Takip Edin

GÜNDEM

AA görüntüledi! İşte terör yuvası

Anadolu Ajansı (AA), 6 yıldır Musul’un Sincar ilçesinde varlık göstererek askeri ve siyasi faaliyetlerde bulunan terör örgütü PKK’ya ait kampları …

Yayınlanma tarihi

-

Anadolu Ajansı (AA), 6 yıldır Musul’un Sincar ilçesinde varlık göstererek askeri ve siyasi faaliyetlerde bulunan terör örgütü PKK’ya ait kampları ve siyasi faaliyet alanlarını görüntüledi.

Irak hükümeti ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında 9 Ekim’de imzalanan anlaşmada, terör örgütü PKK’nın Sincar’daki varlığına son verilmesi maddesinin yer alması, örgütün bölgedeki varlığını bir kez daha gündeme getirdi. AA, terör örgütü PKK’nın Sincar’daki kamplarını görüntüleyerek, örgütün bölgedeki varlığının devam ettiğini gözler önüne serdi.

AA muhabirinin çektiği görüntülere göre PKK ve ona bağlı yerel milislerin konuşlandığı Sincar’da örgüte ait eğitim kampları, sözde halk meclisleri ve kontrol noktaları bulunuyor.

Görüntülerde, PKK’nın bölgedeki varlığını sonlandırmayı öngören Sincar anlaşması, örgüt üye ve sempatizanları tarafından protesto ediliyor. Gösteri sırasında terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a ait resimlerin taşındığı görülüyor.

Sincar’daki Ezidileri silah altına almak için kurulan bir kamp, o esnada düzenlenen silah töreni göze çarpıyor. Bunun yanında, kamp etrafında kurulan gözlem kuleleri yer alıyor. Aynı zamanda, Sincar’daki güvenliği de elinde tutan örgütün, üzerinde “Asayiş” yazan pikap araçlarla rahat bir şekilde devriye gezebildiği gözleniyor. Ezidilerin tüm çağrılarına rağmen çocuklarının silah altına alındığı kampların dışında, örgüte ait sözde halk meclisleri de siyasi örgütlenme için kullanılıyor. Örgüt mensuplarının Sincar ilçe merkezinin Suriye sınırına yakın Hanesur köyündeki “Hanesur Halk Meclisi” bulunuyor. Söz konusu meclisin herhangi bir resmiyeti bulunmadığı gibi sadece Ezidilerin örgütlenmesi için faaliyet gösteriyor. Görüntülerde PKK’nın Sincar’da herhangi bir engelle karşılaşmadan hareket ettiği açıkça görülüyor.

BAĞDAT VE ERBİL ARASINDA İMZALANAN SİNCAR ANLAŞMASI

Bağdat ve Erbil arasında statüsü tartışmalı bölgelerden biri olarak bilinen ve terör örgütü PKK’nın varlık gösterdiği Sincar’daki sorunların çözümüyle ilgili 9 Ekim’de başkent Bağdat’ta yapılan toplantıda anlaşmaya varıldığı duyurulmuştu. Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi’nin liderliğinde yapılan toplantıya, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis, IKBY heyeti ve Ezidi toplumu temsilcileri katılmıştı.

Irak Başbakanlık Sözcüsü Ahmed Molla Talal, toplantı sonrası yaptığı açıklamada, “Başbakan Kazımi’nin himayesinde, Sincar’da hükümetin kontrolünü güçlendirmek ve dışarıdan gelen grupların (terör örgütü PKK) gücünü kırmak için idari ve güvenlik açısından tarihi bir anlaşma yapıldı.” ifadelerini kullanmıştı.

AA muhabirinin ulaştığı anlaşma metnine göre, terör örgütü PKK’nın bölgedeki varlığına son verilecek. Sincar’ın güvenlik ve idari yönetiminin gözden geçirilmesi ve yeniden imarı için Bağdat ile IKBY arasında ortak komite kurulacak.

ÖRGÜT, DEAŞ’I BAHANE EDEREK BÖLGEYE KONUŞLANDI

Terör örgütü PKK, Sincar ve çevresine DEAŞ’ı bahane ederek yerleşti. 3 Ağustos 2014’te Ezidilerin çoğunlukta yaşadığı Sincar ilçesine saldırı düzenleyen terör örgütü DEAŞ, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu binlerce kişiyi kaçırıp öldürdü veya elinde tuttuğu bölgelerde alıkoydu. Kasım 2015’te Sincar ilçe merkezi ve çevresini terör örgütü DEAŞ’tan geri alan Peşmerge güçleri, Irak merkezi hükümetine bağlı güçlerin Ekim 2017’de Sincar’a konuşlanması sonrası bölgeden çekildi. PKK da DEAŞ’ın 2014’te Sincar’a yaptığı saldırıyı bahane ederek bölgede konuşlandı. Musul kent merkezinden yaklaşık 120 kilometre mesafedeki Sincar’da DEAŞ öncesi yaklaşık 300 bin kişinin yaşadığı tahmin edilirken, bu nüfusun üçte ikisini Ezidilerin, diğer bölümünü ise Sünni Kürt ve Arapların oluşturduğu belirtiliyor. 2014 sonrası ise PKK, Suriye ve Kandil’den getirdiği militanlarla başta Sincar Dağı olmak üzere birçok bölgede kamp kurup varlık göstermeye başladı.

PKK’nın konuşlandığı Sincar, Suriye sınırına çok yakın olmasının yanı sıra aynı zamanda Türkiye’ye de yakın bir konumda bulunuyor. Bölgenin arazi koşullarının engebeli olmamasından dolayı mevcut kara yollarından hem Suriye’ye hem de Türkiye sınırına rahatlıkla ulaşılabiliyor. Terör örgütü, Suriye’den getirdiği araçlarla sınır üzerinden hareket edebildiği gibi birçok yola da keyfi şekilde kontrol noktaları kurdu.

EZİDİLER, TERÖR ÖRGÜTÜ PKK NEDENİYLE EVLERİNE DÖNEMİYOR

DEAŞ’ın saldırısı sonrası Ezidilerin birçoğu evlerini terk edip başta IKBY olmak üzere Türkiye ve çok az oranda da Suriye’ye kaçmak zorunda kaldı. DEAŞ’ın yaklaşık 15 ay boyunca ilçeyi elinde tutmasından sonra Kasım 2015’te bölgede kontrol tamamen sağlandı. Peşmerge güçlerinin, Sincar’da kontrolü sağlamasına rağmen birçok Ezidi terör örgütü PKK’nın engeline takılarak evine dönemedi. Ezidiler, PKK’nın Sincar’ın yeniden inşasının önünde engel teşkil ettiğini belirterek, her fırsatta örgütün Sincar’dan derhal çekilmesi çağrısında bulunuyor. IKBY yetkilileri ise PKK’nın bölgedeki varlığından dolayı Ezidilerin evlerine geri dönemediği ve bölgenin yeniden inşasının engellendiği eleştirilerini getiriyor.

Ezidilerin ruhani liderinin vekili Mir İsmet Tahsin Beg, 3 Eylül’de AA muhabirine yaptığı açıklamada, terör örgütü PKK’nın Musul’un Sincar ilçesinde istenilmediğini, örgütün bölgeyi terk etmesi gerektiğini belirtmişti. Sincar Kaymakamı Mehma Halil, 29 Ağustos’ta yaptığı yazılı açıklamada, PKK’nın, alıkoyduğu Ezidileri gizli hapishanelerde tuttuğunu açıklamıştı. IKBY Başkanı Neçirvan Barzani de 3 Ağustos’ta yaptığı yazılı açıklamada, PKK’nın Sincar’daki varlığına imalı bir şekilde değinerek, “Şengal (Sincar), Ezidilerin acılarını göz önünde bulundurmadan siyasi hedeflerini hayata geçirmek isteyen yasa dışı silahlı grupların üssüne dönüşmüş vaziyette.” ifadelerini kullanmıştı. Sincar’daki Ezidiler, PKK’nın bölgelerindeki varlığı ve kaçırılan çocuklarının serbest bırakılması için farklı aralıklarla eylemler düzenlemiş, Irak merkezi hükümetinin örgüte müdahale etmesi için çağrıda bulunmuştu.

GÜNDEM

Bakan Soylu: Haziranın sonunda Türkiye’nin her tarafından 112 çevrilecek

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Mülkiye Teftiş Kurulu 2020 Yılı İnceleme Araştırma Toplantısı’nın açılışında konuşma yaptı. Soylu, konuşmasında …

Yayınlanma tarihi

-

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Mülkiye Teftiş Kurulu 2020 Yılı İnceleme Araştırma Toplantısı’nın açılışında konuşma yaptı. Soylu, konuşmasında, bir dönem genel teftişlere ara verildiğini hatırlattı.

“FETÖ sadece devleti ele geçirmeye çalışan bir organizasyon değildir. ‘Devletin içerisinde vatansever, milletsever, ülkesever insanlar olur da açığa düşeriz’ diye başka bir mantığı ortaya koymuştur. Devletin içini boşaltmaya çalışmıştır” diyen Soylu, FETÖ’nün ayrıca devletin denetim mekanizmasını çürütmeye ve etkisiz hale getirmeye çalıştığını vurguladı.

Bakan Soylu, “Bizim yapmamız gereken, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin gelecek nesillerde kendi sistem duvarını korumasını sağlayabilmek ve milletimizin bu sistem duvarıyla beraber bir daha bu tehlikelerle karşı karşıya kalmaması lazım geldiğini ifade ediyor muyduk? Tam da buradaki vidaların tekrar yerlerine konulması ve sıkılması lazımdı. 15 Temmuz’dan beri Türkiye bunu yapıyor, her haliyle…” dedi.

“Önleyicilik hizmeti de bulunuyor”

İçişleri Bakanı Soylu, güçlü bir istihbarat yapısıyla sadece terörle mücadele de değil, aynı zamanda asayiş, göç ve uyuşturucu olaylarında da nasıl bir kazanım elde edildiğinin gösterildiğini anlattı.

Mülkiye Teftiş Kurulunda en önemli mekanizmanın “denetim mekanizması” olduğuna dikkat çeken Soylu, bir taraftan denetimin bir taraftan da rehberliğin ortaya konulduğunu anlattı.

Yerel yönetimlerin denetiminin de asli görevlerinden olduğunu dile getiren Soylu, Mülkiye Teftiş Kurulunun denetim ve rehberlik hizmeti olduğu kadar, önleyicilik hizmeti de bulunduğunu ifade etti.

“Türkiye nüfus hizmetlerinde çağ atladı”

Bakan Soylu, yakın zamanda istihbarat birimleri, belediyeler, kalkınma ajansları, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, geri gönderme merkezleri, kayyumlar, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları gibi kurum ve kuruluşlarda sadece özel teftişe tabi denetimler yapıldığına işaret etti.

Nüfus müdürlüklerinde de özel teftişe tabi denetimler yapıldığını hatırlatan Soylu, “Türkiye nüfus hizmetlerinde hakikaten çağ atladı. Şu ana kadar böyle biraz daha tasarruf da ederek, 140’a yakın nüfus müdürlüğümüzü restore ettik, yani yeni konseptimize döndürdük. Vatandaşımız gittiği zaman bir bankadan çok daha modern bir devlet kuruluşuyla karşılaşıyor” dedi.

“Elimizde bütün bilgiler ve veriler olacak”

Devletin teknolojide, verimlilik ve vatandaşın memnuniyete ulaşması ve hizmet anlayışında da özel sektörün gerisinde kalmaması gerektiğine dikkati çeken Soylu, buna mekan, personelin eğitimi, davranış biçimi ve hızlılığının da dahil olduğunun altını çizdi. Soylu, şöyle konuştu:

“112 acil çağrı merkezi, Allah nasip ederse yani ben tarih veriyorum ki arkadaşlar biraz daha gaza bassınlar diye haziranın sonunda inşallah Türkiye’nin her tarafından 112 çevrilecek, 155, 156, 157, itfaiye, orman, sağlık hepsi bir arada olacak. Peki, bu niye heyecanlandırıyor bizi? Bizi heyecanlandırmasının sebebi, elbette ki konforlu bir şey, birçok numarayı bilmemize gerek kalmayacak, modern bir şey ama başka bir şey daha var; elimizde öyle bir data öyle bir veri olacak ki kazanın, hırsızlığın en çok nerede olduğunu bir tuşla görebileceğiz. Bir kaza olduğu zaman bir sağlık ekibinin hangi saatte nereden oraya ulaşabildiğini, daha iyi konumlanma noktasının neresi olması lazım geldiğini çok rahat bir şekilde görebileceğiz. Orman yangınlarının hangi bölgede olduğunu ve buna ait tedbirlerin ve önlemlerin hangi bölgeye doğru yoğunlaştırılması lazım geldiğini görebileceğiz. Beni heyecanlandıran tarafı burası. Elimizde bütün bilgiler ve bütün veriler olacak.”

Bu konuda alınacak personelin önemli bir bölümünü, acil çağrı hizmeti eğitimi görenlerden seçeceklerini ifade eden Soylu, “Böylece orada vadettiğimiz şey şudur; eğitimini alan, profesyonel ve bu konuda önemli ölçüde çaba sarfeden bir anlayışı ortaya koymuş olacağız” dedi.

“Trafik kazaları ölüm sayısı yüzde 50’nin üzerinde azaldı”

Soylu, yapılan güvenlik operasyonlarına da değinerek, “Cudi’nin kalbine güvenlik kulelerimizle girdik. Şimdi çok uzun yıllardan beri 100 yılı aşkın bir zamandan beri Türkiye’nin önemli bir güvenlik meselesi olan İran’dan Türkiye’ye terörist aktarımının önemli bir merkezi olan Tendürek’te de aynı şeyi yapacağız” dedi.

Her meselede bambaşka bir yapı ortaya koymaya çalıştıklarını dile getiren Soylu, sorumluluklarında bulunan 2020 ve 2030 Karayolları Trafik Stratejik Planı üzerinde tam bir yılı aşkın bir süredir çalışıldığına işaret etti.

Dünyada 2011-2020 Stratejik Planı’nda, verdiği söze sadık kalan, uyan ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan Soylu, “Trafik kazaları ölüm sayısı yüzde 50’nin üzerinde bizde azaldı. Dünyada bir ülke daha var” sözlerini kullandı.

Soylu, araç, yol standardı ve trafikte alınan tedbirlerin eş güdüm içerisinde götürüldüğünü belirtti.

Denetim ve teftişlerden elde edilen sonuçları izlediklerini bildiren Bakan Soylu, hedefte bir sapma söz konusu olduğu zaman da bir araya gelerek, bu sapmayı değerlendirdiklerini söyledi.

Ayrıca yıllık planlar yaptıklarını, salgın döneminde de bunu revize etmeyip, salgının genel faaliyet planlarına etkilerini görmek istediklerini aktaran Soylu, salgın öncesi ve salgın sonrasında da ayaklarını yorganlarına göre uzattıklarını anlattı.

FETÖ ile mücadele

“FETÖ ile mücadelede İçişleri Bakanlığı bünyesinde toplam 26 bin 725 personel hakkında mülkiye müfettişleri tarafından rapor düzenlendi” diyen Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu sayılar, bize tarif etmeye çalıştığım İçişleri Bakanlığı trendlerinden Mülkiye Teftiş Kurulumuzun da ayrışmadığını göstermektedir. Bu bizim için hem bir mutluluk kaynağıdır hem de önümüzdeki dönemde bu kurumdan beklentilerimize dair içimizi rahatlatan bir göstergedir.”

Soylu, kurula seslenerek, sadece cezalandıran değil, mümkün olduğunca hata yapmayan bir teşkilata doğru yönelmeleri gerektiğini vurguladı.

Vatandaşa hizmette karakollara güven masaları kurduklarını aktaran Soylu, vatandaşın memnuniyetinin en üst düzeyde olması gerektiğini ifade etti.

“Bürokrasiyi azaltan bir anlayış ortaya koyuyoruz”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, teknolojiyi yoğunlaştıran, bürokrasiyi azaltan bir anlayış ortaya koyduklarını dile getirdi.

Tüm Mülkiye Teftiş Kurulu üyelerine ayrı ayrı teşekkür eden Soylu, “İnanıyorum ki ortaya koyacağımız düşünce, yürüyüş ve belirleyeceğiniz bu anlamlı çizgi gelecek nesillerimize büyük katkı sağlayacaktır. Tıkır tıkır işleyen, vatandaşının güven duyduğu, vatandaşının emrine amade olan bir devlet anlayışını ve kendini her an hazır, güçlü gören devlet anlayışını hep beraber gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde bırakacağız” dedi.

Bakan Soylu, eğitim programının başarılı geçmesini ve hayırlı sonuçlara vesile olmasını da diledi.

kaynak: Haber7

Devamını oku

GÜNDEM

Paul Pogba’dan ‘Milli takımı bıraktı’ iddiası için açıklama geldi!

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Manchester United forması giyen Müslüman futbolcu Paul Pogba’nın, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un …

Yayınlanma tarihi

-

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Manchester United forması giyen Müslüman futbolcu Paul Pogba’nın, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un İslamiyet hakkında söylediği skandal sözlerin ardından milli takımı bırakma kararı aldığı iddia edilmişti.

The Sun; 27 yaşındaki Fransız futbolcu, Emmanuel Macron’un İslamofobik demecinin ardından milli formayı bir daha giymeme kararı aldığını iddia etmişti. Tecrübeli oyuncu, bu haberi sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla yalanladı.

NE DEMİŞTİ?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin Yvelines bölgesindeki Les Mureaux komününde “ayrılıkçılık” üzerine düzenlenen bir toplantıya katılmış ve “Fransa’nın laik değerlerinin korunması” hedefiyle hazırlanan yeni bir plan açıklamıştı.

Burada İslamiyeti hedef alan Macron, “Fransa’daki İslam’ı dış etkilerden kurtarmamız gerek. Laiklik, birleşik Fransa’nın çimentosudur. İslam, bugün dünyanın her yerinde kriz yaşayan bir dindir.” diyerek tepki çekmişti.

kaynak: Spor Arena Dış Haberler

Devamını oku

GÜNDEM

Son dakika… Rus savaş uçakları vurdu! Çok sayıda ölü var…

Askeri muhalif kaynaklardan edinilen bilgiye göre, İdlib’in batısındaki Duveyle köyünde konuşlu SMO’ya bağlı Feylaku’ş Şam güçleri havadan …

Yayınlanma tarihi

-

Askeri muhalif kaynaklardan edinilen bilgiye göre, İdlib’in batısındaki Duveyle köyünde konuşlu SMO’ya bağlı Feylaku’ş Şam güçleri havadan vuruldu.     

SMO’nun eğitim alanına düzenlenen saldırıda çok sayıda asker hayatını kaybetti.     

Kaynaklar, saldırıyı gerçekleştiren savaş uçaklarının Rusya’ya ait olduğunu bildirdi.     

İDLİB’DEKİ DURUM     

Türkiye, Rusya ve İran arasında 4-5 Mayıs 2017’de gerçekleşen Astana toplantısında, İdlib ve komşu illerin (Lazkiye, Hama ve Halep vilayetleri) bazı bölgeleri, Humus ilinin kuzeyi, başkent Şam’daki Doğu Guta ile ülkenin güney bölgeleri (Dera ve Kuneytra vilayetleri) olmak üzere 4 “gerginliği azaltma bölgesi” oluşturuldu.     

Ancak rejim ve İran destekli teröristler, Rusya’nın hava desteğiyle 4 bölgeden 3’ünü ele geçirip İdlib’e yöneldi. Türkiye, Eylül 2018’de Rusya ile ateşkesi güçlendirmek için Soçi’de ek mutabakata vardı.     

Rusya ve rejim güçleri, Mayıs 2019’da tüm bölgeyi ele geçirmek için operasyonlara başladı ve İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi içinde çok sayıda büyük yerleşimi ele geçirdi.     

Son olarak Türkiye ve Rusya arasında 5 Mart’ta Moskova’da yeni bir mutabakat sağlandı.

Rejim güçlerinin zaman zaman ihlal ettiği ateşkes büyük ölçüde korunuyor. 2017-2020 döneminde yaklaşık 2 milyon sivil, Rusya ve rejim güçlerinin saldırılarında Türkiye sınırına yakın bölgelere göç etmek zorunda kaldı.     

Kaynak: Hürriyet

Devamını oku

ÖNE ÇIKANLAR