Takip Edin

KÜLTÜR SANAT

Barbaros Hayrettin Paşa’nın mirası kale turistlerden ilgi görüyor

Kentin kuzeybatı girişinde, limana yakın noktada bulunan Güvercinada Kalesi, görkemli yapısı ve yeşilliğiyle ziyaretçilerine tarih ve doğayla iç …

Yayınlanma tarihi

-

Kentin kuzeybatı girişinde, limana yakın noktada bulunan Güvercinada Kalesi, görkemli yapısı ve yeşilliğiyle ziyaretçilerine tarih ve doğayla iç içe bir ortam sunuyor.

Kalenin içerisinde 1998 yılında Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı kıyılarına vuran 14,5 metre uzunluğundaki dev balinanın iskeleti sergileniyor.

Ziyaretçiler, balina iskeletinin yanı sıra döneminin tekne ve kayıklarının yer aldığı maket ve resimleri de görme imkanı buluyor.

İlyas Ağa tarafından yaptırılan ve adayı tamamen çevreleyen sur ile Barbaros Hayrettin Paşa’nın inşa ettirdiği kale, limana yanaşan dev yolcu gemilerindeki turistleri adeta selamlıyor.

Kuşadası Belediye Başkan Vekili Tibet Özer, AA muhabirine, Güvercinada Kalesi’nin 29 Mayıs’ta UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilmesinin ardından bilinirliğinin daha da arttığını söyledi.

Ada’nın ilçenin simgelerinden olduğunu aktaran Özer, “Güvercinada resmen yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı. İlçemiz adına inanılmaz bir ziyaretti bu. Burada ziyaretçi sayılarının envanterini tutmadığımız için kaç kişinin girdiğini bilemiyoruz ama çevredeki işletmelerimizin reaksiyonundan çok ciddi bir ziyaretçi yoğunluğu olduğunu tespit ettik.” dedi.

Buranın tarihte denizcilerin uğrak noktalarından biri olduğuna dikkati çeken Özer, şöyle devam etti:

“Cenevizliler döneminde Karadeniz’den Akdeniz’e ulaşan ticari yolda önemli olan 7 kaleden bir tanesi burası. O dönemde denizciler tarafından çok fazla bilinen bir kale. Aynı zamanda denizcilikte kürek çekmekten kaynaklanan kalça çıkıklığı hastalığı için de burada bir merkez kurulmuş ve bu hastalığın tedavisi de burada yapılmış. Yıllarca bu şekilde kullanılmış.”

Kuşadası’nın deniz, kum ve güneş turizminin dışında tarihi ve kültürel turizmde de söz sahibi şehirlerden olduğunu vurgulayan Özer, “Çok ciddi bir yaz kış nüfusumuz var. Özellikle bu yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından dolayı 400 bine kadar ulaşan bir kış sezonunu da yaşayacağımızı düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Güvercinada’nın Moskova’dan gelen ziyaretçilerinden Larisa Nagieva da yapıdan etkilendiğini belirterek, “Çok güzel bir yapı, ihtişamlı, tarih kokuyor. Aynı zamanda tabiatı da çok güzel. Etrafında da Ege Denizi var. Buraya girdiğinde insan kendisini sanatkar hissediyor.” dedi.

kaynak: kanal7

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KÜLTÜR SANAT

8. Boğaziçi Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla İstanbul Medya Akademisi ve Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği iş birliğiyle düzenlenen festival …

Yayınlanma tarihi

-

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla İstanbul Medya Akademisi ve Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği iş birliğiyle düzenlenen festival, Feriye’de gerçekleştirilen ödül töreniyle sona erdi. Bu yıl Her Şeye Rağmen sloganıyla seyircilerin filmleri, corona virüs tedbirleri kapsamında salonlarda izlediği festivalin ödül töreninde, Ulusal Kısa Kurmaca, Ulusal Kısa Belgesel, Uluslararası Kısa Kurmaca ve Uluslararası Kısa Belgesel film yarışmalarının finalistleri ile finalist filmleri açıklandı.

“PANDEMİ SEKTÖRA ÇOK ETKİLEDİ”

Festivalin Artistik Direktörü Emrah Kılıç, törenin açılışında yaptığı konuşmada, pandemiye rağmen festivalde görev yapan ekibe, filmleri izlemeye gelen tüm seyircilere ve festivali destekleyen kurumlara teşekkür etti. Sinemanın her şeye rağmen devam etmesi adına ellerinden geleni hep beraber yapacaklarını belirten Kılıç, “Pandemi sinemayı özellikle de sektörümüzü çok etkiledi. Umarım en yakın zamanda normal şartlarda birbirimizle kucaklaştığımız, bu yolda filmleri çok daha özgürce, çok daha samimi bir şekilde tartışabildiğimiz ve bir araya geldiğimiz bir zamanda 9. Boğaziçi Festivali’nde görüşürüz” dedi.

ÖDÜL KAZANANLAR

Yönetmen, senarist ve yapımcı Joanna Kos-Krauze’nin başkanı olduğu Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nın jüri üyeleri yönetmen Ismet Sijarina, Kazakistan Sinema Merkezi Başdanışmanı, yapımcı Anna Katchko, 7. Boğaziçi Film Festivali’nde Homeward ile “En İyi Film Ödülü”nü kazanan Nariman Aliyev, FIPRESCI Üyesi ve Pula Film Festivali Artistik Direktörü Zlatko Vidackovic, festivale başvuru yapan filmleri değerlendirdi.

Toplam 5 kategoride, 95 bin lira ödülün verildiği Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda, En İyi Uluslararası Uzun Metraj Film Ödülü’ne Bulgar yönetmen Svetla Tsotsorkova’nın Sister filmi layık görüldü. En İyi Yönetmen ödülünü Chiara Bellosi, En İyi Kadın Oyuncu ödülünü Sister filmindeki performansıyla Monika Naydenova, En İyi Erkek Oyuncu ödülünü yine Sister filmindeki rolüyle Asen Blatechky ve Jüri Özel Ödülü’nü TRT World yapımı Kodokushi adlı film ile Ensar Altay aldı.

ULUSAL UZUN METRAJ ÖDÜLÜ KUMBARA’YA

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda da edebiyatçı, senarist ve yapımcı Tarık Tufan’ın başkanı olduğu, yönetmen Ramin Matin, görüntü yönetmeni Taner Tokgöz, oyuncu İpek Türktan Kaynak ve oyuncu Ecem Uzun’dan oluşan jüri, yılın en iyi yerli filmlerini seçti.

Ödüller kapsamında Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın En İyi Ulusal Uzun Metraj Film’i, yönetmenliğini ve senaristliğini Ferit Karol’un üstlendiği, kendi halinde bir aile babası olan Orhan’ın zor günler geçirdiği süreçte ailesiyle arasındaki ilişkiye odaklanan Kumbara filmi oldu.

“BEKLEMEDİĞİM BİR ÖDÜLDÜ”

100 bin lira değerindeki Altın Yunus Ödülü’nü kazanan Ferit Karol, ödülü alırken yaptığı konuşmada, jüriye ve festival ekibine kendilerini bu başarıya layık gördükleri için teşekkür ederek, “Beklemediğim bir ödüldü. Böyle bir seçki içinde yer almak benim için gurur verici. Çok güzel filmlerle yarışmak çok iyiydi. Bu iş tek başına yapılacak bir şey değil. Oyuncularım başta olmak üzere yapımcılarım ve diğer ekip arkadaşlarıma teşekkür ederim” diye konuştu.

Film aynı zamanda En İyi Senaryo ödülünü alırken, filmdeki performanslarıyla Gülçin Kültür Şahin En İyi Kadın Oyuncu ve Murat Kılıç da En İyi Erkek Oyuncu ödülüne değer görüldü.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda, En İyi Yönetmen ödülü Gölgeler İçinde filmiyle Erdem Tepegöz’e verilirken, Jüri Özel ödülünü Mavzer filmiyle Fatih Özcan, En İyi Kurgu ödülünü Gelincik’le Fırat Terzioğlu, En İyi Görüntü Yönetmeni ödülünü ise yine Gölgeler İçinde” filmiyle Hayk Kirakosyan aldı.

Yarışma kapsamında ayrıca bu yıl ilk kez Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda, Mehmet Eryılmaz, Melisa Önel ve Selim Evci’den oluşan Film Yönetmenleri Derneği jürisi FİLM-YÖN En İyi Yönetmen ödülünü Mavzer filmiyle Fatih Özcan’a verdi.

22 KISA FİLM JÜRİ KARŞISINA ÇIKTI

Festivalin ulusal ve uluslararası kısa kurmaca film yarışmalarında bu yıl 22 film, jüri karşısına çıktı. Filmleri değerlendirecek jüri üyeleri arasında yönetmen Banu Sıvacı, Cihan Sağlam ve film eleştirmeni Murat Tolga Şen yer aldı.

Ödüller kapsamında En İyi Uluslararası Kısa Kurmaca Film Ganalı yönetmen Anthony Nti’nin Good Night filmi seçilirken, En İyi Ulusal Kısa Kurmaca Film Murat Uğurlu’nun Tapınak adlı yapımının oldu. Bu yıl 108 kısa belgeselin başvuruda bulunduğu Ulusal Kısa Belgesel Film Yarışması’nda ise En İyi Uluslararası Kısa Belgesel Film ödülüne The Golden Buttons, En İyi Ulusal Kısa Belgesel Film ödülüne Sürgünde Bir Yıl filmi değer görüldü.

Törende ayrıca FİYAB En İyi Yapımcı ödülü Mavzer filmiyle Enes Erbay’a, İstanbul Medya Akademisi Genç Yetenek ödülü Büyük İstanbul Depresyonu filmiyle Zeynep Dilan Süren’e, Ahmet Uluçay Kısa Film Büyük Ödülü The Silence Of The River adlı yapımla Francesca Canepa’ya, CVG Mars Dağıtım Ödülü de Eflatun filmiyle Cüneyt Karakuş’a takdim edildi.

8. Boğaziçi Film Festivali’nin endüstri bölümü olan ve bu yıl 96 projenin başvuru yaptığı Bosphorus Film Lab’ın Pitching Platformu kategorisinde verilen TRT Ortak Yapım Ödülü Kuşlar Yasına Gider filmiyle Ali Aydın’a, Postbıyık Renk Düzenleme Ödülü Karine filmiyle Bilal Petek’e, Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü de Kar ve Ayı filmiyle Selcen Ergun’a sunuldu.

Buse 9,5 saat sonra enkazdan kurtarıldı

Devamını oku

KÜLTÜR SANAT

7 bin yıl önceki kültürü tanıtmak için arkeopark kuruluyor

Atatürk Üniversitesi, Aziziye Belediyesi, Müze Müdürlüğü ve Çakıltaşı Prodüksiyon’un ortaklığında başlatılan proje kapsamında, Ömertepe …

Yayınlanma tarihi

-

Atatürk Üniversitesi, Aziziye Belediyesi, Müze Müdürlüğü ve Çakıltaşı Prodüksiyon’un ortaklığında başlatılan proje kapsamında, Ömertepe Mahallesi’nde 5 ‘Karaz’ evi inşa edildi. Bölgede daha önce yapılan kazılardan elde edilen verilere göre öğrenciler, çamur, taş ve ahşap kullanarak evleri inşa etti.
Yine kazılardan elde edilen bilgiler ışığında o dönem insanlarının yaşadığı bütün koşullar evlere yerleştirilecek. Yaklaşık 7 bin yıl önce bu bölgede yaşayanların canlandırılacağı ‘arkeopark’ ile ilgili bu yılki çalışmalar ise tamamlanmaya çalışılıyor. 

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Işıklı, “Arkeolojik kültürel miras içerisinde günümüzden yaklaşık 6 bin 500- 7 bin yıl önce bu bölgede yaşamış çok büyük bir kültürel birliktelik var. Özellikle tarım ve hayvancı toplulukların oluşturduğu, kendine has mimarisi, seramikleri, gelenekleri olan bir kültürel yapı. Biz arkeologlar bu yapıyı ‘Karaz’ kültürü olarak tanımlıyoruz. Çünkü ülkemizdeki Doğu Anadolu’da yapılan ilk kazılardan bir tanesi Erzurum ovasında ve Karaz köyünde 1942 yılında yapılıyor ve o dönemin bilim adamları buna ‘Karaz’ kültürü adı veriyorlar. ‘Karaz’ kültürü sadece Erzurum merkezli bir kültür değil. Çok büyük bir alana yayılıyor. Bir ucu Hazar Denizi, bir ucu Sivas topraklarında diğer ucu Akdeniz kıyılarına, bir ucu İran içlerine kadar uzanıyor. Böyle bir bölgede birikimleri biriktirim kuracağımız arkeopark için sentezledik” diye konuştu. 

Yaklaşık 7 bin yıl önce gelip, bu bölgeye yerleşenlerin köyler kurduğunu anlatan Prof. Dr. Işıklı, şunları söyledi: “Bu köylerin nasıl olduğunu biz arkeologlar kazılarla biliyoruz. Bu kültürü insanlara en güzel şekilde nasıl yansıtabiliriz, diye düşündük. Canlandırma alanı oluşturmaya karar verdik. Bu yöntem arkeolojide son dönemde popüler bir yöntem. Erken dönem kazıları yapan biz hocalar bir cazibe merkezi, çekim merkezi yapmak için canlandırmalara gitmek zorundayız. Bu ülkemizde birçok yerde yapıldı. Doğu’da ilk kez burada gerçekleştiriyoruz. Biz burada arkeopark, açık hava müzesi gibi bir alan yaratmak peşindeyiz. Bu alan aslında uzun soluklu bir proje biz ilk temel aşamasındayız çevre düzelmemesi peyzaj çalışmaları ve ev içindeki dekorasyonlar bittiğinde kültür, sanat, eğitim aktiviteleri için çok önemli bir merkez olacak şehrimize gelen misafirleri ağırlamak ve burada Erzurum’un farklı yüzünü göstermek için çok iyi bir alan yakalayacağız. Eğitimciler burada Erzurum’un en erken dönemini öğrencilerine anlatabilecekler. Sanatçılar sergiler, çalıştaylar yapabilecek. Bizim tarihi filmler festivali gibi çok farklı projelerimiz var. Bunları hayata geçirebilirsek burası aslında Erzurum için çok farklı kültürel bir cazibe merkezi olacak.”

Projenin ortaklarından Erzurum Müze Müdürü Hüsnü Genç ise “Bu bölge Erzurum tarihi açısından çok önemli bilgileri bünyesinden barındırmaktadır. Bu yörenin kendi insanları olan ‘Karaz’ medeniyetini yaşam kültürlerini canlandırmak istedik. Bu alanda özellikle Tunç Çağı’nda yaşamış olan Erzurum’un yerli halkının nasıl yaşadığını dışarıdan gelen ziyaretçilerimize canlı ve birebir olarak anlatma imkanımız olacak. Burada ‘Karaz’ evi, ‘Karaz’ mezarlığı yaparak projeyi başlattık. Seramik atölyesi planladık. Daha sonraki yıllarda Aziziye Belediyesi’nin destekleriyle bölgeyi arkeopark ve Erken Çağ Tunç Dönemi platosuna dönüştürmeyi planlıyoruz” dedi.
kaynak: NTV

Devamını oku

KÜLTÜR SANAT

Meddahlık geleneğinin son temsilcilerinden Erol Günaydın anılıyor

Kavuklu Hamdi ve İsmail Dümbüllü’nün ardından meddahlık geleneğini sürdüren ünlü oyuncu, Trabzon’un Akçaabat ilçesinde 16 Nisan 1933’te dünyaya …

Yayınlanma tarihi

-

Kavuklu Hamdi ve İsmail Dümbüllü’nün ardından meddahlık geleneğini sürdüren ünlü oyuncu, Trabzon’un Akçaabat ilçesinde 16 Nisan 1933’te dünyaya geldi. Babası Kazım Bey’in çocuklarının eğitimi için İstanbul’a gelmesiyle Günaydın da eğitimine burada başladı.

GALATASARAY LİSESİ’NDE OKUDU

Tiyatroya ilk adımını attığı Galatasaray Lisesi’nde eğitim gören usta oyuncu, askerliğini Ağrı’nın Diyadin İlçesi’nde yedek subay öğretmen olarak yaptı. Öğretmenlerini hicvettiği küçük gösteriler yapan Günaydın, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın sınavını kazanarak tiyatro kariyerine başladı.

PAPAZ KAÇTI İLE PROFELYONEL OLDU

Günaydın, Haldun Dormen Cep Tiyatrosu’nda 1955’te Papaz Kaçtı oyunuyla profesyonel oyunculuk yaşamına adım attı.

İlk kez 1960’ta Yeşil Kurbağalar sinema filminde rol alan oyuncu, meddah gösterilerinin yanı sıra tipleme ve seslendirmeleriyle de akıllarda kaldı.

İzmir turnesine çıktığında tanıştığı Güneş hanım ile evlenen Günaydın’ın Ayşe, Fatoş ve Günfer adından 3 çocuğu oldu. Akbank Çocuk Tiyatrosunun yöneticiliğini yapan ve Dormen Tiyatrosu’nda birçok oyununda yer bulan Günaydın, Tuncel Kurtiz, Suna Keskin, Erol Keskin ve Cahit Irgat ile Genar Tiyatrosu’nu kurdu.

Günaydın, Güzel Bir Gün İçin filmiyle 1967’de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü aldı.

ÇİÇEK TAKSİ İLE HAFIZALARA KAZINDI

Çok sayıda film, tiyatro oyunu ve televizyon dizisinde rol alan ünlü oyuncu TRT’de yayınlanan Çiçek Taksi dizisindeki rolüyle büyük ilgi gördü.

Ayı Yogi, Yüzüklerin Efendisi filminde Bilbo Baggins, Yukarı Bak adlı animasyonda Carl Fredricksen ve Hz. Muhammed Son Peygamber çizgi filminde seslendirdiği Ebu Talip karakterleri sayesinde sesiyle de akıllarda kalan oyuncu, Disko Kralı programına konuk olarak katıldı ve Athena’nın Arsız Gönül ile Emre Altuğ’un Aşk-ı Kıyamet kliplerinde oynadı.

SÖYLEŞİLERİ KİTAP OLDU

Emine Algan’ın ünlü oyuncuyla gerçekleştirdiği söyleşiler 2007’de İki Kalas Bir Heves kitabında okuyucuyla buluştu.

İstanbul’da bir hastanede böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gören Günaydın, 15 Ekim 2012’de hayatını kaybetti. Günaydın’ın cenazesi 17 Ekim’de Teşvikiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Seslendirmelerle birlikte 160 yapımda görev alan Erol Günaydın, 70’ten fazla sinema filminde farklı rollerle seyirci karşısına çıktı.

Günaydın, Yorgun Matador, Fişne Pahçesu, Soyut Padişah, Kahraman Bakkal Süper Markete Karşı, Yaygara Yetmiş, Devri Süleyman, Kalbin Sesi, Martı, Ayı Masalı, Altın Yumruk, Müfettiş, Zafer Madalyası, Kleopatra’nın Mezarı ve Papaz Kaçtı’nın da arasında bulunduğu çok sayıda tiyatro oyununda rol aldı.

ROL ALDIĞI DİZİLER

Ünlü oyuncu Saat Sabahın Dokuzu, İnsanlar Yaşadıkça, Doktorlar, Bir Ömrün Bedeli, Mahallenin Muhtarları, Çiçek Taksi, Tatlı Kaçıklar, Bir Demet Yerli Film, Cennet Mahallesi, Akasya Durağı ve Balkan Düğünü gibi televizyon dizilerinde yer aldı.

Günaydın’ın yer aldığı diğer yapımlardan bazıları ise şöyle: Güneşi Gördüm, Orada, Nekrüt, Destere, O Kadın, Beyaz Melek, Geçmiş Zaman Olur ki, İlk Aşk, Kınalı Kuzular: Bedeli Çanakkale’de Ödendi, Menekşe Koyu, Herşeyi Bitirdik, Süper Baba, Biz Doğarken Gülmüşüz, Hoşgeldin Ramazan, Çantada Keklik, Acı Lokma, Gelmeyin Üstüme, Kıratlı Süleyman, Savunma, iki Milyarlık Bilet, Bu Muhtar Başka Muhtar, Şaşkın Gelin, Tepedeki Ev, Düğün, İntikam Yemini, Eşrefpaşalı, iki Gemi Yan Yana, Yaman Gazeteci, Yeşil Kurbağalar.

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR