Takip Edin

GENEL

Afganlar arası müzakereler görüş ayrılıkları nedeniyle askıya alındı

Basına kapalı devam eden görüşmelerde Taliban heyeti, müzakereler süresince çıkacak sorunların Hanefi mezhebine göre çözülmesini önerirken, bu …

Yayınlanma tarihi

-

Basına kapalı devam eden görüşmelerde Taliban heyeti, müzakereler süresince çıkacak sorunların Hanefi mezhebine göre çözülmesini önerirken, bu öneri, Şia mezhebi temsilcilerinin de bulunduğu Afganistan heyeti tarafından kabul edilmedi.

 

 

Ayrıca Taliban heyeti, ABD ile Taliban arasında 29 Şubat’ta imzalanan barış anlaşmasının “Ana anlaşma” olarak kabul edilmesini isterken, Afganistan heyeti ise bu isteği reddederek Afganlar arası müzakerelerin ayrı bir müzakere olduğunu savundu.

Afganistan müzakere heyeti üyesi Muhammed Rasul Talib, yaptığı açıklamada, heyetler arasında görüş farklılıklarının olduğunu söyledi.

 

 

4 ALTERNATİF ÖNERİ

Anlaşmazlıkların çözümü için Afganistan heyetinin 4 yeni alternatif öneri sunduğunu ifade eden Talib, önerilerin Taliban heyeti tarafından reddedildiğini belirtti.

Talib, her şeye rağmen sorunların çözüme kavuşturulması ve görüşmelerin yeniden başlaması için ciddi çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Taliban heyetinden yapılan açıklamada ise müzakerelerde tüm mezheplerin hak ve hukuklarının korunacağı belirtildi.

Öte yandan Afganistan Ulusal Yüksek Uzlaşma Konseyi Başkanı Abdullah Abdullah, ilerleyen günlerde barış konusunu görüşmek üzere Pakistan’a gidecek.

BARIŞ GÖRÜŞMELERİNİN SEYRİ

ABD, ilk kez eski Başkan Barack Obama yönetiminde Afganistan’da barış amacıyla Taliban ve Afgan hükümetleri arasında görüşmeler yürütülmesi için girişimlerde bulundu. 2011, 2012 ve 2013’teki girişimler sonuçsuz kaldı.

Donald Trump’ın, 2017’de ABD başkanı seçilmesinin ardından müzakereler yeniden gündeme geldi. ABD ile Taliban temsilcileri, 25 Şubat 2019’da barış görüşmeleri için Katar’ın başkenti Doha’da ilk kez bir araya geldi.

ABD Başkanı Trump’ın Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad, Eylül 2019’da taraflar arasında anlaşmaya varıldığını, anlaşmanın Başkan Trump’ın onayını beklediğini açıkladı. Ancak aynı günlerde Kabil’de yaşanan terör saldırısında bir ABD askerinin ölmesi üzerine Trump anlaşmayı erteledi.

ABD ile Taliban arasında Aralık 2019’da yeniden başlayan görüşmeler, “şiddetin azaltılması” adı verilen fiili ateşkes kararıyla sonuçlandı. 22 Şubat 2020’de başlayan 7 günlük sürenin sonunda 29 Şubat’ta barış anlaşması imzalandı. 

 

KAYNAK: AA

GENEL

Ermenistan ateşkesi ihlal etti!

Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Ermenistan ordusunun 08.05’te geçici insani ateşkesi ihlal ederek işgal altındaki Laçın …

Yayınlanma tarihi

-

Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Ermenistan ordusunun 08.05’te geçici insani ateşkesi ihlal ederek işgal altındaki Laçın kenti istikametinden Laçın’ın Sefiyan köyünde konuşlu Azerbaycan birliklerine top atışı gerçekleştirdiğini duyurdu.

Bakanlık, Azerbaycan ordusunun tüm cephe boyunca ateşkese tam uyduğunu bildirdi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev de Ermenistan ordusunun 08.04’ten itibaren Terter’e ve köylerine top atışı gerçekleştirdiğini açıkladı.

ABD’nin Azerbaycan ile Ermenistan’ın üzerinde anlaştığını açıkladığı, Dağlık Karabağ’da insani amaçlı geçici ateşkes yerel saatle 08.00’da yürürlüğe girmişti.

 

 

Devamını oku

GENEL

Orkestra şefi: Enver Altaylı! Kavuncu’dan MİT’e mektup

Abdulkadir Selvi’nin çok konuşulan köşe yazısı: Bir önceki yazımda İP kurucusu Ümit Özdağ’ın, İP İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun FETÖ …

Yayınlanma tarihi

-

Abdulkadir Selvi’nin çok konuşulan köşe yazısı:

Bir önceki yazımda İP kurucusu Ümit Özdağ’ın, İP İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun FETÖ ilişkisi konusundaki açıklamasının büyük fotoğrafın küçük bir parçası olduğunu yazmıştım. Çünkü Buğra Kavuncu’nun 1997’de gittiği ve Kazakistan’da üyesi olduğu FETÖ’nün KATİAD isimli derneğinin 2007-2010 arasında yöneticiliğini yapmış olması tek başına her şeyi anlatmaya yetmez.

O yüzden büyük fotoğrafa bakmak gerektiğine dikkat çekmiştim.

 

 

Kazakistan’ın başkenti Alma Ata’da 2014’te Enver Altaylı’nın kardeşi Talha Altaylı’ya ait G Balık isimli restoranda çekilen fotoğraf çok şey anlatıyor. Masada sol başta FETÖ’nün Kazakistan imamı Mesut Ata, onun yanında Buğra Kavuncu’nun babası Orhan Kavuncu, onun yanında da Buğra Kavuncu’nun dayısı, FETÖ’den tutuklu Enver Altaylı oturuyor.

Masada en sağda bulunan kişi Buğra Kavuncu’nun kardeşi Oruç Burak Kavuncu, onun yanında Kazakistan’da yayınlanan FETÖ’nün Zaman gazetesi başyazarı Ahmet Alyaz oturuyor. Masada FETÖ’nün Bank Asya kurucu ortağı Mehmet Artukaslan da var. Bir de o karede olmayanlar var. Buğra Kavuncu’nun amcası, yani Orhan Kavuncu’nun kardeşi, FETÖ üyesi firari İsmail Kavuncu gibi…

ORHAN KAVUNCU-ENVER ALTAYLI

Kuşkusuz masadaki herkes önemli ama Ümit Özdağ’ın açıklamalarından sonra, eski MİT mensubu, CIA ve Alman istihbaratıyla ilişkili Enver Altaylı ile Buğra Kavuncu’nun babası Orhan Kavuncu’nun varlığı özel bir önem kazandı. Madem Buğra Kavuncu ismi tartışma konusu, onu babası Orhan Kavuncu’dan ayrı tartışmak eksik kalır. İP’lilerin adını bile bilmediği ama Akşener tarafından GİK üyesi, genel başkan yardımcısı yapılan Buğra Kavuncu’nun siyasete girmesinde rolü önemli

.

ORHAN KAVUNCU İP MİTİNGİNDE

2018 yılı Haziran ayında Osmaniye mitinginde Akşener, Buğra Kavuncu’yu partililere tanıtırken babası Orhan Kavuncu’yu da sahneye çağırıp şunları söylemişti:

“Şimdi Orhan Kavuncu abim burada, biliyorsunuz Osmaniye’nin il olmasında çok büyük faydası olmuştur. Kız kardeşini (kendisinden söz ediyor) desteklemeye geldi Allah razı olsun. Buraya iki genel başkan yardımcımla geldim, buradalar, Buğra Kavuncu ve sizin evladınız Osmaniyeli Ersagun Yücel. Abimin oğlunu aldım, şimdi sizinle tanıştırmak istiyorum. Orhan abiye teşekkürlerimi sunmak istedim.”

ALTAYLI İÇİN MİT’E MEKTUP

Elbette Orhan Kavuncu’yu konuşurken, kayınbiraderi ve halasının oğlu, eski MİT’çi ve CIA ile Alman istihbaratı ile ilişkili olan, şu anda FETÖ üyesi bir eski MİT mensubunu yurtdışına firarını organize etmekten tutuklu olan Enver Altaylı’dan söz etmek gerekiyor.

Orhan Kavuncu, Enver Altaylı’nın tutuklandığı 27 Ağustos 2018’de kendi internet sitesinde onu savunurken şunları yazmıştı: “Allahtan korkmaz kuldan utanmaz kişiler kına yaksın! Enver Altaylı 20 Ağustos 2017 günü gözaltına alındı. Bugün de tutuklandı. Avukatından öğrendiğimiz kadarıyla, 2013 yılında MİT’e alınan 15 Temmuz’dan sonra da FETÖ’cü olduğu için MİT’ten ihraç edilen ve halen tutuklu olan birisi Enver Altaylı’ya telefon edip yardım istemiş. Buna istinaden örgüte yardım etmek suçundan yargılanma istemiyle tutuklandı. Bunun dışında bilmediklerimiz var mıdır? Olabilir. Enver Altaylı benim halamın oğlu, kayın biraderim, benden beş yaş büyük ağabeyimdir. Fikri yapımın oluşmasında katkısı olmuştur. Dolayısıyla onunla ilgili davayı takip etmek, yardım etmeye çalışmak benim en tabii vazifemdir.”

Orhan Kavuncu, internet sitesinden yaptığı açıklamada, Enver Altaylı gözaltıda iken MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a ulaşmaya çalıştığını da açıkladı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sabri Erdil ve Tuğrul Türkeş ile görüşmüş. MİT Müsteşarı’na ulaşamayınca ona şu mektubu göndermiş:

“Sayın Hakan Fidan, MİT Müsteşarı, Değerli Müsteşarım

1) Enver Altaylı, Mustafa Özcan ilişkisi bilinen bir konu. Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Necip İşçimen’e daha önce verdiği ifadede Özcan ile dönemin Cumhurbaşkanı’nın yönlendirmesiyle Orta Asyalı öğrencilere yardım amacıyla nasıl tanıştığı bilgisinin detayları bulunuyor.

2) Enver Bey’in, Teşkilata 7 Şubat 2012’den sonra alınmış, İran masasında çalıştırıldığı iddia edilen 15 Temmuz 2016’dan sonra FETÖ’cü olduğu için ihraç edilmiş, tanımadığı bir gencin telefonuna cevap vermekle suçlandığı söyleniyor. 70 küsür yaşındaki Enver Bey’in 20 küsür yaşında ve üstelik teşkilattan ihraç edilmiş bir şahısla irtibat kurup kendisine yardımcı olmaya çalışacağı iddiasını aklımız almıyor.

3) Bunların dışında bir konu varsa onu biz de bilelim ki, susup bir kenarda sabırla bekleyelim.

Saygılarımla… Prof. Dr. Orhan Kavuncu”

SÜRGÜN MEKTUBU VE GÜL-KAVUNCU GÖRÜŞMESİ

Orhan Kavuncu’nun Enver Altaylı’yı desteklemesi ve onu savunmasını sadece akrabalık ilişkisi ile açıklamak zor. Çünkü beraberlikleri başka alanları da kapsıyor. Nitekim Enver Altaylı’nın bilgisayarında ele geçirilen ve 28.12.2008 tarihli bir mektup bu ilişkiyi anlamamızı sağlıyor. Enver Altaylı 2018 yılında Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’a “Saygıdeğer Prezindentim” hitabıyla yazdığı mektupta, Orhan Kavuncu’nun da adını geçiriyor. Altaylı, mektupta Özbekistan yönetim muhalifi Muhammed Salih’in Türkiye’den sınır dışı edilmesi konusunda FETÖ elebaşı Gülen’in rolünü anlatırken, Orhan Kavuncu’nun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmesini şöyle aktarıyor:

“(…) Bizler Türkiye’de Özbekistan’a karşı faaliyet gösteren bazılarının, bu arada Salih’in gerçek yüzünü anlamış bulunuyoruz. Türkiye dışına çıkartılmıştır.

Salih’in sınır dışı edilmesinde Fetullah Gülen Hoca Efendi’nin Abdullah Gül’e yazdığı mektubun etkili olduğunu biliyorum. Ben mektubu okudum. Hoca Efendi mektubunda ekstremist dini akımlarla bağlı olan Salay ve benzeri insanların verdikleri ve verecekleri zarara dikkat çekerek, bunlara engel olmanın dini ve İslami bir vecibe olduğunu yazıyor. Bir süre önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül kayınbiraderim Prof.Dr. Orhan Kavuncu’yu davet etmiş ona benzer şeyler söylemiştir. Gül Orhan’a söylediklerinin tarafımdan Zatı Alinize intikal ettirileceğini bilir…”

BUĞRA AYRINTI, İLİŞKİLER DAHA DERİN

Nitekim bunu öğrenen Muhammed Salih, 2008 yılında FETÖ elebaşına elden ulaştırdığı mektupta, Gülen’in Özbekistan’da kapalı okullarını açtırabilmek için kendisini Türkiye’den sürgün ettirmek amacıyla İslam Kerimov ile pazarlık yaptığını yazmıştı.

İki kardeşi ile birlikte 8 bin Özbek Müslüman’ın Kerimov’un zindanlarında çürümeye devam ettiğini yazan Salih, mektubunda Gülen’e “Gerçekten böyle bir pazarlık oldu ise, ben bir mazlum Müslüman olarak size hakkımı helal etmeyeceğim” diyerek sitem etmişti.

Tüm bu olan bitene baktığımızda, Buğra Kavuncu üzerinden başlayan tartışmanın sadece Enver Altaylı ve Orhan Kavuncu ilişkisinin akrabalık boyutuyla ilgili değil, daha derin olduğu anlaşılıyor. 

Büyük fotoğrafta baktığınızda Amerika’dan Avrupa’ya, Türkiye’de FETÖ’den Orta Asya’ya uzanan ve Türkiye’de iç siyaseti de dizayn eden CIA ve Alman istihbaratı ile ilişkili Enver Altaylı’nın “orkestra şefliğinde” büyük bir senaryonun aktörleri görülecektir.

KAYNAK: HÜRRİYET

Devamını oku

GENEL

Dışişleri Bakanlığı’ndan Fransız Bakana sert tepki

Dışişleri Bakanlığı tarafından, Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın 25 Ekim 2020 tarihli açıklamalarına ilişkin yapılan …

Yayınlanma tarihi

-

Dışişleri Bakanlığı tarafından, Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın 25 Ekim 2020 tarihli açıklamalarına ilişkin yapılan açıklamada, “Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanı Le Drian’ın Ankara Büyükelçisinin istişareler için Paris’e çağrılması kararını açıklarken, Fransa’nın kendi başlattığı ve tırmandırdığı bir gerilim sürecini izah etmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Açıklamada dile getirilen hususlar, ne yazık ki, Fransa’nın olaylara ve ikili ilişkilerimize tek yanlı ve ben merkezci yaklaşımının sürdüğünü göstermektedir. Fransa Cumhurbaşkanı ve Fransız medyasınca uzun süredir Sayın Cumhurbaşkanımız ve ülkemizin hedef gösterilmesine ses çıkarılmamaktadır. Müslümanları rencide eden karikatürlerin ‘ifade özgürlüğü’ kisvesiyle devlet binalarına yansıtılmasına da keza tepki gösterilmemektedir. Gerçekler dile getirildiğinde Batı’nın her zamanki çifte standardıyla ‘ifade özgürlüğü’ yok sayılmaktadır. Türkiye, her tür terör ve şiddetle yıllardır mücadele eden bir ülke olarak, bu olayların tüm mağdurları gibi Samuel Patty cinayetinden de üzüntü duymuştur. Fransa’da devletimizin en üst düzeydeki temsilcisi Paris Büyükelçimizce de bu üzüntümüz ifade edilmiştir. Türkiye’nin terör bağlamındaki hassasiyeti dil, din, ırk ve düşünce ayrımı içermemektedir. Hal böyleyken, yıllarca terör örgütü PKK tarafından şehit edilen öğretmenlerimizle ilgili bir kez olsun açıklama yapma ihtiyacı duymayan Fransa’nın bugün bu tür bir hassasiyet içine girmesi de ayrıca manidardır.”

kaynak: Hürriyet

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR