Takip Edin

POLİTİKA

Biden’dan zafer konuşması: Bölen değil birleştiren bir başkan olacağım

Biden, zafer konuşmasını Delaware eyaletinin Wilmington kentinde, başkan yardımcılığına seçilen Kamala Harris ile birlikte yaptı. Harris’in …

Yayınlanma tarihi

-

Biden, zafer konuşmasını Delaware eyaletinin Wilmington kentinde, başkan yardımcılığına seçilen Kamala Harris ile birlikte yaptı. Harris’in kendisini takdim etmesinin ardından ulusa seslenen Biden, Amerikan halkının kendisine duyduğu güvenden onur duyduğunu söyledi. Biden, “Bölen değil, birleştiren bir başkan olacağıma söz veriyorum. Kırmızı ya da mavi eyalet olarak gören değil, sadece Amerika Birleşik Devletleri olarak gören bir başkan olacağım” ifadesini kullandı.


‘ŞİMDİ DİNLEME ZAMANI’

Biden, “Başkan Trump’a oy verenlerin yaşadığı hayal kırıklığını anlıyorum. Ben de iki kez kaybettim ama şimdi birbirimize şans verelim. Şimdi, sert söylemleri bir kenara bırakma, tansiyonu düşürme ve birbirimizi dinleme zamanı. Rakiplerimize düşmanımız gibi davranmayı bırakmak zorundayız, onlar düşmanımız değil, Amerikalı” diye konuştu.

Kaynak: Hürriyet

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

POLİTİKA

Ermenistan’dan tarihi Türkiye itirafı: Rüya görmek stratejimiz olmuş…

Ermenistan’ın ilk cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan’ın danışmanlarından, 1990’lı yıllarda Karabağ müzakerelerine katılan Zhirayar Liparityan …

Yayınlanma tarihi

-

Ermenistan’ın ilk cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan’ın danışmanlarından, 1990’lı yıllarda Karabağ müzakerelerine katılan Zhirayar Liparityan, Ermenistan’ın Karabağ konusunda son 25 yıldır önemli boyutta hatalar yaptığını söyledi. 

 

 Ermenistan’ın uzun süre işgal ettiği Karabağ ile ilgili müzakerelere 1991-1997 yıllarında katılan Liparityan, BBC’ye verdiği mülakatta, Ermenistan’ın Karabağ politikalarına ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’a yönelik eleştirilerde bulundu.

Karabağ konusunun iki ana unsuru olduğunu anlatan Liparityan, “Bunlar, Dağlık Karabağ’ın statüsü ve Azerbaycan’a ait olup Ermenistan güçlerinin kontrolü altında olan 7 bölgenin durumu. Uluslararası toplum, bize 30 yıldır Karabağ’ın bağımsızlığını tanımayacağını söyledi.” diye konuştu.

 

Türkiye, Rusya, ABD, Fransa ve İran’ın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü üzerinden seçenekler sunduğunu belirten Liparityan, “Dünyada hiç kimse bu yedi bölgeyi tutacağımızı beklemiyordu. Her zaman belirli koşullar altında geri verilmelerini bekliyorlardı.” dedi.

Bu şartları kabul etmenin Ermenistan için adil olup olmadığının bir önemi bulunmadığına işaret eden Liparityan, “Ermenistan için adil olup olmaması onların sorunu değil. Azerbaycan’ın zaman içerisinde askeri güç ve çeşitli kaynaklar açısından güçlendiğini de unutmamak gerekiyor. Uzlaşmaya giden süreci ne kadar uzattıysak, savaş o kadar yaklaştı ve bu savaşı kazanma şansımız da o kadar azaldı.” değerlendirmesinde bulundu.

“PAŞİNYAN TÜRKİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE KARŞI AÇIKLAMALARDA BULUNDU”

Liparityan, Paşinyan’ın Karabağ konusunda yaptığı hatalara dikkati çekerek, “Paşinyan, Dağlık Karabağ’ın statüsü ile ilgili bir anlaşma olmadan, Azerbaycan’ın ciddiye alınamayacağını ve müzakerelerin anlamsız olduğunda ısrar etti. Bu durumun bir savaşı gerektirmesi halinde ise savaşa hazır olduğunu düşündü.” şeklinde konuştu.

Söz konusu yaklaşımın, Ermenistan yönetiminin son 25 yıldır sergilediği yaklaşım olduğunu anlatan Liparityan, “Şimdi de yapılan yanlış hesapları görüyoruz. Bunlar önemli boyutta hatalardı. Tüm yönleriyle baktığımızda, savaşı 30 yıl önce kazanmadığımız gibi kazanamayacağımız çok açıktı. Ayrıca Karabağ savaşının dördüncü gününde Paşinyan’ın bu konuda uyarıldığını da öğrenmiş olduk.” ifadelerini kullandı.

Savaş öncesinde yapılan hataların önemine de işaret eden Liparityan, şu ifadeleri kullandı:

“Ermenistan tarafı, gereksiz şekilde ve Türkiye ile Azerbaycan’ı kışkırtacak adımlar attı. Mesela, Karabağ’ın geleceğini tartışırken Azerbaycan kendi çözümünü sunuyordu, ‘Karabağ Azerbaycan’dır.’ Bu, uluslararası toplumun da yaklaşımı. Biz ise ‘Müzakereleri unutun, Karabağ Ermenistan’dır.’ dedik. Paşinyan ayrıca Türkiye’nin de toprak bütünlüğüne karşı açıklamalarda bulundu. Paşinyan, uluslararası toplumun Ermenistan’ı demokrasi yolunda ilerlediği için yedi bölgedeki konumunu değiştirerek ödüllendireceğini düşünüyordu ancak bu tür adımlar yalnızca onun dünya hayal gücünde gerçekleşti.”

“ERMENİSTAN’DA ZİHNİYET 200 YILDIR AYNI”

Ermenistan’da bir siyasi parti dışında tümünün aşırı sağcı olduğuna dikkati çeken Liparityan, “Kimse uluslararası kamuoyunun bize anlatmaya çalıştığını dinlemek istemedi. Uluslararası toplumun görüşü bizim için önemli olmalı çünkü kaybettiğimizde onlara koşuyoruz ve yardım istiyoruz. Onlardan yapamayacaklarını yapmalarını istiyoruz.” dedi.

Karabağ’ı Ermenistan işgalinden kurtaran anlaşmaya dair de değerlendirmelerde bulunan Liparityan, şöyle konuştu:

“Paşinyan bunu imzaladı. Bunu kimse değiştirmeyecek. Anlaşma, artık herhangi bir seçim sorunu olmadığını açıkça ortaya koyuyor, bağımsız bir Karabağ veya Azerbaycan içinde bir bölge. Bu seçim artık mevcut değil.”

Paşinyan’ın Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığının tanınması için uluslararası kamuoyuna yaptığı çağrıları da eleştiren Liparityan, “Bahsettiğim şey de bu aslında, zihniyet değişmedi. Siyasi düşüncemizin temel sorunu bu ve bu sorun en az 200 yaşında. Hayalleri çok seviyoruz, adil bir kararın, mükemmel bir çözümün olası bir çözüm olduğunu düşünmeyi seviyoruz. Rüya görmek, Ermenistan’ın yaşam stratejisidir. Ancak rüya görmek bir strateji değildir.” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: AA

Kaynak: Haber7

Devamını oku

POLİTİKA

Dünyanın gözü kulağı TRT World Forum 2020’de

Dünya gündemini masaya yatıran TRT World Forum 2020, dünyanın dört bir yanından alanında uzman akademisyenler, politikacılar, gazeteciler, sivil …

Yayınlanma tarihi

-

Dünya gündemini masaya yatıran TRT World Forum 2020, dünyanın dört bir yanından alanında uzman akademisyenler, politikacılar, gazeteciler, sivil toplum çalışanları, aktivistler ve dünya liderlerinin katılımıyla başladı. Forum açılışında konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve TRT Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Eren gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İletişim Başkanı Altun: “TRT’nin uluslararası kanalları sessizlerin sesi olmak adına, habercilikte özgün bir dil oluşturmayı başarmışlardır”

Gelecekte yaşanabilecek trajedilerin önlenmesi için en önemli hususun, gerçeklere ışık tutmak olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, “TRT bünyesinde faaliyet gösteren uluslararası kanalların olağanüstü çalışmalarının önemini vurgulamak isterim. TRT World ile birlikte TRT Arapça, Rusça ve Almanca kanalları, güncel haberleri insan ve değer odaklı bir perspektiften izleyicilerine ulaştırmaktadır. Bu kanallarımız, sessizlerin sesi olmak adına, habercilikte özgün bir dil oluşturmayı başarmışlardır” dedi.

Altun; “AB ile daha yakın bir ilişki kurmak istiyoruz”

Türkiye olarak Kovid-19 krizinin üstesinden gelmek ve daha iyi bir gelecek inşa etmek için birlikte çalışmanın gücüne inandıklarını vurgulayan Altun, şöyle devam etti:

“Uluslararası iş birliği ancak eşitlik, karşılıklı çıkarlar ve ortak değerler temelinde geliştirilebilir. İnsanlık tarihinde yeni bir sayfa açılırken, kadim ve yeni dostlarımıza ve müttefiklerimize gönderdiğimiz mesaj budur. Avrupa Birliği ile daha yakın bir ilişki kurmak istiyor ve bunun için çalışıyoruz. Ortak dayanışma ve iş birliğimiz, Avrupa’daki nefret ve ayrımcılık çağrılarına karşı koyma noktasında kilit önemdedir. Birliğin, dünyadaki Müslümanlarla bir sorunu olmadığını kanıtlamasının tek yolu, Türkiye’ye saygılı davranmasıdır. Zira dostluğun, riyakârlık ve üstten bakmayla bir arada olamayacağı ortadadır. Dolayısıyla, Türkiye’nin taviz vererek Avrupa’nın dostluğunu kazanması gerektiği fikri hem haksızdır hem de gerçekçilikten uzaktır. Bunun yerine, Avrupalı muhataplarımıza, bizi ileriye götürecek tek unsurun ‘diyalog’ olduğunu ifade ediyoruz.

İbrahim Eren: “Mazlumlar arasında ayırım yapmadan yayıncılık gerçekleştiriyoruz”

TRT World Forum 2020’nin ev sahibi olan TRT Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Eren, etkinliği düzenledikleri ilk günden beri küresel bir toplumun fertleri olarak aynı gemide olduklarının altını çizmek için büyük çaba harcadıklarını söyledi. Bazı seslerin diğerlerine göre daha kolay ve çok duyulduğunu ifade eden Eren, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bütün meselelerde yıllardır görmezden gelineni ve duyulmayanı duyurmak için çok çabaladık. Kısık seslere ses olduk. İşte bu; ister TRT World ve TRT Arabi’de olsun, ister dünya üzerinde bir ahenk yaratmayı başaran herhangi bir işimizde olsun; TRT’nin uluslararası etkisinin altında yatan ana felsefedir. Sessizlerin sesi olmak bir değer olarak TRT’nin düsturudur. İşte TRT World Forum’u da bu hassasiyetle oluşturduk. Etnik kökeni, rengi, dini ne olursa olsun ayrım yapmadan yayınlarımızı gerçekleştiriyoruz. İnsanların güvenlik ve barış; sadece fiziksel zarardan değil, aynı zamanda aşağılayan ve kötüleyen yabancı düşmanı ve ırkçı söylemlerden korunma ve güvenlik haklarından da ödün vermiyoruz.”

“Varlar ile Yoklar arasındaki büyüyen uçurum ortaya çıktı”

Bu yılki forumun ana temasının “Pandemi Sonrası Dünya’da Uluslararası Düzen ve Değişen Dinamikler” olarak seçilmesinin yalnızca koronavirüs salgınının devam eden değişikliklerin hızlandırıcısı olarak hareket ettiği için değil, salgının dünyanın küreselleşmiş bir toplum olduğunun altını çizdiği için de belirlediklerini söyleyen Eren, “Pandemi sonrası dönemde uluslararası düzendeki değişimler teması etrafında bir etkinlik düzenlerken, sadece güçlülerin sesini değil, aynı zamanda dezavantajlı olanların ve ezilenlerin sesini de duyurmaya çalışıyoruz. Pandemi, olumlu reformlar için fırsatlar sunsa da hem ülkelerin kendi içinde hem de ülkeler arasında ‘varlar’ ile ‘yoklar’ arasındaki büyüyen uçurumu ortaya çıkardı ve bazı noktalarda yeniden güçlendirdi” şeklinde konuştu.

kaynak: NTV

Devamını oku

POLİTİKA

Avrupa’dan Türkiye açıklaması: SİHA’lar endişelendirmeli

Türkiye’nin milli teknoloji hamleleriyle üretimini gerçekleştirdiği İHA/SİHA’lar yurt dışında adından çokça söz ettirmeye devam ediyor. Türkiye …

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’nin milli teknoloji hamleleriyle üretimini gerçekleştirdiği İHA/SİHA’lar yurt dışında adından çokça söz ettirmeye devam ediyor. Türkiye üretimi İHA/SİHA’ların operasyonel  başarıları Avrupa’nın da gündeminde.

 

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) Kıdemli Politika Üyesi ve aynı zamanda askeri uzman olan Gustav Gressel, Türk SİHA’larının savaş alanlarında elde ettiği başarı ve İHA’lar kullanılarak oluşturulan savaş stratejisini işleyen bir makale yayınladı.

SİHA’LARIN KARABAĞ’DAKİ BAŞARISI

 ECFR’nin internet sitesinde yayımlanan yazıda Avrupa ülkelerine Türk SİHA’larıyla elde edilen zaferlerin incelenmesi için çağrıda bulunan Gressel, şu ifadeleri kullandı:

“Savaştan önce taktik düzeyde Ermeni ordusu üstündü. Ancak Azerbaycan İHA’larla bunun üstesinden geldi. Azeriler önce Ermeni askerlerin konumunu ve yedek kuvvetlerin yerleştirilmesini tespit etti. Top atışlarıyla yoğun şekilde bombaladı ve Ermenilerin savunması zayıflatıldı. İHA’lar daha sonra Ermeni yedek kuvvetlerini cepheye bağlayan yol ve köprülerin yıkılması için yönlendirme yaptı. Ermenilere destek gelmeyince Azerbaycan ordusu istediği gibi hareket edebildi.


“ATEŞKES YAPMAKTAN BAŞKA ÇARELERİ KALMADI”

“Bu taktik, Ermenilerin savunmasının kolay olacağını düşündükleri dağlık bölgelerde de işe yaradı. Şuşa üzerine yapılan savaş, Ermenilerin bu topraklarda bile şanslarının olmayacağını gösterince, Ermeni ordusu dağılmaya başladı ve Erivan’ın ateşkes yapmaktan başka seçeneği kalmadı.”


TAKTİKSEL KULLANIMI ETKİLİYDİ

“Azerbaycan’ın sahip olduğu İHA’ların taktiksel kullanımı etkileyiciydi. Onları geleneksel operasyonlara yerleştirme biçimleri de etkileyiciydi. Bu entelektüel yaratıcılık, Azerbaycan’ın savaş tarzını geliştiren Türk askeri danışmanlarına verilmelidir.”

Kaynak: Haber7

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR