Takip Edin

GENEL

Bakan Ersoy: Kültür ve sanatın bıraktığı izi, yıllarca uğraşsanız oluşturamazsınız

Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019-2020 Özel Ödülleri töreninde konuştu. Sözlerine, “1979’dan …

Yayınlanma tarihi

-

Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019-2020 Özel Ödülleri töreninde konuştu.

Sözlerine, “1979’dan beri süregelen, özünü ve amacını daima koruyan taltif geleneğimizin 40’ıncı takdim merasiminde sizlerle bir arada olmaktan onur duyuyorum.” diyerek başlayan Ersoy, yarım asra yaklaşan uzun bir yolculuk boyunca sanatçılara, edebiyatçılara, tarih ve kültür araştırmacılarına bu alanlarda hizmet veren kurum ve kuruluşlara karşı şükran ve minnet ifadelerini bu ödülle sembolleştirdiklerini söyledi.

Ödülün bir nesne değil aslen bu duyguların insanlara birebir sunulma hikayesi olduğunu ifade eden Ersoy, “O insanlar ki ülkesi ve milleti için şevkle çalışır, üretir, kültür ve sanat hayatımızı geliştirip zenginleştirirler. Bunlar vesilesiyle de kültürel diplomasinin güçlenmesini, sağlıklı, aktif ve etkili kullanımını sağlarlar. Üstelik, devletler arasından ziyade, halklar arasında, hatta bireylerle bire bir iletişimi tesis ederler ki zaten birbirimizi tanımanın ve anlamanın en ideal yolu da budur.” diye konuştu.

Ersoy, kültürleri, değerleri, estetik yaklaşımları, duygu dünyasını, kısaca insanı her yönüyle yaşayarak tecrübe etmenin, deneyimleme ve öğrenmenin zihinlerde ve fikirlerde kalıcı izler bıraktığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Kültür ve sanatın bazen kısacık bir etkileşim anında bıraktığı bu izi, başka yollarla yıllarca uğraşsanız oluşturamazsınız. Böylesi önemli ve değerli bir sonucun elde edilmesinde emeği olan insanlarımızı, işte bu bilinç ve farkındalıkla onore etmeyi, kendilerine şükranlarımızı sunmayı bir görev addediyoruz. Eserler ve hizmetler sundukları faydalar kadar hatta belki de daha fazla oluşum süreçleriyle, insan olarak gelişmemizin ilhamıdırlar. Çünkü bunlara baktığımızda bir adanmışlık, azim ve sebat görürüz. Amaçlarımıza nasıl ulaşabileceğimizin anahtarları da bunlardır.

Hiçbir başarı kolay elde edilemez. Biliyoruz ki böyle ulaşılmış gibi görünenler de kalıcı olmamıştır. Çalışmak, araştırmak, daha iyisi için çabalamak, sürekli bir üretme hali içerisinde olmak; sanatçıyla, bilim insanıyla, girişimciyle diğer insanlar arasındaki temel farktır. Bu tarz insanlara daha fazla sahip olan milletlerin medeniyeti de bir o kadar güçlüdür, zengindir. Tarihin ve coğrafyanın en zor sınavlardan geçirdiği aziz milletimizin dirayeti de buradan gelmektedir. Zira izleyebilecekleri, koşulsuz güvenebilecekleri, yolunda yürüyebilecekleri rehberleri daima olmuştur. Onlar milletimizden, milletimiz onlardan güç ve feyz almıştır. Bunun neticesinde tarihle yaşıt medeniyetimiz ve rakipsiz kültür zenginliğimiz bugün tüm görkemiyle ayakta durmaktadır.”

“Tüm etkinliklerimizin yurt ve dünya sathında yankı bulmasını amaçlıyoruz”

Ersoy, bakanlık olarak bilhassa gençlerin ve çocukların hayal güçlerini beslemek, üretkenliklerini ortaya çıkarmak, artırmak; halkın kültür ve sanatı talep etmesini, aktif yaratıcı süreçlerde yer almasını sağlamak üzere hep daha iyisini hedefleyerek hizmet ve proje üretmeye devam ettiklerini anlatarak, şu ifadeleri kullandı:

“Tüm etkinliklerimizin dünyadaki çağdaş ve gelişen anlayışla paralel olarak yürütülmesini, yurt ve dünya sathında yankı bulmasını amaçlıyoruz. Ancak bu hedefe ilerlerken sanatsal ve kültürel faaliyetlerimizin, kadim medeniyetimizin beslediği derin kültürel dokumuzla ve benzersiz milli kimliğimizle uyumlu olması her zaman önceliğimiz olmuştur. Bugün de bizler devlet eliyle, kültür ve sanatı toplumun en geniş kesimine yayma gayretini gösterirken, yerel renklerimizi soldurmadan ulusaldan evrensele taşımaya, özgünlüğümüzle dünyada var olmaya, kimliğimizi daha da tanınır hâle getirmeye çalışıyoruz.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1933 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada, “Yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrı zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.” sözlerini hatırlatan Bakan Ersoy, şöyle devam etti:

“Tarih boyunca, bu bilinçle hayat bulmuş, yüksek bir zevk ve ruh halinin yansımaları olan kültür sanat eserlerimiz, bizim medarı iftiharımızdır. Bu eserler hiçbir koşulda insani değerleri elden bırakmayan, hep üreten, her şeyden önce seven, koruyan ve mazlumu tutup ayağa kaldıran aziz ecdadımızın bizlere mirasıdır. Başta şiir ve musiki olmak üzere, hükümdar, asker ve devlet adamlarımız kültür ve sanata büyük önem atfetmiş, en kıymetli örnekleri de bizzat kendileri ortaya koyarak hem medeniyetimizin farkını göstermede hem de gelecek nesillere ilham olma anlamında ciddi izler bırakmışlardır. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu ve liderliğinde ilerlediğimiz hedefler, hayata geçirdiğimiz politikalar işte bu ilhamdan gücünü almakta, geçmişimizin görkemini geleceğimizin inşasına temel kılmaktadır. Kıymetli ev sahipliği ile ödülümüzün değerine değer katan, bugün bizlere bu çatı altında birlikte olma bahtiyarlığı yaşatan Sayın Cumhurbaşkanımıza sanata ve sanatçıya olan destekleri için tüm camia adına şükranlarımı arz ediyorum.”

“Bu eşsiz hizmetler kültürümüzde, sanatımızda kalıcı izler bırakmaya devam edecektir”

Bakan Ersoy, ödüllerin, kültür ve sanat dallarında ortaya konulan üstün nitelikli eser ve çalışmalara binaen her yıl sahiplerini bulduğunu, bu sene olağanüstü koşullar nedeniyle 2019 ve 2020 ödüllerini bir arada takdim edeceklerini aktardı.

Değerlendirme Kurulu’nun yaptığı hassas ve titiz incelemeler neticesinde, Odunpazarı Modern Müze, Antakya Medeniyetler Korosu, Mimsanat Akademisi, Hisart Canlı Tarih Müzesi ile İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü’ne layık bulunduğunu belirten Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sanatın hem kendisi hem evi konumundaki Odunpazarı Modern Müze, bir sanatseverden bütün sanatseverlere armağandır. 1950’lerden günümüze uzanan, Türkiye ve dünyadan modern sanatın seçkin temsilcilerinin eserlerinden derlenen özel bir koleksiyonda vücut bulan tutku, bugün Türkiye’de çağdaş sanatın nabzının attığı ve dünyaya kapılarını açtığı özgün bir merkeze dönüşmüştür. Antakya Medeniyetler Korosu, insan medeniyetinin beşiği olan bu toprakların birikimine sanatla bir kapı açan, bizim medeniyetimizde özünü bulan Anadolu irfanının hoşgörü, anlayış ve insan sevgisiyle herkesi bu kapıdan içeriye davet eden çok değerli bir birlikteliğin sesi olmuştur. Biliyoruz ki bu güçlü sese bugün dünyanın her zamankinden daha fazla kulak vermesi gerekmektedir. Mimsanat Akademisi, çok özel bir ilim ve sanat insanı, değerli hocamız merhum Ahmet Süheyl Ünver Beyefendi’nin izinde, adeta kültür ve sanat kumbarası gibi bir araya getirmek, çoğaltmak, zenginleştirmek ve yaygınlaştırmak heves ve arzusunun temsili olmuştur. Bu heves ve arzu bugün sanatla insan hayatına dokunan bir sosyal hareketin de temellerindeki iradedir.

Hisart Canlı Tarih Müzesi ise bir çocuğun tutkusundan bir girişimcinin kararlılığına uzanan, uzun ve meşakkatli bir yolculukta hayat bulmuştur. Tutku daima zorluğa galip gelmiş, neticede tarih sanatın estetiğinde yeniden canlanmış, benzersiz bir koleksiyon ülkemize ve milletimize kazandırılmıştır. Tarih denen eşsiz miras, varislerine ancak bu kadar zarif teslim edilebilirdi. Ve İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi, bir eğitimci ve sanatçının, ülkesinin kültürüne, sanatına ve gençlerine dair güveninin ve hayallerinin yıllara yayılan yolculuğundaki, nihai duraktır burası. O uzun yıllar içerisinde nice ilklerle, nice öğrencilerle atılan sağlam temeller, bugün de daima öğrenerek ve öğreterek süren özgün sanat üretiminde zengin meyvelerini vermeyi sürdürmektedir. Sayın Erol Tabanca ve Sayın İdil Tabanca’yı, Sayın Yılmaz Özfırat’ı, Sayın Fatma Kesgün’ü, Sayın Nejat Çuhadaroğlu’nu ve Sayın Süleyman Saim Tekcan’ı, onların nezdinde bütün yol ve çalışma arkadaşlarını tebrik ediyorum. Sunduğunuz bu eşsiz hizmetler kültürümüzde, sanatımızda kalıcı izler bırakmaya; en önemlisi etkisiyle, estetiğiyle, anlattıkları ve gösterdikleriyle insanımızda yaşamaya devam edecektir.”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konuşmasının sonunda, başta Değerlendirme Kurulu üyeleri olmak üzere bu ödüllerin tespit ve tevdi edilmesinde emeği geçenler ile mesai arkadaşlarına teşekkür ederek, ülkenin kültürel manada hak ettiği refah seviyesine ulaşması için gecesini gündüzüne katan; emek, zaman, göz nuru harcayan, fikri ve fiili gayretlerini esirgemeyen herkese şükranlarını sundu.

Kaynak: Milliyet

GENEL

Türkiye için karar günü! Hafta sonu kısıtlaması kalkıyor

Kademeli normalleşme adımlarıyla ilgili yol haritası kabine toplantısında kararlaştırılacak. İller, Bilim Kurulu’nca belirlenen vaka sayıları …

Yayınlanma tarihi

-

Kademeli normalleşme adımlarıyla ilgili yol haritası kabine toplantısında kararlaştırılacak. İller, Bilim Kurulu’nca belirlenen vaka sayıları, aşı oranları gibi kriterlere göre 4 farklı gruba ayrılarak normalleşme takvimine alınacak.

Toplantıda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, düşük, orta, yüksek ve çok yüksek riskli olarak sınıflandırılan illerde hangi adımların atılması gerektiği konusunda detaylı bir sunum gerçekleştirecek. Koca’nın sunumunda aşılama çalışmalarında gelinen aşama, mutasyonlu virüsün görüldüğü iller ve yayılmasının engellenmesi için alınan tedbirler de yer alacak.

YERİNDE KARAR

Sunulan bilgiler ışığında kabinede, “yerinde karar” ilkesi doğrultusunda hangi illerde kademeli normalleşmenin başlatılacağı belirlenecek. Özellikle düşük riskli illerde sokağa çıkma kısıtlamalarının gevşetilmesi, restoran ve kafelerin belli koşullarda açılmasına izin verilmesi bekleniyor.

HAFTA SONU KISITLAMASI..

Yol haritası kapsamında sokağa çıkma sınırlamaları, hafta sonu uygulamasından başlayarak illerdeki risk durumu dikkate alınarak aşamalı şekilde kaldırılacak.

EN YAKIN BÜYÜKŞEHİR

Kırmızı ve turuncu listelerde yer alan, yani çok yüksek riskli ve yüksek riskli illerde kısıtlamalara devam edilirken, sarı ve mavi listelerde yer alan, yani orta ve düşük riskli illerde kısıtlamaların gevşetilmesi gündeme gelecek. Büyükşehirler arasında salgın tedbirlerinin gevşetilmesine en yakın ilin Ankara olduğu ifade ediliyor.

Kabinenin gündemindeki bir diğer önemli konu ise, daha önce 1 Mart’ta başlayacağı duyurulan, ancak 2 Mart’a ertelenen yüz yüze eğitim olacak. Milli Eğitim Bakanlığı, 1 Mart’ta eğitim öğretime geçişi planlanan tüm okullarda yüz yüze eğitim ve sınavlara illerin salgın koşullarına göre 2 Mart’ta başlanacağını açıklamıştı.

Yüz yüze eğitimin hangi illerde ne zamana başlayacağına illerin risk durumuna göre karar verilecek. Bu çerçevede liselerde yüz yüze yapılması planlanan sınavlar konusunda da son sözü kabine söyleyecek. Toplantının ardından kabinenin aldığı kararları Cumhurbaşkanı Erdoğan duyuracak.

RENK KODLARI

Düşük Koronavirüs Riski (mavi): 100 binde 10’un altında vaka görülen iller
Orta Koronavirüs Riski (sarı): 100 binde 11-35 arası vaka görülen iller
Yüksek Koronavirüs Riski (turuncu): 100 binde 36-100 arası vaka görülen iller
Çok Yüksek Koranavirüs Riski (kırmızı): 100 binde 100’ün üstünde vaka görülen iller.

EN YAKIN 30 İL

Bakanlığın açıkladığı verilere göre, 100 bin nüfusa düşen haftalık vaka sayısı 35’in altında kalan orta ve düşük risk grubundaki 30 il ve bu illerde yaşayan yaklaşık 24 milyon nüfus, normalleşmeye en yakın konumda.

HANGİ KRİTERLERE BAKILACAK?

İllerin risk kategorisinin belirlenmesinde, 100 bin nüfusa düşen haftalık vaka sayısının yanısıra, aşılama, yoğun bakım ve yatak doluluk oranı gibi kriterler de etkili olacak.

Vaka sayısı kriteri açısından, haftalık vaka sayısı 100 binde 10’un altındaki iller “düşük”, 11-35 arası “orta”, 36-100 arası “yüksek”, 100’ün üstündeki iller ise “çok yüksek” riskli’ sayılacak. Bakanlığın, 15-21 Şubat tarihileri arasını kapsayan her 100 bin kişideki Kovid-19 vaka sayısı verilerine göre, Türkiye’de vaka sayısına göre 5 il düşük riskli, 25 il orta riskli, 39 il yüksek riskli, 12 il ise çok yüksek riskli kategorisine giriyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2020 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları’na göre Türkiye’nin nüfusu 83 milyon 614 bin 362. Bu nüfusun 2 milyon 50 bin 985’i düşük risk kategorisine girmesi beklenen illerde yaşıyor.

Orta risk grubunun içerisinde yer alan toplam nüfus 21 milyon 750 bin 193 kişi. Buna göre, normalleşme adımlarının atılması beklenen düşük risk ve orta risk grubunda 23 milyon 801 bin 128 nüfus bulunurken, 59 milyon 813 bin 234 vatandaş ise yüksek ve çok yüksek riskli illerde yaşıyor.

Düşük riskli iller (100 binde 10’un altında olanlar mavi renk)

Batman 8.71- Nüfus: 620 bin 278
Hakkari 3.21- Nüfus: 280 bin 514
Iğdır 10.43 – Nüfus: 201 bin 314

Şırnak 3.91- Nüfus: 537 bin 762
Muş 8.51 -Nüfus: 411 bin 117
Toplam: 5 il (2 milyon 50 bin 985 nüfus)

Orta riskli iller (100 binde 11-35 arası vaka olan iller sarı renk)

Afyon 31.62 – Nüfus: 736 bin 912
 Ağrı 19.61 – Nüfus: 535 bin 435
Ankara 35.39 -Nüfus: 5 milyon 663 bin  322
Bartın 31.16 – Nüfus: 198 bin 979

Bayburt 21.98- Nüfus: 81 bin 910
Bingöl 18.45 – Nüfus: 281 bin 768
Bitlis 15.10 -Nüfus: 350 bin 994
Çankırı 26.50-Nüfus: 192 bin 428

Denizli 31.51 -Nüfus: 1 milyon 40 bin 915
Diyarbakır 18.00-Nüfus: 1 milyon 783 bin 431
Erzincan 34.13- Nüfus: 234 bin 431
Eskişehir 35.55-Nüfus: 888 bin 828

Gaziantep 35.08-Nüfus: 2 milyon 101 bin 157
Isparta 29.53- Nüfus: 440 bin 304
Kahramanmaraş 35.35-Nüfus: 1 milyon 168 bin 163
Karabük 16.83- Nüfus: 243 bin 614

Kars 18.60- Nüfus: 284 bin 923
Kastamonu 21.79-Nüfus: 376 bin 377
Kırşehir 30.86- Nüfus: 243 bin 042
Mardin 12.52- Nüfus: 854 bin 716

Siirt 20.54 -Nüfus: 331 bin 70
 Şanlıurfa 20.42-Nüfus: 2 milyon 115 bin 256
Tunceli 29.96 -Nüfus: 83 bin 443
Uşak 17.32 -Nüfus: 369 bin 433
Van 13.92 -Nüfus: 1 milyon 149 bin 342
Toplam: 25 il Toplam nüfus: 21 milyon 750 bin 193 kişi.

‘İSTANBUL’DA ARTIŞ EĞİLİMİ VAR’

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, koronavirüs pandemisinde “yerinde karar” döneminin başlamasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Yavuz, İstanbul’daki son durumu da değerlendirdi ve “İstanbul, ilçeler arası nüfus geçişinin çok fazla olduğu bir il. Bu nedenle açılmalarla ilgili kararlar, ilçe değil il bazında alınmalı. Son bir haftadır test pozitiflik oranları ve vaka sayısında bir artış gözlüyoruz. Bu nedenle İstanbul’da tam açılma için henüz erken” dedi.

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, illere göre vaka oranlarının açıklanmasının ardından yerinde yönetim dönemine geçilen Türkiye’de, il pandemi kurullarının gözeteceği kriterleri anlattı. İl pandemi kurullarının birtakım eşik değerlere göre açılma ya da kısıtlama kararlarına gideceğini belirten Prof. Dr. Yavuz, “100 bin nüfusta son 7 günde görülen enfeksiyon insidansına (yeni olguların nüfusa oranı) bakılacak. Bu insidans belli eşik değerlerin altına düştüğü zaman açılmaya gittiğinizde riski de düşürmüş oluyorsunuz. Daha güvenli bir yöntem. Şu an Türkiye’de o eşik değerlerin altında olan 10-20 kadar il var mesela. Buralar hem okullar, hem diğer kapalı olan yerlerin açılması anlamında daha güvendeler. Yalnız sadece oranlardaki düşüş değil, bu düşüşün süreklilik göstermesi de gerekiyor. Yani il pandemi kurullarının bakması gereken bir diğer parametre de tabii ki infeksiyon hızının haftalar boyunca düşüş trendi içinde gitmesi, yani artmaması. Düşüş olmuş ama artışa geçtiği bir ortamda açılmalara giderseniz o da sıkıntı yaratabilir” dedi.

‘SADECE NÜFUSA GÖRE ORANLAR DEĞİL, TEST POZİTİFLİK ORANLARI DA ÖNEMLİ’

Sadece nüfusa göre oranlar değil test pozitiflik oranlarının da önemli bir parametre olacağına işaret eden Prof. Dr. Yavuz, “Test pozitif oranlarının artması da istenmeyen bir durum. Yani salgının kontrolü açısından olumsuz bir durum. Ayrıca açılma olduğunda da (okul, kafeler vb), enfeksiyon kontrol önlemlerinin sıkı kurallarla belirlenmiş olması gerekiyor. İl pandemi kurulları bunların hepsini bir arada değerlendirerek kararlarını verecek” diye konuştu.

‘YERİNDE YÖNETİMDE İSTANBUL FARKLI DEĞERLENDİRİLMELİ’

Yerinde yönetim kararlarında İstanbul gibi büyük şehirlerin farklı bir pozisyonda değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, bunun nedenini ise şu şekilde açıkladı: “İstanbul gerçekten hem iş akışı açısından hem de nüfus hareketliliği açısından farklı bir durumda. İlçeler arası hareketliliği çok fazla olan bir il. Onun için İstanbul’da il bazında kararlar alınmalı. İl pandemi kurulu burada ilçe ilçe de tespit edebiliyor enfeksiyon oranlarını ama bu şekilde çok geçiş olduğu için il bazında değerlenmek daha sağlıklı olur. Küçük yerlerde belki il pandemi kurulları diyelim bir köyde çok düşük bir enfeksiyon oranına göre açılma ya da bir köyde çok yüksek oralar nedeniyle kapanma kararı alabilir ama İstanbul’un bu anlamda diğer illere göre gerçekten daha farklı değerlendirmesi gerekir.”

‘HASTANE KAPASİTELERİ DOLU DEĞİL AMA TEST POZİTİFLİK ORANLARI ARTIYOR’

İstanbul’daki oranların bir önceki haftaya göre yükselme eğiliminde olduğuna işaret eden Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, bu nedenle tam açılma için henüz erken olduğunu belirterek sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bir önceki haftaya göre artış var. Bizim kendi hastanemizde ya da arkadaşlarımızla konuştuğumuzda, hafif bir kıpırdanma olduğunu söyleyebiliriz hem test pozitifliği oranları hem de vaka sayısı anlamında. Bu da biraz alarmda olmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Demin söylediğim o azalma trendinin görülmesi ve devam etmesi gerekiyor. Şu anda henüz bu durum yok, hatta biraz yukarı doğru gidiyor test pozitifliği olarak da vaka sayısı olarak da. Her ne kadar hastanelerde bir kapasite sıkıntısı, yoğun bakım kapasitesinde bir doluluk olmasa da ki açılma kararlarında bunlar da önemli kriterler arasında yer alıyor, ağır hasta sayısının çok fazla olmaması iyi bir şey ama test pozitifliği oranlarında ve vaka sayısındaki yukarı doğru gidiş düşündürüyor. Bence İstanbul için tam açılma konusu şu an biraz erken gibi duruyor.”

Kaynak: Milliyet

Devamını oku

GENEL

ABD’nin ‘Kaşıkçı’ raporunda skandal olay! O isimler silindi

CNN’de yer alan habere göre DNI, cuma günü internet sitesine koyduğu 4 sayfalık raporu aynı gece kaldırdı ve yerine yenisi koydu. Metin …

Yayınlanma tarihi

-

CNN’de yer alan habere göre DNI, cuma günü internet sitesine koyduğu 4 sayfalık raporu aynı gece kaldırdı ve yerine yenisi koydu.

Metin bölümünde herhangi bir değişikliğin olmadığı ikinci versiyonda, ilk raporda yer alan Abdulla Mohammed Alhoeriny, Yasir Khalid Alsalem ve İbrahim al-Salim adlı kişilerin isimlerinin silindiği ortaya çıktı.

GENERALİN KARDEŞİ

CNN’de yer alan habere göre DNI, söz konusu durum nedeniyle ilgili soruya yanıt vermezken, Beyaz Saray da soruyu cevapsız bıraktı. Haberde, Abdulla Mohammed Alhoeriny’nin, Riyad’da istihbarat işlerinden sorumlu üst düzey bir generalin kardeşi olduğu bildirilirken, diğer iki ismin belirsiz olduğu kaydedildi. Raporun ilk versiyonunda Kaşıkçı cinayetiyle bağlantılı olduğu bildirilen 21 isim yer alırken, 2. versiyonundaki isim sayısı 18’e inmiş oldu.

76 SUUDİ VATANDAŞINA YAPTIRIM GELMİŞTİ

DNI’nın cuma günü açıkladığı ve Kaşıkçı’nın öldürülmesine Muhammed Bin Selman’ın onay verdiği yönündeki raporu büyük ses getirmiş, ancak Biden yönetimi Bin Selman’a yönelik herhangi bir yaptırım kararı almamıştı. Amerikan kamuoyunda ve medyasında Bin Selman’a yönelik herhangi bir adım atmadığı için tepki toplayan Biden yönetimi, aralarında cinayete karıştıkları belirtilen kişilerin de olduğu toplam 76 Suudi vatandaşına yaptırım getirmişti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkmamıştı. Kaşıkçı’nın daha sonra konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.

Kaynak: Haber7

Devamını oku

GENEL

Erdoğan’dan 28 Şubat mesajı: Siyasi hayatımı bitirmek istediler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat’ın yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Darbenin bir insanlık suçu olduğunu ve 28 Şubat’ı …

Yayınlanma tarihi

-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat’ın yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Darbenin bir insanlık suçu olduğunu ve 28 Şubat’ı yaşadığını belirten Erdoğan mesajında şunları söyledi:

Okuduğum şiirden hapse atıldım

28 Şubat’ın farkındayım. 28 Şubat döneminde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydım. Okuduğum bir şiir sebebiyle hukuksuz bir şekilde hapse atıldım ve siyasi hayatım bitirilmek istendi.

Engellemelere rağmen milletime hizmet ediyorum

Şu an halkın oylarıyla seçilmiş ilk Türkiye Cumhurbaşkanı olarak görev yapıyorum. Her türlü engellemelere rağmen şan ve şerefle aziz milletime hizmet ediyorum.

Kaynak: Yeni ŞAFAK

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR