Takip Edin

GÜNDEM

Afetzedelere yardım edilmesini içeren kanun teklifi kabul edildi

AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve AK Parti’li milletvekillerinin imzasını taşıyan “Bazı Kanunlarda ve 399 sayılı KHK’de Değişiklik …

Yayınlanma tarihi

-

AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve AK Parti’li milletvekillerinin imzasını taşıyan “Bazı Kanunlarda ve 399 sayılı KHK’de Değişiklik Yapan Kanun Teklifi” ile diğer kamu bankalarına, bunların bağlı ortaklık ve iştiraklerine sağlanan istisnadan Vakıf Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketinin de yararlandırılması amaçlanıyor. 

Türkiye Vakıflar Bankasının Sermaye Piyasası Kanunu’na göre faaliyette bulunan gayrimenkul yatırım ortaklıkları, Kamu İhale Kanunu’na tabi olmayacak.

Manisa, Elazığ, Malatya, Diyarbakır, Adıyaman, Tunceli ve Van’da bu yıl içinde meydana gelen 3 depremden zarar gören vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesinin amaçlandığı teklif, bu depremlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı fen heyetlerince tespit edilmiş yıkık, ağır veya orta hasarlı konut, ahır ve iş yerlerinden hak sahibi olan afetzedelere destek sağlanmasına imkan tanıyor.

“Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun”a yapılan eklemeyle, yurt dışında bulunan vatandaşların, zorunlu sigorta kapsamında olmakla birlikte sigorta primi ödemesinden muaf olacak şekilde kısa süreli çalışmalarının, zorunlu çalışma olarak değerlendirilip aylık bağlanamaması veya bağlanmış aylıkların bu çalışmalar nedeniyle kesilmesinin önüne geçiyor.

Teklife göre, bu kapsamda çalışan vatandaşlara aylık bağlanabilecek, aylık alanların ise aylıkları kesilmeksizin ödenmesine devam edilecek. Kısa süreli çalışmaya tabi işler yönetmelikle belirlenecek.

Kovid-19 salgını nedeniyle kamu kurum ve kuruluşları ile kamu sermayeli bankaların mali yıl içerisinde oluşabilecek ilave finansman ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla ihraç edilebilecek olan ikrazen özel tertip devlet iç borçlanma senetleri için 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nda belirlenen limiti, 2020 yılı için ilgili kanunda belirlenen başlangıç ödeneklerinin yüzde 5’ine kadar olacak şekilde artırılabilecek.

Teklifle, “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun”a geçici madde ekleniyor. Maddenin yürürlüğe gireceği tarihten önce alınmış kamulaştırma kararları üzerine, mahkeme kararıyla idare adına tescil edilen taşınmazların kamulaştırılmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle idari yargıya açılmış davalarda iptal kararı verilmesi nedeniyle idare aleyhine açılacak davalarda; Taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesi üzerine idarece ödenmiş kamulaştırma bedeli, davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilecek.

Teklifle, Bankacılık Kanunu’nda yer alan bankaların faaliyet konularına ilişkin bankalar ve müşteriler arasındaki sözleşmelerin şekli düzenleniyor.

Sözleşmelerin, yazılı veya uzaktan iletişim araçlarıyla mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek, müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkan verecek diğer yöntemler yoluyla kurulabilmesi öngörülüyor.

Bu düzenleme ayrıca, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndaki “sözleşme şartları” hükmüne de ekleniyor.

Böylelikle, bankalar ile müşteriler arasında ilk defa sözleşme ilişkisi kurulmasında, bankaların potansiyel müşterilerle yüz yüze gelmeden, fiziki belge ve ıslak imza kullanılmadan, günün teknolojisine uygun diğer yöntemlerin de kullanılabilmesinin önü açılıyor.

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bankalar ile bireysel müşterileri arasında akdedilecek sözleşmelerin içeriğinde yer alması gereken asgari konular ile tip sözleşmelerin uygulanacağı işlemler, kurulun uygun görüşü alınarak, kuruluş birlikleri tarafından belirlenecek.

Elektronik haberleşme hizmetleri için sözleşmeler, yazılı usulün yanında elektronik de yapılabilecek. Abonelik sözleşmelerinin feshedilmesinde yazılı bildirim koşulu kaldırılacak.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen, AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Bazı Kanunlarda ve 399 sayılı KHK’de Değişiklik Yapan Kanun Teklifi ile Elektronik Haberleşme Kanunu’nda düzenleme yapılıyor.

Buna göre tüketiciler, elektronik haberleşme hizmetine abone olurken bu hizmeti sağlayan işletmeciyle sözleşme yapma hakkına sahip olacak. Sözleşme, yazılı olarak veya elektronik ortamda kurulacak. Elektronik ortamda kurulacak sözleşmelerde, başvuru sahibinin kimliğinin doğrulanmasına imkan verecek şekilde, kurum tarafından belirlenecek yöntemler kullanılacak ve bunlara ilişkin usul ve esaslar kurum tarafından belirlenecek.

Abonelik sözleşmelerinin feshedilmesi sürecinde abonenin talebinin yazılı bildirilmesi koşulu kaldırılacak. Abone, elektronik yöntemlerle de talebini iletebilecek.

Çek Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle, karşılıksız çekten hüküm giyen kişi, tahliye tarihinden itibaren en geç 1 yıl içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini alacaklıya ödemek zorunda olacak. Kişinin, kalan kısmını 1 yıllık sürenin bitiminden itibaren ikişer ay arayla 15 eşit taksitle ödemesi durumunda, mahkemece, ceza mahkumiyetinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilecek. İnfazın durdurulduğu tarihten itibaren en geç 1 yıl içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda biri ödenmediği takdirde, alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilecek.

Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’ndaki düzenlemeye göre, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri ile müşterileri arasındaki sözleşme, yazılı veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın kurulun, yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek, müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkan verecek yöntemler yoluyla kurulacak şekilde düzenlenecek. Buna ilişkin usul ve esaslar, kurul tarafından belirlenecek.

Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da da düzenlemeye gidildi. Buna göre, ticari amaçla makaron veya yaprak sigara kağıdını, içine kıyılmış tütün, parçalanmış tütün ya da tütün harici herhangi bir madde doldurulmuş olarak satanlar, satışa arz edenler, bulunduran ve nakledenlere yönelik cezaya ilişkin uygulama 1 Temmuz 2020’de yürürlüğe girecek. 

Tarım ve Orman Bakanlığından yetki belgesi almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapanlara yönelik cezai uygulama ise 1 Temmuz 2021’de yürürlüğe girecek.

KİT’lere iç kontrol sistemi uygulaması

Kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT) ve bağlı ortaklıklarında Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda tanımlanan iç kontrol sistemi oluşturulacak. KİT’lerin ve bağlı ortaklıklarının her düzeydeki yöneticisi iç kontrol sisteminin etkin şekilde oluşturulmasından ve uygulanmasından, yönetim kurulları ise gözetiminden ve gerekli tedbirlerin alınmasından sorumlu olacak.

İç denetim, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda belirlenen faaliyetleri kapsayacak. İç denetim, iç denetçiler tarafından yapılacak. Yapıları ve personel sayıları dikkate alınmak suretiyle KİT ve bağlı ortaklıklarında iç denetçi istihdam edilecek. İç denetçiler, gerekli şartları taşıyanlar arasından yönetim kurulu tarafından atanacak ve aynı usulle görevden alınacak. İç denetçiler, kanunda belirtilen görevleri İç Denetim Koordinasyon Kurulunca belirlenen kamu iç denetim standartlarına uygun şekilde yerine getirecek.

KİT ve bağlı ortaklıklarına iç denetçi olarak atanacaklarda Devlet Memurları Kanunu’nda belirtilen şartlar aranacak. İç denetçiler, mali ve sosyal haklar ve yardımlar ile diğer özlük hakları bakımından bakanlık iç denetçisine denk olacak.

Gerekli şartları yerine getirerek iç denetçi olarak görevli bulunanlardan anılan ilgili karardaki gerekli sertifikaya sahip olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde istihdam edildikleri teşebbüs veya bağlı ortaklıklarına başvuruları üzerine iç denetçi kadrolarına atanacak.

Sertifika şartı hariç diğer gerekli şartları yerine getirerek, iki yıl içerisinde sertifika sahibi olmak üzere iç denetçi olarak görevli/atanmış bulunanlar, en geç 31 Aralık 2021’e kadar olmak üzere belirtilen sürede gerekli sertifikalardan birine sahip olmaları halinde, istihdam edildikleri teşebbüs veya bağlı ortaklıklarına başvuruları üzerine iç denetçi kadrolarına atanacak.

İç denetçi kadrolarına atamaları yapılmış olanlar ile görevlendirme suretiyle iç denetim faaliyetini yürütenlerden şartları en geç 31 Aralık 2021’ye kadar yerine getiremeyenlerin atamaları veya görevlendirilmeleri iptal edilecek, bu kişiler bir önceki görevlerine iade edilecek. 

Kaynak: Sputnik TR   ©SputnikTR 

GÜNDEM

Suudi rejimin baskısı, Suudililere Türkiye’deki gayrimenkullerini sattırıyor

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 2018 yılında gerçekleşen Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrasında Suudiler’in Türkiye’deki yatırımlarını satmaları …

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 2018 yılında gerçekleşen Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrasında Suudiler’in Türkiye’deki yatırımlarını satmaları için kendi ülke yönetimleri tarafından yapılan baskı ve tehditler sürüyor.

 Suud rejiminin vatandaşlarına Türkiye’de yatırım yapmaları durumunda yaptırım uygulayacaklarını bildirmesi sonrasında çok sayıda Suudi yatırımcı, Türkiye’deki gayrimenkullerini satışa çıkardı.

Yatırımlarını bir an önce ellerinden çıkarmak isteyen yatırımcılar, gayrimenkullerini gerçek bedellerinin altında satmaya çalışıyor. Suudiler’in çok sayıda yatırımı bulunduğu yerler arasında yer alan Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde ise trilyonluk çok sayıda villar düşük bedellerle satışa çıkarıldı. Kartepe Maşukiye ve Sapanca’da bulunan çok sayıda villanın düşük bedelle satışa sunulmasını değerlendiren emlakçılar ise oluşturulmak istenen kriz girişiminin yatırımcılar için fırsata dönüşeceğini söyledi.

 

“Savaş olması durumlarında böyle bir karar alabilir”

Suudi yatırımcıların ellerindeki gayrimenkulleri hızla satışa çıkarmasını değerlendiren Kocaeli Emlakçılar Odası Başkanı Alpay Hacıoğlu, “Son iki gün içerisinde Türkiye’de dalga dalga yayılan bir duyuma ulaştık biz. Bu duyum nedir özelikle sadece Suudi Arabistan krallığı, Türkiye’deki vatandaşlarının elindeki gayrimenkulleri bir şekilde boşaltmalarını ve satmaları ile ilgili talimat verdi. Tabi bu bizim çok yorum yapacağımız bir durum değil, siyasi bir durum olduğunu düşünüyorum. Ancak bu gibi durumlarda ülke kaos olması, savaş olması durumlarında böyle bir karar alabilir” dedi.

“Sıkıntı yaşanır düşüncesi olsa bile her kriz bir fırsattır”

Alınan kararın Türkiye’de yatırımcılar için fırsata dönüşebileceğini ifade eden Hacıoğlu, “Biz kendi sektör açımızdan baktığımızda biz kapılarımızı açmışız, Türkiye’de bu cennet vatanından gelip bir gayrimenkul edinmişler ondan sonra bu gayrimenkulleri ebedi bir şekilde satmak istiyorlar. Bu çok küçücük minicik bir kaos bir sıkıntı yaşanır düşüncesi olsa bile her kriz bir fırsattır. Almış oldukları bu gayrimenkulleri ebedi bir şekilde satmak isterlerse uygun fiyatlara ellerinden çıkarmak zorunda kalacaklar ve bu gayrimenkulleri başka bir alıcı da bulabilir. Sektör açısından baktığımızda bizi etkileyecek söz konusu bir durum değil. Ülke olarak biz bu ve buna benzer şeyleri çok rahat aşmışız geçmişte, bu gün de aşarız. Kendileri bilirler. Gayrimenkullerini satmak isteyenler başka alıcılara talepler olabilir’ dedi.

KAYNAK: İHA

Devamını oku

GÜNDEM

İddia: Hoşgörü bakanı taciz etti

DÜNYA medyası son günlerde yeni bir taciz ve tecavüz iddiasıyla çalkalanıyor. Bu kez iddia Birleşik Arap Emirlikleri Hoşgörü Bakanı Şeyh Nahyan …

Yayınlanma tarihi

-

DÜNYA medyası son günlerde yeni bir taciz ve tecavüz iddiasıyla çalkalanıyor. Bu kez iddia Birleşik Arap Emirlikleri Hoşgörü Bakanı Şeyh Nahyan bin Mübarek al Nahyan hakkında… İddianın sahibi ise 32 yaşındaki organizatör Caitlin McNamara. İngiliz The Sunday Times’ın haberine göre Abu Dabi Hay Edebiyat Festivali’nin organizatörü McNamara 14 Şubat günü Nahyan’ın özel adasındaki lüks villaya çağrıldı.

‘AMACI O AN ANLADIM’

Festivalin açılış hazırlıklarını görüşmek üzere adaya gittiğini düşünen McNamara bir tuhaflık hissetti ve festival başkanı Peter Florence’a canlı konum gönderdi. Villaya gittiğini ve Nahyan ile sohbet etmeye başladıklarını anlatan McNamara daha sonra Bakan’ın kendisine dokunmaya başladığını ve cinsel saldırıda bulunduğunu iddia etti. McNamara o anları “Yanımdaki kanepede oturuyordu, koluma ve ayaklarıma dokunmaya başladı. Ben uzak durmaya çalışıyordum o ise devam ediyordu. Ancak daha sonra neden o adaya ve villaya çağırıldığımı anladım. Kendimi çok saf hissettim. O anlar tüyler ürperticiydi” diyerek anlattı.

‘KAÇIP TAKSİYE BİNDİM’

“Korkmuştum. Bu adamın gücünü ve etkisini bilecek kadar BAE’de zaman geçirmiştim” diyen McNamara, 69 yaşındaki Şeyh Nahyan’ın villasından koşarak kaçtığını, bir taksiye binerek oradan kurtulabildiğini söyledi. McNamara iddialarını kanıtlamak için de festival başkanı Peter Florence ile yazışmalarını The Sunday Times ile paylaştı. Bu sırada Bakan McNamara’yı aramaya devam etti. Telefon kayıtları, olaydan sonraki gün Nahyan’ın 14 kez aradığını ve 16 Şubat Pazar günü de mesaj gönderdiğini ortaya koydu. İngiliz konsolosluğuna olan biteni anlatan McNamara, yetkililerin kendisine ülkeyi terk etmesi gerektiği, polise şikâyette bulunmaması aksi takdirde gözaltına alınabileceği yönünde uyarılarda bulunduğunu iddia etti.

TRAVMA YAŞADI

Gazetenin ulaştığı tıbbi raporda, McNamara’nın, olayın ardından travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yaşadığı, geceleri tekrarlanan panik ataklar geçirdiği ve uyumakta zorlandığı ifadelerinin yer aldığı belirtildi. Öte yandan McNamara, festival komitesini de kendisine destek olmamakla suçladı.

SORULAR YANITSIZ

Nahyan cinsel saldırı iddialarıyla ilgili soruları yanıtsız bırakırken kendisini İngiltere’de temsil eden hukuk bürosundan “Müvekkilimiz bu iddia karşısında şaşırmış ve üzülmüştür” açıklaması yapıldı. Dünyanın en zengin dördüncü kraliyet ailesine mensup olan Nahyan’ın İngiltere’de çok sayıda mülkü var. Ailenin bir diğer üyesi Şeyh Mansur bin Zayed El Nahyan, Premier Lig kulüplerinden Manchester City’nin sahibi.

Devamını oku

GÜNDEM

Cumhurbaşkanı Erdoğan doğalgaz rezervini açıkladı: Toplam doğalgaz rezervi 405 milyar metreküp

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Test, analiz ve detaylı mühendislik çalışmaları sonunda keşfettiğimiz rezerve 85 milyar metreküp …

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Test, analiz ve detaylı mühendislik çalışmaları sonunda keşfettiğimiz rezerve 85 milyar metreküp daha ilave edildi. Böylece Sakarya sahasının Tuna-1 bölgesindeki toplam doğal gaz rezervi miktarı 405 milyar metreküpü buldu.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fatih sondaj gemisinde incelemelerde bulunmasının ardından yaptığı açıklamada, bugün hem Fatih sondaj gemisinin personelini tebrik etmek hem de keşfedilen rezervin yeni miktarını paylaşmak üzere geldiğini söyledi.

Fatih sondaj gemisini İstanbul’un fetihinin 567. yıl dönümü olan 29 Mayıs’ta Haydarpaşa Limanı’ndan Karadeniz’e uğurladıklarını hatırlatan Erdoğan, Trabzon Limanı’nda kule montajı, bakımı ve ikmali yapılan geminin 20 Temmuz’da Sakarya sahasının şu anda bulunduğu yerdeki Tuna-1 kuyusunda sondaja başlandığını ifade etti.

Erdoğan, yapılan çalışmalar sonunda deniz tabanının altındaki kuyunun ilk iki katmanında 320 milyar metreküplük doğal gaz bulunduğu müjdesini 21 Ağustos’ta ilan ettiklerini aktararak, şunları kaydetti:

“Bu tarihten sonra da sondaj faaliyetlerine devam eden gemimiz, 4 bin 445 metre derinliğe kadar ulaştı. Test, analiz ve detaylı mühendislik çalışmaları sonunda keşfettiğimiz rezerve 85 milyar metreküp daha ilave edildi. Böylece Sakarya sahasının Tuna-1 bölgesindeki toplam doğal gaz rezervi miktarı 405 milyar metreküpü buldu. Bu kuyudaki çalışma önceden planlandığı şekilde 4 bin 775 metre derinliğe ulaşılmasıyla sona erdi. Fatih sondaj gemimiz Filyos Limanı’ndaki bakım, ikmal ve teknik hazırlık safhalarının ardından inşallah önümüzdeki aydan itibaren sondaj faaliyetlerine yine Sakarya sahasındaki Türkali-1 kuyusunda devam edecek. Türkali-1 kuyusundan da çok kısa sürede sevindirici haberler almayı bekliyoruz. Tuna-1 kuyusunda keşfettiğimiz 405 milyar metreküplük doğal gazı burada kurulacak platform vasıtasıyla topraklarımıza ulaştıracak ve ülkemizin tamamına hizmet veren sisteme entegre edeceğiz. Hedefimiz 2023 yılında bu gazı milletimizin kullanımına sunmaktır. Böylece Türkiye tarihindeki en büyük hidrokarbon kaynağına kavuşmuş olacaktır. İnşallah Karadeniz’deki ve Akdeniz’deki yeni sondajlardan alacağımız müjdelerle bu kaynağı daha da genişleteceğiz.”

YERLİ DENİZALTI ROBOTU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, halen Yavuz sondaj gemisinin, Barbaros Hayrettin ve Oruç Reis sismik araştırma gemileriyle birlikte Akdeniz’de faaliyetlerini sürdürdüğünü ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kanuni sondaj gemimiz Karadeniz’deki sondaj faaliyeti için yola çıktı. Yıl sonuna kadar fiilen kuyu açmaya başlayacak. Hepsi de Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na ait sondaj gemilerimiz, dünyadaki toplam derin deniz sondaj filosunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor. Sismik araştırma gemilerimiz de kendi alanlarının en modern donanımlarına sahiptir. Fatih sondaj gemimiz, ekipmanın ve ekibin millileştirilmesi yolunda önemli bir adımdı. Şimdi yeni bir adım daha atarak uzaktan kumandalı ileri teknoloji ürünü denizaltı robotumuzu da yerli ve milli imkanlarla petrol sektörümüze kazandırdık. ‘Kaşif’ adını verdiğimiz bu denizaltı robotu sayesinde yüzlerce metre derinlikteki ihtiyaç duyulan elektrik ihtiyacını ve video görüntülerini uzaktan kumandayla hiçbir riske girmeden elde edebileceğiz. Denizaltı robotumuzun ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

Erdoğan, Karadeniz’de bulunan Fatih sondaj gemisini ziyaretindeki konuşmasında, keşfedilen hidrokarbon kaynaklarının ekonomik değer olarak çok önemli bulunduğunu, Türkiye’nin bu konuda net ithalatçı bir ülke olduğunu söyledi.

Rusya, İran ve Azerbaycan’dan doğal gaz, Cezayir, Katar, Nijerya ve Amerika gibi yerlerden de sıvılaştırılmış doğal gaz ithal edildiğini ifade eden Erdoğan, “Ülkemizin çeşitli yerlerinde küçük miktarlarda petrol ve doğalgaz çıkıyor olmakla beraber bunlar toplum olarak toplamda tüketimimiz içinde bir hayli yetersiz düzeydedir. Karadeniz’de keşfettiğimiz rezerv ülkemizin bugüne kadarki en büyük hidrokarbon kaynağıdır. Devamının da geleceğine inandığım bu keşiflerle inşallah ülkemizin doğal gazda dışarıya bağlılığı önemli ölçüde azalacaktır. Bu aynı zamanda milletimize daha ucuz doğal gaz hizmeti verebileceğimiz anlamına da geliyor.” diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye’nin sahip olduğu güçlü alt yapısı sayesinde sondaj çalışmalarını dışarıdan kiralamaya göre gerçekten çok uygun bir maliyetle ve güvenle gerçekleştirdiğini dile getirerek, gazın kalitesinin yüksekliğinin işletme maliyetlerinin de minimum seviyede olacağına işaret ettiğini kaydetti.

Kalkınma ve büyüme çabasının en büyük kalemini oluşturan petrol ve doğal gazda dışarıya ödenen miktar azaldıkça bu hizmetlerin millete daha hesaplı sunulabileceğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Böylece ülkemizde kalan kaynağı da yatırıma, üretime, istihdama yönlendirme imkanına kavuşacağız. Ancak bu keşfin en az miktarı ve değeri kadar önemli kabul ettiğim bir diğer husus da Türkiye’nin yürüttüğü tarihi istiklal ve istikbal mücadelesi sürecinde milletimize büyük bir moral vermiş olmasıdır. Yıllarca gıptayla baktığımız hidrokarbon zenginliklerine artık ülkemizin de sahip olabileceğini görmemiz inşallah diğer alanlardaki mücadelelerimizin başarıya ulaşacağının da işaretidir. Dünyada son bir asırda yaşanan çatışmaların çoğu hidrokarbon kaynaklarına sahip olabilmek için çıkmış veya çıkartılmıştır. Türkiye bu çatışmaların tamamen dışında kalarak kendi emeği ve gayretiyle bugün bulunduğu yere gelmiştir. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarını paylaşım mücadelesinden Türkiye’yi dışlama çabalarına rıza göstermeyerek yeni bir dönemin kapısını açtık. Ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin haklarını yok sayan hiçbir plana, hiçbir girişime, hiçbir oldubittiye izin vermemekte kararlıyız. Buradan bir kez daha tekrarlıyorum. Bizim kimsenin hakkında, hukukunda özellikle de toprağında gözümüz yoktur. Biz sadece kendi haklarımızın müdafaası içindeyiz. Bu mücadeleyi başarıya ulaştırmak için diplomasinin tüm yollarıyla birlikte gücümüzün tamamını kullanmakta kararlıyız. Doğu Akdeniz’de barışı, huzuru, istikrarı egemen kılmanın yolu Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarına saygılı olmaktan, tanımaktan, teslim etmekten geçiyor. Bunun dışındaki hiçbir zorbalığa ve komedi düzeyine varan oyunlara eyvallah etmeyeceğiz.”

“AVRUPA BİRLİĞİ’NİN GÜVENİLİRLİĞİ ZATEN AZALMIŞTI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliğinin (AB) bu konuda Yunanistan ve Rum kesiminin adeta esiri haline gelmiş olmasının en çok yine AB’ye zarar verdiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Ülkemize bugüne kadar savunduğu tüm değerleri hiçe sayma pahasına uyguladığı çifte standart sebebiyle Avrupa Birliği’nin güvenilirliği zaten azalmıştı. Şayet hali hazırdaki tartışmalarda Doğu Akdeniz’de adil bir tutum takınmaz ise bu durum artık Avrupa Birliği’nin sonunun geldiğinin resmen ilanı olacaktır. Irkçılık ve İslam düşmanlığı bataklığında çırpınan, İngiltere’nin ayrılmasıyla güç kaybeden Avrupa Birliği, doğal kaynakların adil bölüşümü konusunda devre dışı kalmasının yükünü taşıyamaz. Biz her şeye rağmen Avrupa ile kadim tarihi geçmişe sahip siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerimizi geliştirerek sürdürmekten yanayız. Burada cevap bekleyen tek soru: Avrupa Birliği’nin bunu isteyip istemediğidir. Salgının da etkisiyle küresel ve bölgesel düzeyde bir yeniden yapılanma sürecinden geçildiği şu kritik dönemde bunun cevabını Avrupa Birliği’nden başka verebilecek merci yoktur.”

“HİDROKARBON KAYNAKLARI ARAMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

“Türkiye olarak biz kendi işimize bakıyoruz.” diyen Erdoğan, bundan sonra da böyle devam edeceklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Karadeniz’de ve Akdeniz’de hidrokarbon kaynakları aramayı sürdüreceğiz. Suriye’de, Libya’da, Azerbaycan’da, Hakk’ın ve haklının yanında durmayı sürdüreceğiz. Sınırlarımız içinde ve dışında terör örgütleriyle mücadelemizi kesintisiz şekilde yürütmeyi sürdüreceğiz. Ekonomimizi, üretim, ihracat, istihdam odaklı olarak büyütmeyi sürdüreceğiz. Dünyanın neresinde olursa olsun gözünü ve kalbini ülkemize yöneltmiş tüm mazlumlara ve mağdurlara el uzatmayı sürdüreceğiz. Milletimize her alanda hak ettiği hizmetleri getirmeyi, dev projeleri hayata geçirmeyi, yenilerini devreye almayı sürdüreceğiz. Bu uğurda gerekirse canımızı ortaya koymak dahil, hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağız. Türkiye’yi girdiği bu yoldan döndürmeye ne darbeler ne ekonomik tuzaklar ne siyasi ayak oyunları ne de içi boş tehditler kafi gelir.”

Son yıllardaki girilen her mücadelede elde edilen başarıların gerisinde, milletin sergilediği sağlam birlik ve beraberlik ile devletin tüm kurumlarının ahenk içindeki çalışması olduğunu kaydeden Erdoğan, “İnşallah bu güzel tabloyu bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. 2023 hedeflerimize ulaşana, bizden sonraki nesillere 2053 vizyonunu hayata geçirebilecekleri büyük ve güçlü bir Türkiye bırakana kadar durmayacağız, duraksamayacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.” dedi.

Erdoğan, Fatih sondaj gemisinin personelini tebrik ederek, “Tuna-1 kuyusundan çıkaracağımız yeni rakamıyla 405 milyar metreküp doğal gazın ülkemize milletimize ve hayırlı bereketli olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından kaptan köşküne geçerek, kaptanlar Selçuk Koyuncu, Mustafa Özdal ve Barış Ersoy ile de görüştü.

Erdoğan’a, Fatih gemisinin rezerv keşfi dolayısıyla, Osmanlı’da zafer kazanan donanma gemilerine asılan sancak hediye edildi.

Kaynak: NTV

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR