Takip Edin

GÜNDEM

Bahçeli: MHP’yi şiddet yanlısı göstermek ahlaksız bir suçlamadır

Bir aylık tatil sona erdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) mesai grup toplantılarıyla yeniden başladı. 2021 yılının ilk grup …

Yayınlanma tarihi

-

Bir aylık tatil sona erdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) mesai grup toplantılarıyla yeniden başladı.

2021 yılının ilk grup toplantısında kürsüye çıkan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis’in, 1 aylık aranın ardından yasama faaliyetlerine başladığına işaret ederek milletvekillerinin, bu süreçte salgının elverdiği ölçülerde seçim bölgelerinde bulunarak vatandaşları dinlediğini dile getirdi.

Millete vekaletin, onurlu ve en üstün demokratik görev olduğunu anlatan Bahçeli, “Bu görevin hakkını vermek, insanımıza dokunmak, daha doğrusu kalplere nüfuz etmek şerefli bir mücadelenin mükafatıdır. Unutmayalım ki her gönül kendine benzeyen gönüle akar. Gönül vermeden, ömür adamadan gönüllere girilemez” diye konuştu.

Her dava adamının, aynı zamanda “gönül adamı” olduğuna dikkati çeken Bahçeli, “Bizim siyasetimiz hasbidir, hadimdir, hakidir, havidir, Hakk’ın izinde, hakikatin içindedir. Bizi arayan; çarpık kulislerde, çıkar lobilerinde, çürük mahfillerde, çorak ortamlarda değil Türk milletinin bizatihi varlığında ve vakarında bulacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“Sevdalarının millet, seslerinin devlet” olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Üç beş kendini bilmezin, beş on densizin karalamasıyla yolumuzdan dönecek değiliz. Mahcubiyetimiz yok ki yüzümüz kızarsın. Mağlubiyetimiz yok ki başımız öne eğilsin. Açığımız yok ki korkularımız öne çıksın. Biz, onun bunun ne dediğine bakmıyoruz. Millet ne diyor, ecdat ne diyor, tarih ne diyor, Allah ne buyuruyor, onu dinliyor, nitekim ona bakıyoruz. Buna da aynen ve kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Fanatizmin tutsağı, fenalığın uşağı olanların MHP’yle aşık atamayacaklarını, boy ölçüşemeyeceklerini vurgulayan Bahçeli, “Karanlık emellerini bizim üzerimizden ibra ve icra etmek üzere emre amade şekilde bekleşenler çölde gemi yolu gözleyenler kadar alık, kutupta deve kervanı bekleyenler kadar da ahmaktırlar. Bunlarda akıl ve zeka kepenk indirmiştir. Fazilet ve feraset kontak kapatmıştır” dedi.

“ÇAKALLIK YAPANA BOZKURT GİBİ DİKİLİRİZ”

Bahçeli, MHP’yi, şiddet yanlısı göstermenin, sokak diline saplanıp kaldığını iddia etmenin ayıplı ve ahlaksız bir suçlama olduğunu söyleyerek, “İnsan sevgimizin sadakasını versek yedi sülalelerine yetecek olan çevrelerin partimizi kavga ve karışıklıkla bir gösterme çabası hayasız bir tuzaktır. Biz bu tuzağa düşmeyiz, bu oyuna gelmeyiz. Alçakça tezgahlanmış kara kampanyalara asla teslim olmayız” mesajını verdi.

“Önüne gelenin vurup güç denemesi yapacağı bir kum torbası olmadıklarının” altını çizen Bahçeli, şöyle konuştu:

“Yumuşak başlı isek de uysal koyun görülemeyiz. Çakallık yapana bozkurt gibi dikiliriz. Bir adım yaklaşana on adımla koşarız. Bir el uzatanı koca bir yürekle kucaklarız. Ancak ülkemize ve ülkülerimize kefen biçen olursa da o kefeni başlarına geçiririz. Bazı gazeteci ve siyasetçilere yönelik son zamanlarda vasat bulan saldırılarla milliyetçi-ülkücü hareket arasında bağ kurmak zorba ve zorlama bir isnattır. Türk milleti uğruna gözümüzü daldan budaktan esirgemeyiz, bunu da mertçe sahipleniriz. Tarafı olmadığımız bir saldırının faili olarak gösterilmek ucuz bir provokasyon taktiğidir. Biz bu tip basit ve bayağı taktiklerin iç yüzünü, arka plandaki sinsi kurguları, masa başında yapılan kanlı planların sahaya taşıma arayışlarını ta 12 Eylül öncesinden beri tanır ve hafızalarımızda saklı tutarız. Hiç kimse şiddet ihalesini üstümüze yıkmaya çalışmasın. Bunu aklından dahi geçirmesin.”

“FİLM SETLERİNDE GÖRÜLEBİLECEK BU NUMARALAR ESKİDİ”

Milletin nam ve hesabına bir tehdit olursa değil kavga ölümü bile göze alacaklarını belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

“Gündeme gelmek için kendilerine saldırı organize edenler veya sudan sebeplerle ve kişisel anlaşmazlıklarla husumet çemberine sıkışanlar, tavsiyem odur ki suç ve suçluyu uzaklarda araştırmasınlar. Sicili kabarık bir siyasetçinin evinin balkonuna kamera yerleştirip kavga anını kayda aldırması, sonra da dönüp masumiyet pozuna bürünmesi, bununla da yetinmeyip ‘Bana saldırdılar.’ çığırtkanlığına tevessül etmesi bildik bir numaradır. Film setlerinde görülebilecek bu numaralar eskimiş, alıcısı da kalmamıştır.

ABD’deki başkanlık makamının devir-teslim dönemine isabet eden bir süreçte Serok Ahmet’in telaşla harekete geçmesi, bu şahsın propaganda makinesi haline gelen sözde gazetenin istismarla yoğrulmuş haberleri, üstelik malum saldırıların gerçekleşme zamanlaması dikkatle analiz edilmesi gereken bir kurguya delalettir. Türkiye’yi Gayya kuyusuna çekmek için ülkücüleri suçlu göstermek, Cumhur İttifakı’nda sorun varmış gibi servis etmek, iç huzursuzluk yaratmak için toplumsal hassasiyetlerle oynamak muhtemelen zillet partilerine ulaşmış yeni bir görev emridir.”

Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şöyle:

SİYASETÇİ VE GAZETECİLERE SALDIRI

”Bazı gazeteci ve siyasetçilere yönelik son zamanlarda vasat bulan saldırılarla milliyetçi-ülkücü hareket arasında bağ kurmak zorba ve zorlama bir isnattır. Beş on densizin karalaması ile yolumuzdan dönmeyiz. MHP’yi şiddet yanlısı göstermek ayıplı ve ahlaksız bir suçlamadır. Partimizi kavga ile göstermek hayasızlıktır. Tezgahlanmış kara kampanyaya asla teslim olmayız. Kimse şiddet ihalesini üzerimize yıkmasın.

”SUÇ VE SUÇLUYU UZAKLARDA ARAŞTIRMASINLAR”

Gündeme gelmek için kendilerine saldırı organize edenler veya sudan sebeplerle ve kişisel anlaşmazlıklarla husumet çemberine sıkışanlar, tavsiyem odur ki suç ve suçluyu uzaklarda araştırmasınlar. Şiddeti körüklediğimizi iddia edenler sefil bir yalancı.

”GÜLNAZ ŞIRINGA” AÇIKLAMASI

Serok Ahmet yalancıdır, yandan çarklıdır. Kılıçdaroğlu yalan bataklığındadır. Beni üzen asıl konu ise Gülnaz Şırınga isimli hemşirenin adına yapılan şikayettir. Bu kardeşimizi yakalayan bir grup darp etmişler, daha sarsıcı olanı da komaya sokmuşlar. Hayret ettim. Şu anda yoğun bakımda hayatta kalmaya çalışıyor. Şaka bir yana tuhaf günlerden geçiyoruz. Parodi haberi gerçek eden utanmaz simalar ne kadar çoğaldı.

PARTİ KAPATMA TARTIŞMALARI

HDP bir siyasi parti dışında ne varsa odur. Parti kapatılması konusunda görüşlerimiz açıktır. HDP’nin kapatılması milli iradeye aykırılık teşkil etmez. Teröriste terörist diyemeyen işlenmiş suça ortaktır.

ABD KONGRESİ’NE BASKIN

ABD Kongresi’ne yapılan baskın bize göre bir dönemin bitişinin resmidir. Devletler arasında kalıcı dostluk düşmanlıktan bahsetmek mantıksızlıktır. Yeni ABD Başkanı’nın Trump’ın hatalarını tekrar etmemesi samimi dileğimizdir.”

”ŞUŞA’YA OKUL YAPMA PROJEMİZ UYGUN BULUNDU”

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in karşılıklı mutabakat ve onaylarıyla Şuşa’ya okul yapma projemiz uygun bulunmuştur.”

Kaynak: NTV

GÜNDEM

Son dakika haberi: Erdoğan 11 maddelik planı açıkladı! Yeni milat anlamını taşıyor

Son dakika haberi: Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde saat 13.30’da gerçekleştirilecek programa, siyasi partilerin genel başkanları da …

Yayınlanma tarihi

-

Son dakika haberi: Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde saat 13.30’da gerçekleştirilecek programa, siyasi partilerin genel başkanları da davet edildi.

Erdoğan, “İnsan Hakları Eylem Planı Tanıtım Toplantısının ülkemize, milletimize, adalet teşkilatımıza, tüm kurum ve kuruluşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Oldukça uzun süren ve çok emek verilen bir çalışma sürecinin sonunda bu belgeye nihai şeklini veren Adalet Bakanımıza ve ekibine teşekkür ediyorum. Hazırlık sürecinde değerlendirmeleriyle, tenkit ve teklifleriyle Eylem Planına katkı sağlayan tüm kurumlarımıza, tüm taraflara şükranlarımı sunuyorum. Yaklaşık iki yıl önce, yine bu mekânda, Yargı Reformu Strateji Belgesini milletimizle paylaşırken, bu belgenin aynı zamanda bir sonraki reform hazırlıklarının da başlangıcı olduğunu söylemiştik. Bugün, sözümüzü yerine getirmiş olmanın huzuruyla, Eylem Planımızı milletimize takdim ediyoruz” dedi.

“Hayatın bizatihi kendisinin kesintisiz bir değişim süreci olduğu gerçeği, her alandaki reformları kesintisiz sürdürmemiz gerektiğine işaret ediyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkeyi yönetme sorumluluğu üstlendiğimiz günden beri bu doğrultuda attığımız tarihi önemdeki adımların şahidi, bizatihi milletimizin kendisidir. Bugün açıklayacağımız Eylem Planı da değişim ve reform irademizin devam ettiğinin ve devam edeceğinin bir örneğidir. İnsan Hakları Eylem Planı, geçmişin muhasebesi ile geleceğin murakabesinin ürünü bir belgedir. Her maddenin hayata geçmesi için gereken adımları kararlılıkla atacağız. İnşallah önümüzdeki hafta da ekonomik reform programımızı milletimizle paylaşacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tarih bize, ne zaman adalete sıkı sıkıya sarılmışsak o zaman yükseldiğimizi, güçlendiğimizi, huzurlu ve müreffeh bir toplum haline geldiğimizi gösteriyor. Buna mukabil ne zaman da adalet yolundan sapmışsak, gerilediğimizi, zayıfladığımızı, iç ve dış sıkıntıların ağırlığı altında ezildiğimizi müşahede ediyoruz.

Yine yakın tarihimiz bize yaşadığımız acı tecrübelerle, mülkün temelinin adalet olduğunu, adaletin temelinde de hakları ve onuruyla insanın bulunduğunu öğretmiştir. İşte bunun için bizim adalet davamızın pusulası insandır, insan onurudur, insanın sahip olduğu tüm haklarıyla hayatını sürdürebilmesidir. Medeniyet müktesebatımız bize, adaletin yerini bulmasının çok hassas bir dengeye bağlı olduğunu anlatıyor. İnsanlık ailesinin evrensel değerler etrafında oluşturduğu uluslararası belgeleri de aynı samimi duyguyla sahipleniyoruz. Ne uluslararası belgelerin kayıtsız şartsız kopyalanmasından yanayız, ne de insanlığın evrensel kazanımlarına bigâne kalmak gibi bir düşünceye sahibiz.”

“MİLLETİMİZİN İHTİYAÇLARI BELİRLEYİCİ OLDU”

“Biz bugüne kadar tüm reformları, falan kuruluş dayattığı, filan teşkilat talep ettiği için değil, milletimiz bunlara layık olduğu için gerçekleştirdik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan Hakları Eylem Planı’nın hazırlığında da asıl belirleyici, milletimizin ihtiyaç ve talepleri olmuştur. Her reform, daha özgürlükçü, daha katılımcı, daha çoğulcu demokrasiye ulaşma konusunda milletimizle aramızdaki duygu ve düşünce birliğinin eseriydi, İnsan Hakları Eylem Planı da böyledir. İnsanın onuruna, inancına, değerlerine, hayatına yönelen her türlü tehdide karşı vatandaşlarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. Her zamanki gibi en büyük dayanağımız ve güven kaynağımız, yüzyıllardır farklılıklarını zenginliğe dönüştürerek bu toprakları vatan kılan milletimizin o derin irfanıdır” ifadelerini kullandı.

9 AMAÇ, 50 HEDEF, 393 FAALİYET

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnsan Hakları Eylem Planı’nın gerisinde geniş tabanlı bir istişare sürecinin olduğunu vurgulayarak, “Milletimizin beklentileri doğrultusunda oluşturulan bu Eylem Planındaki her bir faaliyetin arkasında geniş tabanlı bir istişare süreci vardır. Hazırlık çalışmalarını yürüten arkadaşlarımız, ilgili tüm bakanlıklarımızla, kurumlarla, ekonomi ve iş dünyasıyla, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle, velhasıl milletimizin her kesimiyle bir araya geldiler. Bu sürecin sonunda İnsan Hakları Eylem Planı, 9 amaç, 50 hedef ve 393 faaliyeti içeren bir belge olarak ortaya çıktı. Eylem Planı iki yıllık bir zaman diliminde uygulanmak üzere hazırlanmıştır. Eylem Planında belirlenen her bir faaliyet için sorumlu ve ilgili kuruluşlar ile bu faaliyetler için öngörülen zaman dilimine yönelik takvim de iki hafta içerisinde kamuoyunun bilgisine sunulacaktır. Bugün burada, belgedeki ilke, amaç, hedef ve faaliyetleri, sadece ana hatlarıyla sizlerle paylaşmak istiyorum” dedi.

Eylem Planımız, işte bu ilkeler çerçevesinde belirlediğimiz şu 9 amaçtan oluşuyor.

DAHA GÜÇLÜ BİR İNSAN HAKLARI KORUMA SİSTEMİ

“İnsan Hakları Eylem Planındaki 9 amaçtan ilki ‘Daha güçlü bir insan hakları koruma sistemi’dir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradaki hedefimiz, insan haklarına dayalı bir hukuk devleti anlayışının daha da güçlendirilmesidir. Mevzuat ve uygulamayı bu doğrultuda düzenli olarak gözden geçirecek ve gerekli tüm tedbirleri alacağız. Böylece Avrupa Birliği ile bilhassa Vize Serbestisi Diyaloğu’nda karşılanması beklenen hususlara yönelik çalışmalara da hız veriyoruz. Yine bu amaç başlığı altında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru sisteminin etkinliğini artırmayı hedefliyoruz. Demokratik katılımı güçlendirmek için, siyasi partiler ve seçim mevzuatında değişiklik yapmak üzere kapsamlı bir çalışma başlatıyoruz. İnsan hakları kurumlarının etkinliğini artırıyoruz. Kamu Denetçiliği Kurumu ile Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun kararlarını, kişisel verilerin korunması suretiyle kamuoyunun erişimine açıyoruz. ‘Geç gelen adalet, adalet değildir’ anlayışıyla, vatandaşımızın taleplerini ve sıkıntılarını daha hızlı, daha etkin, daha şeffaf bir şekilde çözecek adımları atıyoruz. Bu çerçevede, İnsan Hakları Tazminat Komisyonu, Anayasa Mahkemesi’ne başvuruya gerek kalmaksızın, uzun yargılama zararlarını karşılayacak. Ayrıca, ceza infaz kurumlarını insan hakları odaklı olarak denetim ve takip için, barolar, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerden temsilcilerin de katılımıyla bağımsız bir ‘Ceza İnfaz Kurumları İnsan Hakları İzleme Komisyonu’ kuruyoruz” dedi.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eylem Planı, sosyal devlet anlayışımızın bir gereği olarak mağdur haklarını da güçlü bir şekilde seslendiriyor. Kırılgan gruptakiler başta olmak üzere suç mağduru vatandaşlarımıza, adliyenin kapısından içeri girdiği andan itibaren destek olarak, bu insanlarımızın yeni mağduriyetler yaşamasının önüne geçmek istiyoruz. Bunun için, çocuklar, kadınlar, engelliler ve yaşlılar başta olmak üzere suç mağdurlarına yönelik sağlanan psiko-sosyal destek ve bilgilendirme hizmetlerinin etkinliğini artırıyoruz. Aynı kapsamda, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri ile Adli Görüşme Odalarını da yaygınlaştırıyoruz.”

YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE ADİL YARGILANMA HAKKININ GÜÇLENDİRİLMESİ

“İnsan Hakları Eylem Planımızın ikinci amaç başlığı, ‘Yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkının güçlendirilmesi’dir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biliyorsunuz bu alanda bugüne kadar tarihi nitelikte pek çok adım attık. Devlet Güvenlik Mahkemelerini biz kaldırdık. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısını, demokratik temsil ilkesine göre yeniden şekillendirdik. Yargı teftişini de bu kurula bıraktık. Yargının bağımsızlığına ‘tarafsızlık’ ilkesini ekledik. Hukuk devletinin, ancak bağımsız, tarafsız ve insan haklarına saygılı mahkemelerin varlığı ile vücut bulacağı inancıyla, bu kapsamda yeni adımlar atıyoruz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Kararların sadece adil olması yetmiyor, aynı zamanda makul bir sürede de verilmesi gerekiyor. Bunun için, hâkim ve savcılara coğrafi teminat sağlayarak hem yargı teminatını güçlendiriyor hem de kararların hızlanmasını temin ediyoruz. Terfi ve teftiş mekanizmasını, kararların yeterli gerekçeyle yazılıp yazılmadığı, isabet oranı ve insan haklarına duyarlılık gibi objektif performans kriterleri çerçevesinde yeniden yapılandırıyoruz. ‘Dünya Dili Türkçe’ temasıyla bu yıl Yunus Emre’yi bir kez daha dünya çapında anarken, yargı kararlarında da dilimizin en yüksek temsilini bekliyoruz. Bunun için yargı kararlarının, yeterli, ikna edici ve anlaşılabilir olmasına ilişkin meslek öncesi ve meslek içi eğitim faaliyetlerini artırıyoruz. Gerekçelerin sağlam, tutarlı ve tartışmaları bitiren mahiyette olması için Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun denetim alanını genişletiyor, istinaf dairelerine de bu sebepten dolayı bozma yetkisi veriyoruz. Adalete güvenin temel unsurlarından biri olan masumiyet karinesini koruyucu tedbirleri, lekelenmeme hakkının kapsamı başta olmak üzere her alanda genişletiyoruz. Adil kararın makul sürede verilmesini temin için yargıda hedef süre uygulamasını yaygınlaştırıyoruz. Yaklaşık 3 yıldır süren bu uygulamada, geçtiğimiz yıl ortalama yüzde 81 oranında hedefin tutturulduğunu gördük. Bu oranı inşallah yüzde yüze çıkartacağız. Aynı uygulamayı istinaf yargılaması ve adli tıp raporları için de getiriyoruz. Yine bu kapsamda idari yargıda gerekçeli kararın otuz gün içinde yazılmasını zorunlu kılıyoruz. Şu anda başarıyla süren elektronik tebligat uygulamasına, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızı da dâhil ediyoruz. Geçtiğimiz yılın başında uygulanmaya başlanan seri muhakeme ve basit yargılama usulleri, daha önce 2 yıl süren yargılama süreçlerini 2 aya indirdi. Yargıya ve vatandaşımıza büyük kolaylık sağlayan bu usullerin kapsamını genişletiyoruz. İş davalarının daha hızlı şekilde sonuçlanmasını temin için, hâkimlerin, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kayıtlarına bilişim sistemi üzerinden erişebilmesini sağlıyoruz. Adil yargılanma hakkının güçlendirilmesi bakımından tüm tarafların eşit imkânlara sahip olmasını önemli görüyoruz. Eylem Planıyla, iddianamelerin mağdur ve müştekilere de tebliği uygulamasını başlatıyoruz. İdari davalarda dosyaya sonradan giren bilgi ve belgelerin taraflara tebliğini de zorunlu hale getiriyoruz. Avukatların, takip ettikleri işlerle ilgili ‘aslı gibidir’ diye tasdik ettikleri belgelerin, belirli şartlarla adli ve idari merciler tarafından işlemlere esas alınabilmesine imkân sağlıyoruz. Savunmanın ve savunma hakkının güçlendirilmesi kapsamında, müdafiin dosya inceleme yetkisine yönelik olarak verilen kısıtlama kararlarına üst süre sınırı koyuyoruz. Avukatların, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruları elektronik ortamda yapabilmelerine imkân sağlıyoruz. Sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak, maddi durumu yetersiz olan kişilere verilen adli yardım hizmetleri için avukatlardan alınan vergi oranını düşürüyoruz. Zorunlu müdafi ücretlerini iyileştirecek bir düzenleme de hazırlıyoruz. Kamu avukatlarının çalışma esaslarını yeniden düzenliyor, özlük haklarını iyileştiriyoruz. Avukatlık stajı ile kişinin mesleğinin birlikte yapılmasına imkân sağlıyoruz. Adalete erişimi güçlendirecek tedbirler de Eylem Planının üzerinde hassasiyetle durduğu konulardan biri olmuştur. Bu çerçevede, dava, icra ve noter harç ve masraflarını sadeleştiriyoruz. Yine, geçtiğimiz yıl uygulamaya konulan ve özellikle şu salgın döneminde büyük kolaylık sağlayan e-Duruşma uygulamasını tüm hukuk mahkemelerine yaygınlaştırıyoruz. Adli yardıma e-Devlet üzerinden başvurulabilmesini sağlıyoruz. Engelli, yaşlı ve yatağa bağımlı hasta vatandaşlarımıza, bulundukları yerden görüntülü iletişim teknolojileri vasıtasıyla ifade ve benzeri işlemleri yapabilme kolaylığı getiriyoruz. Adliyelerde ‘Halkla İlişkiler Büroları’ kuruyor, ön bürolar ile danışma masalarını yaygınlaştırıyoruz.”

HUKUKİ ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK VE ŞEFFAFLIK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eylem planının üçüncü amacı olan “Hukuki öngörülebilirlik ve şeffaflık” başlığı hakkında ise şunları söyledi:

“Hiç şüphesiz, bu amacın özünde hukuk güvenliği ilkesi vardır. Hukuk, kişilerin makul ve haklı beklentilerini öngörülebilir kurallarla karşıladığı ölçüde güven verir. Dolayısıyla mevzuatımız, hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmalıdır. Ayrıca hukuk, kamusal işlemlerde keyfi uygulama iddialarına karşı da vatandaşımızı koruyucu birtakım güvenceleri hayata geçirmelidir. Yönetimde şeffaflık, hükümetlerimizde ilk günden beri titizlikle uyguladığımız ilkeler arasında yer almıştır. Bilgi Edinme Hakkı’nı anayasal güvenceye kavuşturmak dâhil bu çerçevede güçlü bir yasal ve kurumsal altyapıyı oluşturduk. Eylem Planıyla, idarenin iş ve işlemlerinde öngörülebilirliği ve şeffaflığı daha da güçlendiriyoruz. Bunun için, idareye yapılan başvurularda idarenin cevap verme süresini 60 günden 30 güne indiriyoruz. Yine bu doğrultuda, Avrupa Birliği’nin ‘Doğrudan Yabancı Yatırımların İzlenmesi Hakkında Çerçeve Kararı’ ile uyumlu hukuki düzenlemeler yapıyoruz. Kişilere, idari mekanizmalar nezdinde iş yapma kolaylığı sağlayacak tüm adımları atıyoruz. Sözleşme ve teşebbüs hürriyetine ilişkin mevzuat ve uygulamaları, öngörülebilirlik, kazanılmış hakların korunması ve şeffaflık ilkeleri temelinde yeniden değerlendiriyoruz. Bu ilkelere aykırı gördüğümüz hükümleri yürürlükten kaldırıyor, adli süreçlerin de basit, sade ve anlaşılabilir olmasını temin ediyoruz. Adli ve idari yargıda itiraz, istinaf ve temyiz gibi kanun yollarına başvuru sürelerini yeknesak hale getiriyoruz. Buna göre, istinaf ve temyize başvurma süreleri, gerekçeli kararın tebliğiyle başlayacak. Tüm ilk derece ve istinaf mahkemesi kararlarını, kişisel verileri koruma ilkesine uygun şekilde, kamuoyunun erişimine açıyoruz. Yargının hizmet ve meslek yönüyle kalitesinin artırılması da değişmeyen hedeflerimizden biridir. Eylem Planıyla, Yargıtay ve Danıştay üyeliğine seçilebilmek için en az 45 yaş ile birinci sınıf olmanın yanında, belli bir kıdem şartı da getiriyoruz. Yargıdaki unvanlı görevler için de kıdem şartı aranacak. Hâkim ve savcı yardımcılığını sisteme kazandırıyoruz. Tüm icra dairelerinde kâğıtsız ofis ortamına geçiyoruz. Her geçen gün değişen, gelişen, karmaşıklaşan sosyal ve ekonomik hayat karşısında yargıda ihtisaslaşma giderek daha önemli hale geliyor. Bunun için finans, sendika, imar ve kamulaştırma gibi alanlar ile vergi ve bilişim suçlarında ihtisas mahkemeleri kuruyoruz. Adliyelerde hâkimlere destek olacak ‘mahkeme uzmanı’ kadrosu ihdas ediyoruz. Kadastro gibi ihtisas mahkemelerinde yeni görev yerlerinin belirlenmesinde, davaların tamamlanma ve başarı düzeyinin dikkate alınmasını sağlıyoruz. Gerçek ve tüzel kişiler ile devlet arasındaki uyuşmazlıkları en hızlı ve en az maliyetle çözmek için ‘idari sulh’ usulünü getiriyoruz. İdare ile yatırımcılar arasındaki uyuşmazlıkları gidermek için, bağımsızlık ve tarafsızlık esasıyla çalışacak, hızlı karar alabilecek ‘Yatırım Ombudsmanlığı’ kuruyoruz. Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuğun kapsamı genişletiyor, arabulucuların farklı alanlarda ihtisaslaşmasını sağlıyoruz. Yargı hizmetinin niteliğini artırmaya ilişkin faaliyetleri, bilirkişilik hizmetleri ile yakından ilgili görüyoruz. Bu nedenle bilirkişilik bölge kurullarını yeniden yapılandırıyoruz. Yetersiz ve hatalı raporları alışkanlık haline getiren ya da etik ilkelere aykırı davrandığı tespit edilen bilirkişileri, derhal sicilden çıkarıyoruz. Bilirkişilere dosyaların, sırasına göre otomatik tevzi edilmesini sağlıyoruz. Ayrıca, bilirkişi görevlendirmelerinde kanunun aradığı şartlara gösterilen hassasiyeti, terfi ve teftiş kriterleri arasına dahil ediyoruz.”

İFADE, ÖRGÜTLENME VE DİN ÖZGÜRLÜKLERİNİN KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eylem planının 4’üncü amacı “İfade, örgütlenme ve din özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi” başlığı hakkında ise şu bilgileri verdi:

“Bu üç özgürlük alanı, bugüne kadar en çok düzenleme yaptığımız, güçlendirilmesi için en çok gayret gösterdiğimiz konular arasındadır. Hak ve özgürlüklerden yararlanma hususunda, herkesi eşit değer ve önemde gören, insan odaklı bir yönetim anlayışıyla hareket ediyoruz. İfade özgürlüğü alanında 2012 ve 2013 yıllarında yapılan temel mevzuat değişikliklerini, Birinci Yargı Paketi ile güçlendirdik. Şimdi bu özgürlüklerin alanını daha da genişletiyoruz. Mevzuatı ve uygulamayı, ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının en geniş şekilde teminat altına alınması doğrultusunda gözden geçiriyoruz. Diğer insanların haklarına saygılı şekilde yapılan eleştirilerin ve düşünce açıklamalarının soruşturma konusu olmaması için hâkim, savcı ve kolluk görevlilerine düzenli olarak eğitim verilmesini temin ediyoruz. Basın, yayın ve internet yoluyla işlenen suçlarda, muhakeme şartı olan süreleri, ifade özgürlüğünü güçlendirmek amacıyla yeniden ele alıyoruz. İfade ve basın özgürlüğüne ilişkin standartları yükseltmek için gazetecilerin mesleki faaliyetlerinin kolaylaştırılmasına yönelik tedbirler geliştiriyoruz. Hangi dine mensup olursa olsun, kamu ve özel sektör çalışanları ile öğrencilerin, kendi dini bayramlarında izinli sayılmalarını sağlıyoruz. Gayrimüslim cemaat vakıfları yönetim kurullarının oluşturulması ve seçimine ilişkin Vakıflar Yönetmeliği’ni yeniden düzenliyoruz. Milletimizin ortak tarihine, kültürüne ve medeniyetine dayanan çoğulculuk anlayışını yaşatmak ve geliştirmek gayesiyle, ayrımcılık ve nefret suçuna karşı güçlü bir mücadele iradesi ortaya koyuyoruz. Nefret suçuna ilişkin soruşturma kılavuzları hazırlıyoruz, istatistik ve veri toplamı işlemlerinin daha sağlıklı yapılması için eğitim ve altyapıyı güçlendiriyoruz.”

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ VE GÜVENLİĞİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ

İnsan Hakları Eylem Planı’nın beşinci amacı “Kişi özgürlüğü ve güvenliğinin güçlendirilmesi” hakkında ise Erdoğan şunları söyledi:

“Bu temel hak çerçevesinde pek çok yeniliği zaten hayata geçirdik. Tutuklamanın bir koruma tedbiri olduğu, istisnai olarak başvurulması gerektiği yönünde mevzuatta önemli değişiklikler yaptık. Tutuklamanın süresi, kapsamı, gerekçesi konusunda Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikler, bu alanda önemli bir iyileşme sağlamıştır. İktidara geldiğimiz 2002 yılında, cezaevlerinde bulunanların yüzde 41’i tutuklu iken, bugün bu oran yüzde 17’ye gerilemiştir. Ceza Muhakemesinin temel ilkelerine uygun şekilde, bu anlayışı daha da güçlendiriyoruz. Bunun için, ‘tutuklamada ölçülülük ve orantılılık’ ilkeleri doğrultusunda, katalog suçların kapsamını daraltıyoruz. Katalog suçlarda ‘somut delile dayanma şartı’ getirerek, tutuklamanın istisnai bir koruma tedbiri olduğuna ilişkin ilkeyi tahkim ediyoruz. Sulh ceza hâkimliklerinin tutuklama ve diğer koruma tedbirlerine ilişkin kararlarına karşı dikey itiraz usulü getiriyoruz. Adli kontrol tedbirlerini de tutuklamada olduğu gibi üst süreye bağlıyoruz. Müdafi ile görüşme hakkını kısıtlayan kanun hükümlerini, özgürlükler lehine bir yorumla gözden geçiriyoruz. ‘Konutu terk etmeme’ adli kontrol tedbirinde geçen sürenin, sonuç cezanın infazından mahsubuna yönelik değişiklik yapıyoruz. Konuya sadece mevzuat yönüyle bakmıyor, uygulamadan kaynaklanan aksaklıkları da gündemimize alıyoruz. Vatandaşımızın, sırf ifade almaya yönelik yakalama kararları yüzünden özgürlüğünden mahrum kalmasını istemiyoruz. Eylem Planıyla, sadece ifade vermek için mesai saati dışında yakalayıp gözaltına alma, otelde gecenin bir yarısı bulup gözaltına alma gibi uygulamalara son veriyoruz. İfade alma işlemleri artık 7 gün 24 saat yapılabilecek. Şikâyete bağlı suçlarda açıklamalı davetiye tebliğine rağmen mazeretsiz olarak duruşmaya gelinmemesi halinde, davanın düşürülmesine ilişkin değişiklik yapıyoruz. Böylece bu tür davalarda yıllarca açık duran dosyaları, sürüncemede kalan yargılamaları ortadan kaldırıyoruz.”

YENİ MİLAT ANLAMINI TAŞIYOR

Planın nihai amacının “yeni ve sivil bir anayasa yapmak” olduğu, bu nedenle aynı zamanda yeni anayasa çalışmaları için milat anlamı taşıyor.

Kaynak: Haber7

Devamını oku

GÜNDEM

Biden’a ‘Kaşıkçı cinayeti’ çağrısı: Sözünü tut

Gazetenin üst yöneticisi, yayıncı Fred Ryan tarafından kaleme alınan makalede, Biden’ın, 3 Kasım 2020 başkanlık seçimi vaatlerinden birisinin …

Yayınlanma tarihi

-

Gazetenin üst yöneticisi, yayıncı Fred Ryan tarafından kaleme alınan makalede, Biden’ın, 3 Kasım 2020 başkanlık seçimi vaatlerinden birisinin Kaşıkçı cinayeti sorumlularının hesap vereceği sözü olduğu, ancak bu sözünü yerine getirmede başarısız kaldığı belirtildi.

Makalede şu ifadelere yer verildi:

“Önceki yönetimin ticari hesaplamalarından ziyade Amerikan değerlerinin bir kez daha savunulacağını ümit eden Amerikalı seçmenler, Biden’ın, ABD’yi insan hakları savunucusu olarak yeniden kuracağına ve kişisel ilişkilere veya stratejik ihtiyaçlara dayalı istisnalara izin vermeyeceğine dair sözlerine inandı.”

Açıklanan ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) raporunda, Kaşıkçı cinayetinden Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın sorumlu olduğunun teyit edildiği vurgulanan makalede, ancak Biden’ın seçim vaadine rağmen, sorumlulara yönelik yaptırımların yetersiz kaldığına işaret edildi.

“Görünüşe göre Biden yönetimi altında, ABD’ye geçici olarak stratejik önem atfeden despotlara ‘bir cinayetten’ dolayı geçiş izni verilebilir.” yorumunda bulunulan makalede, yönetime “Başka bir ülkeden hesap verilebilirlik talep ederken, bir diğerini görmezden gelirsek nasıl güvenilir bir insan hakları savunucusu olabiliriz?” sorusu yöneltildi.

Makalede, esas suçluya ceza verilmezken, emirleri uygulayan alt düzey oyunculara yaptırım uygulamanın yasal, ahlaki ve mantıksal olmadığının altı çizilerek “Bin Selman’ın, acımasız davranışının sonucundan kaçması sadece onun elini güçlendirmeyecek, diğer zorbalara da cesaret verecek.” görüşü dile getirildi.

Biden’ın şu an elinde, “Amerika’nın gerçekten geri döndüğünü” gösterecek bir fırsat olduğu belirtilen makalede, şunlar kaydedildi:

“Bölgesel istikrara giderek artan bir tehdit oluşturan bir liderin desteğini kazanmak için zayıflık göstermenin ve insan hakları konusunda teslim olmanın zamanı değil. Aksine, dünyaya Amerikan değerlerine sahip çıkmanın ticari ve diplomatik kısa vadeli fırsatlardan daha önemli olduğunu göstermenin ve Cemal için adalet getirmenin en önemli bir zamanı.”

DNI, 2018 yılında hazırlanan ancak eski başkan Donald Trump yönetiminin kamuya açıklamadığı “Kaşıkçı istihbarat değerlendirme raporunu”, 26 Şubat’ta yayımlamıştı.

Raporda, “Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, Türkiye’nin İstanbul kentinde yakalanması ya da öldürülmesine yönelik operasyonu onayladığı sonucuna ulaştık.” ifadesine yer verilmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, aynı gün, Kaşıkçı cinayetinin yanı sıra Suud yönetimine muhalif kişileri tehdit ettikleri gerekçesiyle ismi açıklanmayan 76 Suudi Arabistan vatandaşına, vize kısıtlaması yaptırımı uyguladıklarını açıklamıştı.

Rapora rağmen Bin Selman’a yönelik herhangi bir adımın atılmaması eleştirilere neden olmuş, Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, dün CNN’de, Biden yönetiminin, Bin Selman’a yaptırım uygulamaması kararını savunarak, “Suudilerle ortak konularda çalışma alanı bırakabileceğimize inanıyoruz.” diye konuşmuştu.

Kaynak: Haber7

Devamını oku

GÜNDEM

Emekli tuğgeneral FETÖ’den tutuklandı

Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik soruşturma kapsamında yakalama kararı çıkarılan ve Yunanistan’a kaçmaya çalışırken Edirne’de gözaltına …

Yayınlanma tarihi

-

Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik soruşturma kapsamında yakalama kararı çıkarılan ve Yunanistan’a kaçmaya çalışırken Edirne’de gözaltına alınan emekli tuğgeneral Nuri Cankıymaz tutuklandı.

Ankara Emniyet Müdürlüğündeki işlemleri tamamlanan Cankıymaz, sağlık kontrolünün ardından adliyeye getirildi.

Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısına ifade veren Cankıymaz, sevk edildiği Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı.

SORUŞTURMANIN GEÇMİŞİ

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ ile bağlantısı tespit edilen eski Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanı eski tuğgeneral Serdar Atasoy, eski Milli Savunma Bakanlığı Personel Daire Başkanı emekli tuğgeneral Nuri Cankıymaz ve emekli tuğgeneral Celalettin Çoban ile “mahrem imam” Yaşar Özdemir hakkında 27 Ocak’ta gözaltı kararı çıkarmıştı.

Eş zamanlı operasyonda Atasoy, Çoban ve Özdemir gözaltına alınmış, Özdemir’in tutuklanmasına karar verilirken diğer 2 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Firari Cankıymaz hakkında yakalama kararı çıkartılmıştı.

Cankıymaz’ın da aralarında bulunduğu 5 kişi, 25 Şubat’ta yasa dışı yollardan Yunanistan’a kaçmaya çalışırken Edirne sınırında güvenlik güçlerince yakalanmış ve işlemlerin ardından Ankara’ya getirilmişti.

KAYNAK: AA

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR