiyetle bu yönde çalışması gerektiğini ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.

 “E-SIM YAZILIMLARINI KENDİ GELİŞTİREN ÜLKELER ARASINDA İLK SIRADA YERİMİZİ ALDIK”

Sayan, “Geçen günlerde yüzde 100 yerli ve milli olan eSIM uygulamasını kamuoyuna tanıtmanın haklı gururunu yaşadık. eSIM yazılımlarını kendi geliştiren ülkeler arasında ilk sırada yerimizi aldık.” ifadelerini kullanarak, şunları kaydetti:

“eSIM sadece bilgi ve iletişim sektörü için değil diğer tüm sektörler açısından pek çok faydayı ve avantajı da beraberinde getiriyor. Her zaman her yerde bağlantılı olduğumuz işlemlerde giderek artan oranda mobil teknolojiyi kullanıyoruz. Dolayısıyla, eSIM evimizdeki beyaz eşyadan tutun da işyerlerimizdeki cihazlara kadar her alanda hayatımızda büyük kolaylıklar sağlayacak. Bu teknolojinin sektörümüze de önemli bir dinamizm getireceğine inanıyorum. Yeni nesil teknoloji ve hizmetlerin vatandaşlarımıza sağlıklı ve güvenli olarak sunumunda hepimizin yapacağı çok şey var. Güçlü bir potansiyelimiz var. Özellikle değerli sektör temsilcilerimizin ülkemizin yerli ve milli kaynaklarını kullanarak teknolojik alanda daha çok katma değer üretebileceğini biliyoruz.”

ULUSAL SİBER GÜVENLİK STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI YAYIMLANDI

Bağlantılı dünyada vatandaşların sayısal ekonominin sunabileceği imkanlardan faydalanırken işlemlerini güvenli ve güvenilir bir ortamda devam ettirebilmesine öncelik verdiklerini anlatan Sayan, Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nde (USOM) bu konuda faaliyetleri sürdürdüklerini söyledi.

Bakanlık olarak BTK ve ilgili paydaşlarla yaptığımız çalışmaların bir sonucu olan 2020-2023 yıllarını kapsayan Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı’nın geçen günlerde yayımladığını aktaran Sayan, “Siber güvenlik alanında bugüne kadar elde edilen kazanımların daha ileriye taşınması, siber tehditlerin etkilerinin azaltılması, ulusal kapasitemizin geliştirilmesi, güvenli bir siber ortamın oluşturulması ve ülkemizin siber güvenlik alanında uluslararası seviyede en üst sıralarda yer alan bir marka olması hedefi ile emin adımlarla ilerliyoruz.” diye konuştu.

“EN BÜYÜK HEDEFLERİMİZDEN BİRİ İMALATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANINI YÜKSELTEBİLMEK”

Ömer Fatih Sayan, bugün her bir kişinin en az bir mobil cihaza sahip olduğunu belirterek, “Kullandığımız bu cihazların standartlara uygunluğu, sağlık ve güvenlik açısından bir risk içermemesi büyük önem arz ediyor. Bakanlık ve BTK olarak sektörümüzde kullanılan ürünlere yönelik gözetim ve denetim faaliyetleri öncelikli konularımız arasında yer alıyor.” ifadelerini kullandı.

BTK tarafından yürütülen piyasa gözetim ve denetim kapsamında rakamlara bakıldığında 2019 yılında; 658 firma, 346 marka ve 1897 model olmak üzere toplam 3 bin 240 denetim gerçekleştirildiğini aktaran Sayan, şu bilgileri verdi:

“2 bine yakın cihaza da EMC, RF, LVD ve SAT testleri uygulandı. Pandemi ile mücadele ettiğimiz 2020 yılında da denetim faaliyetlerimiz daha da arttı. Bugün piyasada satışı yapılan elektronik haberleşme sektörüne yönelik cihazların yüzde 80’inden fazlasını mobil telefon cihazları oluşturuyor. Sadece mobil telefon cihazları açısından son 5 yılı dikkate aldığımızda yılda ortalama 14 milyonun üzerinde mobil telefon cihazının piyasada satıldığını görüyoruz.

Yerli imalat bağlamında baktığımızda BTK tarafından bugüne kadar 100’e yakın firmaya imalatçı takip kodu verildiğini görüyoruz. Takip kodları verilen firmalardan aktif olanlarının 6 tanesi mobil telefon cihaz imalatı yapıyor. Bu piyasada imalatın ithalatı karşılama oranı yüzde 10’ların üzerinde.  En büyük hedeflerimizden bir tanesi bu oranı daha da yükseltebilmek.”

“MOBİL CİHAZ KAYIT SİSTEMİ ÖNEMLİ BİR FONKSİYON İCRA EDİYOR”

Sayan, mobil cihazlar ile ilgili kayıp, kaçak ve klonla mücadelede BTK bünyesinde bulunan Mobil Cihaz Kayıt Sistemi’nin (MCKS) önemli bir fonksiyon icra ettiğini ifade etti.

2020 yılında 20 milyondan fazla cihazın ithalat ve imalat yoluyla sisteme kaydedildiği, 1 milyonun üzerinde de yolcu beraberinde getirilen cihazların kayıt edildiğini aktaran Sayan, şöyle konuştu:

“Özellikle il temsilcilerimizin karşılaştığı ve çözüm aradığı noktalardan biri de klonla mücadele. Bu noktada, bakanlığımız koordinasyonuyla yapılan yasal düzenlemelerle önemli adımlar atıldı. Belirli bir süre kullanılmayan cihazların MCKS’de tespit edilmesi, bu cihazların kara listeye eklenmesi. Önümüzdeki dönemde bu konuyla ilgili neler yapılabilir, bu işi daha etkin hale nasıl getirebiliriz noktasında da beraber çalışmaya devam edeceğimi tekrar hatırlatmak istiyorum.  Kayıt dışılıktan kurtulmak ve MCKS’nin en doğru, makul ve vatandaşlarımızın lehine olacak şekilde çalışması ve haksız rekabetin önüne geçilmesi noktasında gelecek bilgi ve birikim anlamlı. 81 ilden gelen arkadaşlarımızın bu konularla ilgili düşüncelerini almak ve buna göre regülasyon uygulamaları yapmak bizim için önemli.”

“ÜLKEMİZİN DAHA DA İLERLEMESİ İÇİN ATILAN HER ÇABANIN DESTEKÇİSİYİZ”

Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, “Kendi teknolojimizi üretirken bu teknolojiler ile kullanıcılara sunulan yerli ve milli hizmet ve içerikleri de geliştirmek zorundayız. Kendi hizmet ve içeriklerimizi geliştirmediğimiz sürece bu veriler başkaları tarafından kullanılıyor, işleniyor ve bunun üzerinden büyük gelirler elde ediliyor.” değerlendirmesini yaparak sözlerini şöyle tamamladı:

“Küresel internet aktörlerinin sunmuş oldukları servislerin yerli alternatifleri var ancak bu alternatifleri çeşitlendirmek ve vatandaşlarımız tarafından tercih edilir hale getirmek için çalışmalarımız devam ediyor. Ülkemiz için hepimizin yapacağı çok şey ver. Yeter ki güç birliği ile yüksek motivasyonla çalışmalarımıza devam edelim.

Ülkemiz insanının güçlü potansiyeli, sarsılmaz azmi ve vatan sevgisi ile daha da güçlü Türkiye için yolumuza devam ediyoruz. Vatandaşımızın refahı, ülkemizin daha da ilerlemesi için atılan her türlü çabanın destekçisiyiz. Yenilik ve fırsatları vatandaşımızın kullanımına en güvenli biçimde sunmak için işbirliği için de hepimizin üzerine düşeni yapacağına inancım tam.”

Kaynak: Haber7

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR